Yunanistan Ekonomisine Genel Bakış
2009 yılının aralık ayınca kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in AB ülkesi Yunanistan’ın kredi notunu A-‘den BBB’ye düşürmesi ile başta birlik ülkeleri olmak üzere bütün dünya gözlerini bu ülkeye çevirdi. Zira Yunanistan’da kamu açığıyla başlayan bu krizin domino etkisi göstererek, Portekiz ve İspanya gibi diğer orta büyüklükteki “Avro Bölgesi” ülkelerine sıçramasından ciddi anlamda endişe edilmektedir. Bir süre önce tarım işçilerinin başlattığı eylemler, hâlihazırda kamu açığı sıkıntısı yaşayan ülkeyi iyice güç durumda bırakmıştır.
Bu çalışmada Yunanistan’ın genel anlamda ekonomik yapısına ışık tutulmaya çalışılacak, böylece krizin anatomisini çıkarmaya çalışan araştırmacılar için kaynak oluşturulması amaçlanmaktadır.
2009 verilerine göre 11 milyonluk nüfusu barındıran Yunanistan’ın cari fiyatlarla gayri safi yurt içi hâsılası değişik kaynaklarda 330 ila 350 milyar dolar olarak gösterilmektedir.[1] Bu sayı Türkiye için 600 ila 800 milyar dolar arasında değişmesine karşın Türkiye’nin nüfusunun Yunanistan’ınkinden yaklaşık 6 kat daha büyük olması dolayısıyla kişi başına düşen gelir Yunanistan’da daha fazladır. Daha basit bir şekilde ifade etmek gerekirse Yunan halkı Türk halkından daha müreffeh bir hayat sürdürmektedir. Üstelik gelir Birleşmiş Milletler raporlarına göre gelir dağılımında adalet konusunda Yunanistan ülkemizden ciddi derecede ileri konumdadır. 2009 yılı verilerine göre Gini indeksinde[2] Türkiye 79. sırada yer alırken Yunanistan 25. sırada yer almaktadır.[3] Ancak burada üzerinde durulması gereken bir nokta vardır. Yunan halkının Türk halkına nispeten daha iyi konumda olması aynı durumun Batı Trakya Türkleri için de geçerli olduğunu anlamına gelmemektedir. Zira Batı Trakya, Yunanistan içinde işsizliğin en yüksek olduğu bölge olmanın yanı sıra kişi başına gelir burada Yunanistan ortalamasının oldukça altındadır. Yunanistan’da 2004 yılı verilerine göre kişi başına GSYİH 15.222$ iken Doğu Makedonya ve Batı Trakya’da bu sayı 10.173$’dır.[4]
Ülke ekonomisinin dağılımına bakıldığında yüzde 75’ini hizmet sektörünün oluşturduğu görülmektedir. Tarım kesimi toplam işgücünün yüzde 12’sini oluşturmasına ve kentleşme oranının yüzde 61 gibi oldukça düşük olmasına karşın tarımın GSYİH içindeki oranı yanlıca yüzde 3 civarındadır. Bu durum, gelir dağılımındaki adalete rağmen tarımla uğraşan kesimin kişi başına gelirinin ülke ortalamasının yarısına denk geldiğini ortaya koymaktadır.
Yunanistan ekonomisinin en büyük gelir kaynağı turizmdir. GSYİH’sinin yüzde 15’lik kesimini turizm gelirleri oluşturmaktadır ve yaklaşık 650 bin kişi bu alanda istihdam edilmektedir.[5] Bu bakımdan büyük bile olsa güçlü bir ekonomi arz etmemektedir. Zira son küresel ekonomik krizde de görüldüğü gibi yurt dışında meydana gelen ekonomik sıkıntılardan doğrudan etkilenmektedir. Nüfusu 11 milyon olan bu ülke, 2008 yılına 18 milyon turisti ağırlarken küresel ekonomik krizin de etkisiyle 2009 yılında bu sayı yüzde 40 oranında düşmüştür.[6] Bunun neticesinde uzun uğraşlar sonucunda 2007 yılında yüzde 3’e düşürdüğü kamu borç oranı (AB Büyüme ve İstikrar Paktı’nda öngörülen üst sınır) 2009 yılında yeniden yüzde 12,7 oranına ulaşmış ve kredi notunun düşürülmesindeki etkenlerden biri olmuştur. İşsizlik oranı da bu dönemde yüzde 7’den yüzde 9’a yükselmiştir. Yunanistan örneği, ekonomik kalkınmada lokomotif sektör olarak turizmin seçilmesinin doğru bir tercih olmadığını gözler önüne sermektedir.
Ülke ekonomisinde bir diğer önemli sektör tarihi mirasından gelen denizciliktir. Antik çağlardan beri Akdeniz havzasında bu bölgeden çıkan tüccarlar zaman zaman üstünlüğü başka topluluklara (Roma, Venedik, Osmanlı) kaptırsa da her daim önemli bir yer tutmuşlardır. Modern çağlarda da dünya çapında armatörler yine bu ülkeden çıkmıştır. Gerçekten de bugün Yunanistan dünyanın en büyük ticaret filosunu elinde bulundurmaktadır.[7] Sektörün altın çağı olan 1970’li yıllara nazaran önemli oranda küçülmesine karşın hâlâ ada devleti İngiltere ve ABD’nin toplamından daha büyük bir filoya sahiptir. Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye bu sektörde dünyada ilk 20’de olmasına rağmen komşusunun oldukça gerisindedir.[8] Özellikle Soğuk Savaş’ın bitmesinden sonra dünya ticaretinin (ekonomik kriz sekteye uğratsa da) hızla artması Yunanistan’ın bu sektör sayesinde önemli bir büyüme yakalaması ihtimalini yükseltmektedir. Ancak bu alanda da dış piyasalara ve sektörlere de ister istemez önemli oranda bağımlıdır.
Ülkenin diğer önemli gelir kaynakları ve istihdam alanları bankacılık, tekstil ve -bilhassa Batı Trakya Türkleri arasında- tütündür. Ancak önemli bir noktaya değinmek gerekirse, Yunanistan önemli bir tarım nüfusu barındırmasının da etkisiyle AB fonlarından en fazla yararlanan ülkelerden biridir. Bunun yanında 2004 yılında Atina Olimpiyatları için aldığı kredi ve gerçekleştirdiği harcamalar 2000’li yıllar boyunca istikrarlı büyüme sağlamasında önemli bir katalizör olmuştur.
Petrol ve doğalgaz kaynakları bakımından önemli ölçüde dışarıya bağımlı olan Yunanistan bu eksiğini gidermek için Burgaz – Dedeağaç petrol boru ile Trans Adriyatik doğalgaz hattının inşası için geçtiğimiz yıllarda düğmeye bastı. 2012 yılında bu hatları devreye sokmayı beklemektedir.
Yunanistan’ın dış ticarette en büyük ortakları İtalya ve Almanya’dır. İhracatının yüzde 22’si, ithalatının ise yüzde 25’i bu iki ülke ile gerçekleşmektedir.[9] Bu ülkelerin ardından ithalatta Hollanda, Fransa, Çin, Rusya gibi AB ülkeleri veya dünyanın en büyük ekonomileri ortağı olarak yer alırken ihracatta Balkan ülkeleri, Kıbrıs Rum Kesimi gibi küçük ölçekli ekonomiler yer almaktadır. Ancak ABD ve İngiltere de bu ülkenin ihracatında önemli yere sahiptir.[10] Şüphesiz ekonomik boyutuyla AB ülkeleri için önemli pazar olan bu ülkenin Balkan ülkelerinin kendisi için bir pazar oluşturması kaçınılmazdır.
Yukarıdaki tablo incelendiğinde genel olarak şu sonuçlara varılabilir; Yunan ekonomisi turizme aşırı bel bağlaması dolayısıyla dünya ölçeğindeki tüketici tercihleriyle önemli paralellik arz etmektedir. Şayet dünya ekonomisinde bir gelişme baş gösterir ve insanlar seyahat etmeye başlarsa “Yunan Ekonomik Mucizesi” gazetelerin ekonomi sayfasında yer alırken dünya ölçeğinde harcamalarda kısıtlamaya gidilirse grevlerle, seçimlerle ve AB yardımlarıyla gündeme oturur. Ticari açıdan da ekonomik açıdan da AB’ye büyük ölçüde bağımlı olan bu ülke son yıllarda Balkanlardaki atılımları ve denizcilik sayesinde iflas etmekten kurtulsa da bu haliyle önümüzdeki yıllarda zaman zaman dünya gündemine oturmaya aday olmaya devam etmektedir.
