Cingcou Sur Kalesi: Üç Krallık Efsanelerinin Kalesi
Türkiye’de “Üç Krallık” hikâyelerini bilenler, Guan Yu’yu, Liu Bei’yi ve Cao Cao’yu hatırlar. Çin’in en sevilen tarihî romanlarından biri olan “Üç Krallık Romansı”nın en önemli sahnelerinden birinin geçtiği şehir, Yangtze Irmağı’nın kıyısındaki Cingcou. Bu şehir, Çin’de bugün de kullanılan bir deyimin kaynağı: “Dikkatsizlik yüzünden Cingcou’yu kaybetmek.” Bu deyim, küçük bir ihmal yüzünden büyük bir şeyi kaybetmeyi anlatıyor ve kökeni, Guan Yu’nun bu şehri kaybetmesine dayanıyor.
Bugün Cingcou, Çin’in güneyinde en iyi korunmuş eski şehir surlarından birine sahip. Su, tuğla ve toprak olmak üzere üç katmanlı bir savunma sistemi; altı kapı; ve surların üzerinde yürürken hissettiğiniz bin yıllık efsanelerin ağırlığı. Çin kaleleri serimizin on yedinci durağında, Üç Krallık efsanelerinin bu kalesini birlikte, sohbet havasında geziyoruz. Her zamanki gibi, kesin bilinenlerle efsaneleri ayırmaya özen gösterdik.

İçindekiler
- Cingcou Nerede?
- Chu Krallığı ve Ying Başkenti
- Üç Krallık Döneminde Cingcou
- Guan Yu ve Cingcou’nun Kaybı
- Bir Deyimin Doğuşu
- Üç Krallık Romansı
- Surların Tarihi
- Su, Tuğla ve Toprak: Üç Katmanlı Savunma
- Altı Kapı
- Cingcou Müzesi
- Guan Yu Heykeli Tartışması
- Kızıl Kayalıklar Savaşı
- Yangtze Irmağı ve Şehir
- Cingcou’da Bir Gün
- Hubei Sofrası
- Video
- Ulaşım ve Pratik Bilgiler
- Hangi Mevsimde Gitmeli?
- Ziyaret İpuçları
- Sık Sorulan Sorular
- Guan Yu’nun Mirası
- Son Söz
- Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler
Cingcou Nerede?
Cingcou, Çin’in orta kesimindeki Hubei eyaletinde, Yangtze Irmağı’nın kuzey kıyısında yer alıyor. Şehir, eyaletin başkenti Vuhan’ın yaklaşık 200-250 kilometre batısında, Jianghan Ovası olarak bilinen verimli bir ovanın batı ucunda bulunuyor. Bu ova, Yangtze ve Han ırmaklarının oluşturduğu, göllerle ve kanallarla dolu, Çin’in en önemli pirinç üretim bölgelerinden biri.
Koordinatlar: yaklaşık 30°21′ K, 112°11′ D. Google Haritalar’da konumu açın.
Cingcou’nun konumu, tarih boyunca son derece stratejik oldu. Şehir, Yangtze Irmağı’nın orta kesiminde, ırmağın yukarı kesimlerini, yani Sichuan’ı, aşağı kesimleriyle, yani doğudaki ovalarla bağlayan bir noktada. Ayrıca, kuzeydeki Han Irmağı vadisi aracılığıyla, Çin’in kuzey ovalarına da bağlantısı var. Bu yüzden Cingcou’yu kontrol eden, Çin’in güneyini ve orta kesimini kontrol etme şansına sahip oluyordu. Çin’de eski bir söze göre, Cingcou “dokuz eyaletin göbeği”ydi.
Chu Krallığı ve Ying Başkenti
Cingcou bölgesinin tarihi, çok eskilere, milattan önceki birinci binyılın ortalarına kadar uzanıyor. Bu dönemde, bölge, Çin’in güneyindeki en büyük ve en güçlü krallıklardan biri olan Chu Krallığı’nın merkeziydi. Chu Krallığı’nın başkenti Ying, bugünkü Cingcou’nun birkaç kilometre kuzeyinde bulunuyordu. Kaynaklara göre, Ying yaklaşık dört yüz yıl boyunca Chu’nun başkenti olarak kaldı.
Chu Krallığı, kendine özgü bir kültüre sahipti. Chu sanatı, zengin renkleri, hayvan motifleri ve mistik temalarıyla, kuzeydeki Çin krallıklarının sanatından farklıydı. Chu’nun en ünlü şairi Qu Yuan, Çin edebiyatının en önemli isimlerinden biri. Qu Yuan’ın anısına her yıl kutlanan Ejderha Teknesi Festivali, bugün de Çin’in en önemli bayramlarından biri.
Ying’in kalıntıları, bugün Cingcou’nun kuzeyindeki tarlaların altında yatıyor. Bölgede yapılan kazılarda, Chu dönemine ait çok sayıda mezar ve eser bulundu. Bu eserlerin önemli bir kısmı, bugün Cingcou Müzesi’nde sergileniyor. MÖ 278’de, Qin Krallığı Ying’i ele geçirerek Chu’yu bu bölgeden çıkardı; bu, Qin’in Çin’i birleştirme sürecinin önemli adımlarından biriydi.

Üç Krallık Döneminde Cingcou
Cingcou’nun en ünlü dönemi, 3. yüzyıldaki Üç Krallık dönemi. Han hanedanının çöküşünden sonra, Çin üç büyük güç arasında bölündü: kuzeyde Cao Cao’nun kurduğu Wei, güneydoğuda Sun Quan’ın Wu’su ve güneybatıda Liu Bei’nin Shu’su. Bu üç güç arasındaki mücadele, Çin tarihinin en dramatik ve en çok anlatılan dönemlerinden biri oldu.
Cingcou, bu mücadelenin tam ortasındaydı. Coğrafi konumu nedeniyle, üç gücün de Cingcou’yu kontrol etmek için büyük bir istekle mücadele ettiği bir yerdi. 208’deki ünlü Kızıl Kayalıklar Savaşı’ndan sonra, Cingcou bölgesi önce Liu Bei’nin kontrolüne geçti. Ancak Sun Quan da Cingcou üzerinde hak iddia ediyordu; çünkü Kızıl Kayalıklar Savaşı’nda Cao Cao’ya karşı asıl mücadeleyi kendi ordusunun verdiğini düşünüyordu.
Bu anlaşmazlık, Liu Bei ile Sun Quan arasındaki ittifakı sürekli olarak zorladı. Kaynaklarda, Liu Bei’nin Cingcou’yu “ödünç aldığı” ve Sichuan’ı ele geçirdikten sonra geri vereceğini söylediği anlatılıyor; ama Liu Bei, Cingcou’yu hiçbir zaman tam olarak geri vermedi. Bu durum, Çin’de “Cingcou’yu ödünç almak” gibi bir deyimin de doğmasına yol açtı; bu deyim, bir şeyi ödünç alıp bir daha geri vermemeyi anlatıyor.
Guan Yu ve Cingcou’nun Kaybı
Liu Bei, Sichuan’ı ele geçirmek için batıya gittiğinde, Cingcou’nun savunmasını en güvendiği komutanı, kan kardeşi Guan Yu’ya bıraktı. Guan Yu, Çin tarihinin en ünlü askerî figürlerinden biri. Cesareti, sadakati ve dürüstlüğüyle tanınan Guan Yu, uzun sakalı, kırmızı yüzü ve ünlü “Yeşil Ejderha Hilal Kılıcı” ile tasvir edilir.
Guan Yu, yıllarca Cingcou’yu başarıyla savundu. 219 yılında ise, kuzeydeki Wei kuvvetlerine karşı büyük bir saldırı başlattı. Bu saldırı başlangıçta büyük başarı kazandı; Guan Yu, Wei’nin önemli bir ordusunu yenerek komutanlarını esir aldı ve kuzeydeki Fancheng şehrini kuşattı. Bu zafer, Guan Yu’nun ününü doruğa çıkardı.
Ancak Guan Yu, kuzeye odaklanırken, arkasını, yani Cingcou’yu yeterince koruyamadı. Wu’nun komutanı Lü Meng, bu fırsatı değerlendirdi. Kaynaklara göre, Lü Meng, askerlerini tüccar kılığına sokarak, gizlice Yangtze Irmağı’nı geçti ve Guan Yu’nun Cingcou’daki karakollarını birer birer ele geçirdi. Cingcou, neredeyse hiç savaşmadan Wu’nun eline geçti. Guan Yu, arkasındaki şehrin düştüğünü öğrendiğinde, artık çok geçti. Geri çekilmeye çalışan Guan Yu, Wu kuvvetleri tarafından yakalandı ve 220 yılı civarında idam edildi.
Guan Yu’nun ölümü, Shu krallığı için büyük bir felaket oldu. Liu Bei, kan kardeşinin intikamını almak için Wu’ya karşı büyük bir sefer düzenledi; ama bu sefer de yenilgiyle sonuçlandı ve Liu Bei kısa süre sonra öldü. Cingcou’nun kaybı, Shu’nun gerilemesinin başlangıcı oldu.
Bir Deyimin Doğuşu
Guan Yu’nun Cingcou’yu kaybetmesi, Çin’de bugün de yaygın olarak kullanılan bir deyimin kaynağı oldu: “Dikkatsizlik yüzünden Cingcou’yu kaybetmek.” Bu deyim, aşırı özgüven, dikkatsizlik ya da küçük bir ihmal nedeniyle büyük bir şeyi kaybetmeyi anlatıyor. Çinliler, bir işte dikkatsizlik yüzünden başarısız olan birinden söz ederken, bu deyimi kullanıyor.
Bu deyim, Guan Yu’nun hikâyesinin trajik yönünü de yansıtıyor. Çin kültüründe Guan Yu, sadakatin ve cesaretin sembolü olarak tanrılaştırılmış bir figür. Ama aynı Guan Yu, gururu ve aşırı özgüveni nedeniyle en önemli görevinde başarısız oldu. Bu çelişki, onun hikâyesini daha insani ve daha dokunaklı kılıyor.

Üç Krallık Romansı
Cingcou’nun ve Guan Yu’nun hikâyesini bu kadar ünlü yapan şey, büyük ölçüde 14. yüzyılda yazılan “Üç Krallık Romansı” adlı roman. Bu roman, Luo Guanzhong’a atfedilen ve Çin edebiyatının dört büyük klasik romanından biri olarak kabul edilen bir eser. Roman, Üç Krallık döneminin tarihini, efsanelerle ve dramatik sahnelerle zenginleştirerek anlatıyor.
Romanda Guan Yu, neredeyse kusursuz bir kahraman olarak tasvir ediliyor. Liu Bei ve Zhang Fei ile birlikte bir şeftali bahçesinde yaptıkları kan kardeşliği yemini, Çin kültüründe sadakatin en güzel sembolü hâline geldi. Guan Yu’nun Cao Cao’ya esir düştüğünde bile Liu Bei’ye olan sadakatini koruması, beş geçidi aşarak kardeşine kavuşması gibi sahneler, Çin’de nesiller boyu anlatılan hikâyeler oldu.
Romanın bazı bölümleri tarihî gerçeklere dayanırken, bazıları ise yazarın hayal gücünün ürünü. Örneğin, Guan Yu’nun ünlü “Yeşil Ejderha Hilal Kılıcı”nın tarihî bir gerçeklik olup olmadığı tartışmalı. Ama ne olursa olsun, roman, Üç Krallık dönemini Çin’in ve Doğu Asya’nın kolektif hafızasına kazıdı. Bugün de bu hikâyeler, filmler, diziler, çizgi romanlar ve video oyunları aracılığıyla yeni nesillere ulaşıyor.
Guan Yu, ölümünden sonraki yüzyıllarda giderek daha fazla saygı gördü ve sonunda bir tanrı olarak tapınılmaya başlandı. Bugün Guan Yu, Çin’de savaşın, sadakatin ve ticaretin koruyucu tanrısı olarak kabul ediliyor. Çin’in dört bir yanında, hatta dünyanın pek çok yerindeki Çin mahallelerinde, Guan Yu’ya adanmış tapınaklar bulunuyor. Serimizin Şanhayguan ve Cüyongguan yazılarında da, garnizonlardaki Guan Yu tapınaklarından söz etmiştik.
Surların Tarihi
Cingcou’nun surlarının tarihi, Üç Krallık döneminden de eskilere uzanıyor. Kaynaklarda, Cingcou’da ilk toprak surların, Üç Krallık döneminde, Guan Yu’nun komutasında güçlendirildiği anlatılıyor. Sonraki yüzyıllarda, surlar defalarca yıkıldı ve yeniden inşa edildi.
Song döneminde, yani 12. yüzyılda, surların ilk kez tuğlayla kaplandığı belirtiliyor. Ming döneminde, surlar yeniden inşa edildi ve genişletildi. Ancak Ming döneminin sonlarındaki savaşlar sırasında, surlar büyük hasar gördü. Bugün gördüğümüz tuğla surların büyük kısmı, kaynaklara göre 1646 yılında, Çing hanedanının ilk yıllarında, Ming dönemi surlarının temelleri üzerine yeniden inşa edildi.
Cingcou surları, yaklaşık 11 kilometre uzunluğunda. Kaynaklarda surların çevresinin 10,5-11,3 kilometre arasında olduğu, yüksekliğinin ise yaklaşık 9 metre olduğu belirtiliyor. Surlar, Çin’in güneyinde, yani Yangtze Irmağı’nın güneyinde ve çevresinde, en iyi korunmuş eski şehir surları arasında kabul ediliyor. Serimizde anlattığımız Şian, Pingyao ve Nankin surlarıyla birlikte, Çin’in en önemli eski şehir surlarından biri olarak anılıyor.
Su, Tuğla ve Toprak: Üç Katmanlı Savunma
Cingcou surlarının en ilginç özelliği, üç katmanlı savunma sistemi. En dışta, şehri tamamen çevreleyen geniş bir hendek bulunuyor. Bu hendek, Yangtze Irmağı’ndan ve çevredeki göllerden beslenen bir su kanalı; şehrin ilk savunma hattını oluşturuyor. Hendeğin genişliği, bazı yerlerde onlarca metreye ulaşıyor.
Hendeğin içinde, tuğla surlar yükseliyor. Bu surlar, büyük gri tuğlalardan yapılmış ve kireç harcıyla birbirine bağlanmış. Tuğla surların hemen içinde ise, daha eski dönemlere ait toprak surların kalıntıları bulunuyor. Bu toprak surlar, tuğla surların arkasında ikinci bir savunma hattı ve aynı zamanda tuğla surlara destek işlevi görüyordu.
Bu üç katmanlı yapı, yani “su şehri, tuğla şehri ve toprak şehri,” Cingcou’yu son derece güçlü bir kale yapıyordu. Bugün de, surların çevresinde yürürken, bu üç katmanı açıkça görebiliyorsunuz. Hendeğin kenarındaki yürüyüş yollarından, suyun üzerinde yükselen tuğla surlara ve onların arkasındaki toprak tümseklere bakmak, Cingcou’nun savunma mantığını anlamak için harika bir fırsat.

Altı Kapı
Cingcou surlarında, kaynaklara göre altı ana kapı bulunuyor. Bu kapıların her birinin önünde, serimizde sık sık bahsettiğimiz türden kapı avluları var. Kapıların bazılarının üzerinde, kapı kuleleri yükseliyor. Kapıların en ünlüsü, doğu kapısı. Doğu kapısının üzerinde, Binyang Kulesi adlı görkemli bir kule bulunuyor. Bu kule, bugün yeniden inşa edilmiş hâliyle, Cingcou’nun simgelerinden biri.
Doğu kapısının önünde, hendeğin üzerinden geçen eski bir taş köprü bulunuyor. Bu köprü, şehre girmek için kullanılan ana yollardan birinin üzerinde. Köprünün üzerinden, hendeğin sularına ve tuğla surlara bakan manzara, Cingcou’nun en güzel manzaralarından biri. Doğu kapısı, bugün de Cingcou ziyaretinin en popüler başlangıç noktası.
Kuzey kapısı ise, “Büyük Kuzey Kapısı” olarak biliniyor. Bu kapının, eskiden Cingcou’dan kuzeye, Chu’nun eski başkenti Ying’e ve oradan kuzey ovalarına giden yolun başlangıcı olduğu belirtiliyor. Kapının kemerinin altından geçerken, yüzyıllar boyunca bu kapıdan geçen askerleri, tüccarları ve yolcuları düşünmek, insanı tarihin derinliklerine götürüyor.
Cingcou’nun diğer kapıları da, her biri kendine özgü hikâyelere sahip. Bazı kapıların adları, Üç Krallık dönemine ait efsanelerle ilişkilendiriliyor. Ancak bu efsanelerin ne kadarının tarihî gerçeklere dayandığını bilmek zor. Surların çevresinde yürürken, her kapıda biraz durarak, kapıların yapısını ve çevresini incelemek, Cingcou gezisinin keyifli bir parçası.
Cingcou Müzesi
Cingcou’yu ziyaret ederken, mutlaka uğramanız gereken yerlerden biri, Cingcou Müzesi. Bu müze, Hubei eyaletinin en önemli müzelerinden biri ve Chu Krallığı dönemine ait zengin koleksiyonlarıyla ünlü. Müzede, Ying’in çevresindeki mezarlarda bulunan bronz eşyalar, lake işleri, ipek kumaşlar, yeşim süs eşyaları ve silahlar sergileniyor.
Müzenin en ünlü eserlerinden biri, Han dönemine ait bir mezarda bulunan, yaklaşık iki bin yıllık, olağanüstü iyi korunmuş bir erkek cesedi. Bu ceset, mezarın özel yapısı ve içindeki sıvı sayesinde, iki bin yıl boyunca neredeyse bozulmadan kalmış. Ayrıca müzede, Chu dönemine ait, son derece iyi korunmuş ipek giysiler de bulunuyor. Bu ipek giysiler, iki bin beş yüz yıl öncesinin dokuma tekniklerini ve desenlerini gösteren eşsiz eserler.
Müzede ayrıca, Chu Krallığı’nın lake sanatının en güzel örnekleri sergileniyor. Chu lake işleri, kırmızı ve siyah renkleri, ince desenleri ve hayvan figürleriyle, Çin sanatının en özgün örnekleri arasında. Bu eserler, Chu kültürünün ne kadar zengin ve gelişmiş olduğunu açıkça gösteriyor.
Guan Yu Heykeli Tartışması
Cingcou’nun son yıllardaki hikâyesinde, Guan Yu ile ilgili ilginç bir tartışma da var. 2016’da, Cingcou’da, şehrin eski surlarının yakınına, Guan Yu’yu tasvir eden devasa bir heykel dikildi. Kaynaklarda bu heykelin 50 metreyi aşan bir yüksekliğe sahip olduğu belirtiliyor. Heykel, Guan Yu’yu ünlü kılıcını tutarken tasvir ediyordu.
Ancak bu heykel, kısa süre içinde büyük tartışmalara yol açtı. Eleştirmenler, heykelin çok büyük olduğunu, tarihî şehrin silüetini bozduğunu, inşaat izinlerinin uygun şekilde alınmadığını ve kamu kaynaklarının israf edildiğini ileri sürdü. Sonunda yetkililer, heykelin yerinden kaldırılarak başka bir yere taşınmasına karar verdi. Bu taşıma işlemi, birkaç yıl sürdü ve heykel şehrin farklı bir noktasına taşındı.
Bu tartışma, Çin’de tarihî mirasın korunması ile turizm projeleri arasındaki gerilimin bir başka örneği. Datong yazımızda da benzer bir tartışmadan söz etmiştik. Bu tür tartışmalar, tarihî şehirlerin geleceği konusunda önemli soruları gündeme getiriyor.
Kızıl Kayalıklar Savaşı
Cingcou’nun Üç Krallık dönemindeki önemini anlamak için, bu dönemin en ünlü savaşı olan Kızıl Kayalıklar Savaşı’ndan da söz etmek gerekiyor. 208 yılının kışında, kuzeyin güçlü hükümdarı Cao Cao, büyük bir orduyla güneye doğru ilerledi. Amacı, Yangtze Irmağı’nın güneyindeki toprakları ele geçirerek Çin’i yeniden birleştirmekti. Cao Cao, önce Cingcou’yu ele geçirdi ve buradan Yangtze Irmağı boyunca doğuya doğru ilerledi.
Ancak Liu Bei ve Sun Quan, Cao Cao’ya karşı bir ittifak kurdu. İki ordunun birleşik kuvvetleri, Yangtze Irmağı üzerinde, Kızıl Kayalıklar olarak bilinen bir yerde Cao Cao’nun ordusuyla karşılaştı. Kaynaklara göre, Sun Quan’ın komutanları, Cao Cao’nun birbirine bağlı gemilerine ateşli gemiler göndererek büyük bir yangın çıkardı. Cao Cao’nun filosu yandı ve ordusu ağır bir yenilgiye uğradı.
Kızıl Kayalıklar Savaşı, Çin tarihinin dönüm noktalarından biri oldu. Bu savaş, Çin’in üç krallığa bölünmesini kesinleştirdi ve yaklaşık altmış yıl sürecek bir bölünmüşlük döneminin başlangıcı oldu. Savaşın kesin yeri hâlâ tartışmalı; ama genellikle Cingcou’nun doğusunda, Yangtze Irmağı üzerinde bir noktada olduğu kabul ediliyor. Bu savaştan sonra, Cingcou üç gücün çekişme alanı hâline geldi.
Yangtze Irmağı ve Şehir
Cingcou’nun hikâyesi, Yangtze Irmağı’ndan ayrı düşünülemez. Çin’in en uzun ırmağı olan Yangtze, Tibet Platosu’ndan doğarak binlerce kilometre boyunca doğuya akıyor ve Şanghay’ın yakınında Doğu Çin Denizi’ne dökülüyor. Cingcou, bu ırmağın orta kesiminde, ırmağın dağlık yukarı kesiminden geniş ovalara açıldığı noktanın yakınında bulunuyor.
Yangtze, Cingcou’ya hem bereket hem de tehlike getirdi. Irmağın getirdiği alüvyonlar, çevredeki toprakları son derece verimli yaptı; ırmak üzerindeki ticaret, şehri zenginleştirdi. Ama ırmağın taşkınları da, tarih boyunca büyük felaketlere yol açtı. Cingcou’nun güneyindeki bölge, Yangtze’nin en tehlikeli taşkın alanlarından biri. Bu nedenle, şehrin çevresinde yüzyıllar boyunca bentler ve setler inşa edildi.
Bugün Cingcou’nun güneyinden geçen Yangtze, büyük kargo gemileri ve yolcu gemileriyle dolu. Irmağın kıyısındaki parklarda yürürken, ırmak üzerindeki bu hareketliliği izleyebilir ve Kızıl Kayalıklar Savaşı’nın gemilerini hayal edebilirsiniz.
Cingcou’da Bir Gün
Cingcou’yu gezmeye, doğu kapısından başlamanızı öneririz. Kapının önündeki taş köprüden geçerek kapıya ulaşın, Binyang Kulesi’ni gezin ve ardından surların üzerine çıkın. Surların üzerinde, bir yanda hendeğin sularını, öbür yanda eski şehrin çatılarını izleyerek yürüyebilirsiniz.
Surların bütün çevresini yürümek ya da bisikletle dolaşmak mümkün; ama bu, birkaç saat sürebilir. Alternatif olarak, surların çevresindeki hendek boyunca uzanan yürüyüş yollarını kullanabilirsiniz. Bu yollar, ağaçlarla ve çiçeklerle çevrili, huzurlu bir ortam sunuyor. Ayrıca, hendeğin üzerinde tekne turları da düzenleniyor; bu turlar, surları sudan görmek için güzel bir fırsat.
Öğleden sonra, Cingcou Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Müze, eski şehrin içinde yer alıyor ve en az iki-üç saat ayırmanızı gerektiren zengin bir koleksiyona sahip. Akşam ise, eski şehrin sokaklarında yürüyerek, yerel lokantalarda Hubei mutfağının lezzetlerini tadabilirsiniz.
Hubei Sofrası
Cingcou, Hubei eyaletinin mutfağını tatmak için güzel bir yer. Hubei mutfağı, bölgenin bol göllerinden ve ırmaklarından gelen tatlı su balıklarıyla ünlü. Buharda pişirilmiş balıklar, balık köfteleri ve balık çorbaları, Cingcou sofralarının vazgeçilmezleri. Ayrıca, nilüfer kökü, Hubei’nin en sevilen sebzelerinden biri; nilüfer kökünden yapılan çorbalar ve kızartmalar, bölgenin özel lezzetleri arasında.
Cingcou’nun kendine özgü bazı lezzetleri de var. Bunlardan biri, Cingcou’nun ünlü balık köfteleri; bu köfteler, son derece yumuşak ve hafif dokusuyla biliniyor. Ayrıca, sabah kahvaltısında yenen çeşitli hamur işleri ve erişteler de, Cingcou’nun sokak lezzetleri arasında. Eski şehrin sokaklarında dolaşırken, bu lezzetleri tatmayı unutmayın.
Video
Cingcou’nun surlarını gitmeden önce biraz görmek isterseniz, aşağıdaki video eski şehrin surlarını ve kapılarını gösteriyor.
Ulaşım ve Pratik Bilgiler
Cingcou’ya ulaşmanın en kolay yolu, tren. Cingcou, Vuhan ile Chongqing arasındaki hızlı tren hattının üzerinde; Vuhan’dan hızlı trenle bir-iki saatte ulaşabilirsiniz. Ayrıca, Cingcou’nun bir havalimanı da bulunuyor ve Çin’in bazı büyük şehirlerinden uçuşlar yapılıyor. Vuhan’dan otobüsle de Cingcou’ya gitmek mümkün.
Şehir içinde, eski şehir ve surlar, taksiyle ya da yerel otobüslerle kolayca ulaşılabilir durumda. Surların çevresinde bisiklet kiralamak da güzel bir seçenek. Giriş ücretleri ve açılış saatleri değişebildiği için, güncel bilgileri önceden kontrol etmenizi öneririz.
Hangi Mevsimde Gitmeli?
Cingcou, Çin’in orta kesiminde, nemli subtropikal bir iklime sahip. Yazlar çok sıcak ve nemli; temmuz ve ağustos aylarında sıcaklıklar sık sık 35 dereceyi aşıyor. Kışlar ise serin ve nemli. En rahat ziyaret dönemleri, ilkbahar (mart-mayıs) ve sonbahar (eylül-kasım). İlkbaharda, hendeğin kenarındaki ağaçlar çiçek açıyor; sonbaharda ise hava serin ve gökyüzü berrak.
Ziyaret İpuçları
- Üç Krallık hikâyelerini okuyun: Gitmeden önce Üç Krallık dönemi ve Guan Yu hakkında biraz okumak, Cingcou gezinizi çok daha anlamlı kılacak.
- Doğu kapısından başlayın: Doğu kapısı, Binyang Kulesi ve önündeki taş köprüyle, Cingcou’nun en güzel başlangıç noktası.
- Müzeyi atlamayın: Cingcou Müzesi, Chu Krallığı’nın zengin mirasını görmek için eşsiz bir yer.
- Bisiklet kiralayın: Surların çevresinde bisikletle dolaşmak, şehri tanımanın keyifli bir yolu.
- Tekne turuna katılın: Hendeğin üzerindeki tekne turları, surları farklı bir açıdan görmek için güzel bir fırsat.
- Yaz sıcağına dikkat edin: Yaz aylarında gidiyorsanız, sabah erken ya da akşamüstü saatlerini tercih edin.
Sık Sorulan Sorular
“Dikkatsizlik yüzünden Cingcou’yu kaybetmek” deyimi ne anlama geliyor? Bu deyim, aşırı özgüven ya da küçük bir ihmal nedeniyle büyük bir şeyi kaybetmeyi anlatıyor. Kökeni, Guan Yu’nun 219 yılında Cingcou’yu Wu kuvvetlerine kaptırmasına dayanıyor.
Cingcou surları ne zaman inşa edildi? Bugün gördüğümüz tuğla surların büyük kısmı, kaynaklara göre 1646’da, Çing döneminin başlarında, Ming dönemi surlarının temelleri üzerine inşa edildi. Ancak şehirdeki sur geleneği çok daha eskilere uzanıyor.
Surların uzunluğu ne kadar? Kaynaklara göre yaklaşık 11 kilometre.
Ne kadar zaman ayırmalıyım? Surlar ve müze için en az bir tam gün ayırmanızı öneririz.
Guan Yu heykeli hâlâ orada mı? 2016’da dikilen devasa Guan Yu heykeli, tartışmalar sonucunda şehrin farklı bir noktasına taşındı. Güncel durumunu ziyaret öncesinde kontrol etmenizi öneririz.
Guan Yu’nun Mirası
Guan Yu, ölümünden sonraki yüzyıllarda Çin’in en çok saygı gören figürlerinden biri hâline geldi. Hükümdarlar ona unvanlar verdi, halk onun için tapınaklar inşa etti. Bugün Çin’de pek çok dükkânda, lokantada ve evde Guan Yu’nun küçük bir heykeli ya da resmi bulunuyor; çünkü o, sadakatin ve dürüstlüğün yanı sıra ticaretin de koruyucusu olarak görülüyor. Cingcou’yu kaybeden komutanın, Çin halkının gözünde bu kadar yücelmesi, tarihin ilginç ironilerinden biri.
Cingcou’da yürürken, Guan Yu’nun izini her yerde hissedebilirsiniz. Şehirdeki Guan Yu tapınağı, onun hayatını anlatan sergiler ve sokaklardaki hediyelik eşyalar, bu büyük figürün şehirle olan bağını yaşatıyor. Kaybettiği şehir, bugün onun en büyük anıtına dönüşmüş durumda.
Son Söz
Cingcou, efsanelerle tarihin iç içe geçtiği bir şehir. Chu Krallığı’nın eski başkenti, Üç Krallık döneminin en çok çekişilen kalesi, Guan Yu’nun kaybettiği ve bir deyime adını veren şehir. Su, tuğla ve toprak katmanlarıyla çevrili surlarının üzerinde yürürken, Kızıl Kayalıkların ateşlerini, Lü Meng’in tüccar kılığındaki askerlerini ve Guan Yu’nun son günlerini hayal edebilirsiniz. Cingcou, bize küçük bir dikkatsizliğin büyük sonuçlar doğurabileceğini hatırlatan, ama aynı zamanda sadakat ve cesaretin yüzyıllar boyunca yaşayabileceğini gösteren bir şehir.
Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler
Cingcou, Çin’in en iyi korunmuş eski şehir surlarından biri. Serimizde anlattığımız diğer şehir surları ve kaleler:
Nankin Sur Kalesi: Yangtze Irmağı’nın aşağı kesiminde, Ming hanedanının ilk başkentinin dev surları.
Şian Sur Kalesi: İpek Yolu’nun başlangıç noktası olan büyük şehrin Ming dönemi surları.
Pingyao: Shanxi’de, Ming surları içindeki yaşayan eski şehir.
Şanhayguan: Ming Seddi’nin doğu ucunda, dağ ile denizin buluştuğu geçit.
