Pingyao: Ming Surları İçindeki Yaşayan Şehir

Bazı şehirler müzeye dönüşür; bazıları ise, müze gibi korunmuş olsa da, yaşamaya devam eder. Pingyao, ikinci türden bir şehir. Kuzey Çin’in Shanxi eyaletinde, altı yüz yılı aşkın bir süredir ayakta duran surların içinde, dar sokaklar, gri kiremitli avlulu evler, eski dükkânlar, tapınaklar ve bir zamanlar Çin’in finans merkezi olan bankalar bulunuyor. Ve bütün bunların arasında, insanlar hâlâ yaşıyor, çalışıyor, çocuklar okula gidiyor, yaşlılar sokak kenarlarında çay içiyor.

Çin kaleleri serimizin on dördüncü durağında, Şian’dan sonra kuzeydoğuya, Pingyao’ya gidiyoruz. Çin’in en iyi korunmuş eski şehirlerinden biri olan bu kasaba, surlarıyla olduğu kadar, Çin bankacılığının doğduğu yer olmasıyla da ünlü. Gelin, bu yaşayan müzeyi birlikte, sohbet havasında, sokak sokak gezelim. Her zamanki gibi, kesin bilinenlerle rivayetleri ayırmaya özen gösterdik.

Pingyao sur kalesi
Pingyao sur kalesi

Pingyao Nerede?

Pingyao, Çin’in kuzeyindeki Shanxi eyaletinde, eyaletin başkenti Taiyuan’ın yaklaşık 90-100 kilometre güneyinde yer alıyor. Kasaba, Fen Irmağı’nın vadisinde, Lös Platosu’nun verimli ovalarından birinde kurulmuş. Bu ova, binlerce yıldır tarım yapılan, Çin uygarlığının en eski merkezlerinden biri.

Koordinatlar: yaklaşık 37°12′ K, 112°11′ D. Google Haritalar’da konumu açın.

Bugün Pingyao, iki kısımdan oluşuyor: surların içindeki eski şehir ve surların dışında gelişmiş modern kasaba. Eski şehir, yaklaşık 2,25 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor ve surlarla tamamen çevrili. Modern kasaba ise, eski şehrin etrafında, özellikle kuzeyinde ve batısında yayılıyor. Turistlerin büyük çoğunluğu, eski şehrin içinde kalıyor ve geziyor.

Shanxi eyaleti, Çin’in tarihî açıdan en zengin eyaletlerinden biri. Eyalette, Çin’deki Song, Liao ve Cin dönemlerinden kalma ahşap yapıların önemli bir kısmı bulunuyor. Ayrıca Yungang Mağaraları, Wutai Dağı ve Datong’un surları gibi önemli tarihî yerler de Shanxi’de. Pingyao, bu zengin mirasın en canlı ve en bütünlüklü örneklerinden biri.

Kasabanın Uzun Geçmişi

Pingyao’nun tarihi, kaynaklara göre milattan önceki yüzyıllara, Zhou hanedanı dönemine kadar uzanıyor. Kasaba, farklı dönemlerde farklı adlarla anıldı ve farklı yönetimler altında kaldı. Kuzey Wei döneminde, 5. yüzyılda, kasabaya “Pingyao” adı verildi. Bu ad, kabaca “düz ve uzak” ya da “sakin ve uzun” gibi anlamlara geliyor.

Pingyao, uzun tarihi boyunca, Çin’in kuzey sınırına yakın bir bölgede yer aldı. Bu nedenle, bozkır halklarıyla Çin arasındaki ilişkilerden de etkilendi. Kuzeydeki Hiung-nu’lardan Göktürklere, Kitanlardan Moğollara kadar pek çok bozkır halkı, Shanxi’nin kuzey bölgeleriyle yoğun ilişkiler içinde oldu. Pingyao’nun surlarının bu kadar güçlü inşa edilmesinin nedenlerinden biri de, kuzeyden gelebilecek tehditlerdi.

Pingyao'nun dış surları
Pingyao’nun dış surları

Ming Surları

Pingyao’nun bugün gördüğümüz surları, Ming döneminde inşa edildi. Kaynaklara göre, 1370 yılında, Ming hanedanının kurucusu Hongwu İmparatoru’nun hükümdarlığının üçüncü yılında, kasabanın eski toprak surları genişletilerek yeniden inşa edildi. Bu yeni surlar, dış yüzleri tuğlayla kaplanmış, sağlam bir yapıya sahipti. Sonraki yüzyıllarda, özellikle Ming ve Çing dönemlerinde, surlar defalarca onarıldı ve güçlendirildi.

Pingyao surları, yaklaşık 6 kilometre uzunluğunda. Kaynaklarda surların çevresinin 6,1-6,2 kilometre civarında olduğu belirtiliyor. Surların yüksekliği yaklaşık 10-12 metre. Surların dışında, eskiden suyla dolu olan bir hendek bulunuyordu; bu hendeğin izleri bugün de kısmen görülebiliyor.

Pingyao surları, Çin’de bugüne kadar ayakta kalabilmiş en eksiksiz Ming dönemi ilçe surlarından biri olarak kabul ediliyor. Çin’in pek çok şehrinde, 20. yüzyılda modernleşme sürecinde eski surlar yıkıldı. Pingyao’nun surları ise, büyük ölçüde korunabildi. Bu, Pingyao’yu Çin’in en değerli tarihî şehirlerinden biri yapıyor.

Surların üzerinde yürümek, Pingyao gezisinin en güzel deneyimlerinden biri. Surların üzerinden, eski şehrin gri kiremitli çatılarını, avluları, tapınakların kıvrık çatılarını ve şehrin ortasında yükselen Pazar Kulesi’ni görebiliyorsunuz. Surların bütün çevresini yürümek, birkaç saat sürebiliyor; ama bazı bölümler restorasyon nedeniyle kapalı olabiliyor.

Kaplumbağa Şehir

Pingyao’nun surları hakkında anlatılan en güzel rivayetlerden biri, şehrin bir kaplumbağa biçiminde tasarlandığı. Çin kültüründe kaplumbağa, uzun ömrün, istikrarın ve dayanıklılığın sembolü. Bir şehrin kaplumbağa biçiminde tasarlanması, onun uzun ömürlü ve sarsılmaz olmasını dilemek anlamına geliyordu.

Rivayete göre, şehrin güney kapısı kaplumbağanın başı, kuzey kapısı kuyruğu, doğu ve batı yanlarındaki dört kapı ise ayakları. Güney kapısının dışında bulunan iki kuyu, kaplumbağanın gözleri olarak kabul ediliyor. Kuzey kapısının dışındaki yolun biraz eğri olması ise, kaplumbağanın kuyruğunun hafifçe kıvrılmasına benzetiliyor. Ayrıca, doğu kapılarından birinin dışındaki kapı avlusunun açıklığının, kaplumbağanın ayağının kaçmasını önlemek için bağlandığına dair bir hikâye de anlatılıyor.

Bu tasarımın gerçekten bilinçli bir şekilde yapılıp yapılmadığını kesin olarak söylemek zor. Bu tür sembolik yorumların bir kısmı, sonradan yapılmış açıklamalar olabilir. Ama kaplumbağa şehir hikâyesi, Pingyao’nun en sevilen anlatılarından biri ve şehrin ruhunu güzel bir şekilde yansıtıyor: uzun ömürlü, sabırlı ve sarsılmaz.

72 Kule ve 3.000 Mazgal

Pingyao surları boyunca, düzenli aralıklarla gözetleme kuleleri bulunuyor. Kaynaklara göre, surlarda 72 gözetleme kulesi ve yaklaşık 3.000 mazgal var. Bu sayılar, rastgele değil. Geleneksel anlatıya göre, 72 kule Konfüçyüs’ün 72 seçkin öğrencisini, 3.000 mazgal ise Konfüçyüs’ün toplam 3.000 öğrencisini simgeliyor.

Bu sembolizm, Çin kültüründe Konfüçyüsçülüğün ne kadar önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor. Bir askerî yapının bile, Konfüçyüs’ün öğretilerine bir saygı ifadesi olarak tasarlanması, Çin medeniyetinin eğitim, bilgelik ve ahlak değerlerine verdiği önemi yansıtıyor. Pingyao surlarının üzerinde yürürken, her kuleyi ve her mazgalı, bu büyük öğretmenin öğrencilerinden biri olarak düşünmek, yürüyüşe farklı bir anlam katıyor.

Surların köşelerinde ve önemli noktalarında, daha büyük kuleler ve köşkler bulunuyor. Bu yapıların bazıları, surların üzerinde dinî ve sembolik işlevler de görüyordu. Örneğin, surların güneydoğu köşesinde, eğitim ve sınav başarısıyla ilişkilendirilen bir köşk bulunuyor; bu köşkün, kasabanın öğrencilerine başarı getireceğine inanılıyordu.

Surların üzerinden eski şehre bakış
Surların üzerinden eski şehre bakış

Pazar Kulesi

Pingyao eski şehrinin tam ortasında, ana caddenin üzerinde, şehrin simgelerinden biri olan Pazar Kulesi yükseliyor. Bu kule, alt katında ana caddenin geçtiği bir kemer, üst katlarında ise ahşap bir köşk bulunan, birkaç katlı bir yapı. Kulenin kökeninin Ming ya da daha önceki dönemlere uzandığı, bugünkü yapının ise Çing döneminde yeniden inşa edildiği belirtiliyor.

Pazar Kulesi, adını, eskiden çevresinde kurulan pazarlardan alıyor. Kulenin altından geçen ana cadde, Pingyao’nun ticaret hayatının merkeziydi; bankalar, dükkânlar ve hanlar bu caddenin iki yanında sıralanıyordu. Bugün de bu cadde, eski şehrin en canlı yeri.

Kulenin tepesine çıkmak mümkün ve oradan eski şehrin her yönüne muhteşem bir manzara açılıyor. Gri kiremitli çatıların denizi, avluların yeşil ağaçları, tapınakların kıvrık saçakları ve ufukta surların silueti. Bu manzara, Pingyao’nun bütünlüklü planını anlamak için en iyi yer. Gün batımında kulenin tepesinde olmak, özellikle güzel.

Altı Kapı

Pingyao surlarında altı kapı bulunuyor: kuzeyde ve güneyde birer, doğuda ve batıda ikişer kapı. Bu kapıların her birinin önünde, serimizde sık sık bahsettiğimiz türden bir kapı avlusu var. Kapı avluları, saldırganları kapının önünde bir tuzağa düşürmek için tasarlanmıştı.

Her kapının üzerinde, bir zamanlar kapı kuleleri bulunuyordu. Bu kulelerin bir kısmı, 20. yüzyılda yıkılmış ya da hasar görmüş; ama son yıllarda yeniden inşa edilmiş. Kapıların adları, genellikle huzur, bereket ve iyi talih gibi temaları taşıyor.

Bugün Pingyao’ya gelen ziyaretçilerin çoğu, kuzey ya da batı kapılarından eski şehre giriyor. Bu kapıların yakınında, otobüs ve taksi durakları bulunuyor. Eski şehrin içinde, motorlu araç trafiği büyük ölçüde kısıtlanmış; bu yüzden sokaklarda rahatça yürüyebilir ya da elektrikli araçlarla tur yapabilirsiniz.

Shanxi Tüccarları

Pingyao’nun hikâyesi, sadece surlardan ibaret değil. Bu kasabayı Çin tarihinde özel kılan şey, Shanxi tüccarları olarak bilinen ticaret topluluğu. Ming ve Çing dönemlerinde, Shanxi eyaletinden çıkan tüccarlar, Çin’in en güçlü ve en zengin ticaret gruplarından biri hâline geldi. Bu tüccarlar, tuz, çay, ipek, tahıl ve diğer mallarla ticaret yaparak, Çin’in dört bir yanında ve sınırlarının ötesinde geniş ticaret ağları kurdu.

Shanxi tüccarlarının yükselişinin bir nedeni, Ming hanedanının kuzey sınırındaki askerî garnizonlara erzak sağlama politikasıydı. Ming yönetimi, tüccarların sınırdaki garnizonlara tahıl taşımaları karşılığında, onlara tuz ticareti yapma izni veriyordu. Shanxi, kuzey sınırına yakın olduğu için, Shanxi tüccarları bu sistemden büyük kazanç sağladı. Zamanla, bu tüccarlar ticaret ağlarını genişleterek, Çin’in en zengin iş insanları arasına girdi.

Shanxi tüccarları, tutumlulukları, çalışkanlıkları ve güvenilirlikleriyle tanınıyordu. Bu değerler, onların başarısının temel taşlarıydı. Tüccarlar, kazandıkları servetle memleketlerinde görkemli avlulu evler, tapınaklar ve okullar inşa ettirdi. Pingyao ve çevresindeki köylerde, bu tüccar ailelerinin büyük konakları bugün de görülebiliyor. Bu konakların en ünlüleri, Pingyao’nun yakınındaki Qiao ailesi ve Wang ailesi konakları.

Rishengchang: Çin’in İlk Döviz Bürosu

Pingyao’nun Çin tarihindeki en önemli katkısı, bankacılık alanında. 19. yüzyılın başında, Pingyao’da, Çin’in ilk modern anlamda havale ve döviz bürosu olarak kabul edilen Rishengchang kuruldu. Kaynaklarda kuruluş yılı genellikle 1823 olarak veriliyor.

Rishengchang’ın hikâyesi, bir boya dükkânıyla başlıyor. Pingyao’da bir boya ticareti yapan Lei Lütai adlı bir tüccar, uzak şehirlerdeki şubeleri arasında büyük miktarda gümüş taşımanın zor ve tehlikeli olduğunu fark etti. Yollarda eşkıyalar vardı ve gümüşü taşımak hem pahalı hem de riskliydi. Lei Lütai, bu soruna yaratıcı bir çözüm buldu: gümüşü fiziksel olarak taşımak yerine, bir şubede yatırılan gümüş için bir senet düzenlemek ve bu senedi başka bir şubede nakde çevirmek. Bu fikir, Çin’de havale sisteminin temelini oluşturdu.

Bu yeni sistem kısa sürede büyük başarı kazandı. Rishengchang, Çin’in dört bir yanında şubeler açtı ve kaynaklara göre şubeleri Japonya, Rusya ve Güneydoğu Asya’ya kadar uzandı. Rishengchang’ın başarısından ilham alan başka Shanxi tüccarları da benzer bürolar kurdu. 19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, Pingyao ve çevresindeki kasabalar, Çin’in finans merkezi hâline gelmişti. Pingyao’nun ana caddesi, bu nedenle zaman zaman “Çin’in Wall Street’i” olarak anılıyor.

Bugün Rishengchang’ın eski binası, bir müze olarak ziyaretçilere açık. Müzede, havale bürosunun nasıl çalıştığı, sahte senetleri önlemek için kullanılan gizli şifre sistemleri, kasalar, defterler ve büronun günlük hayatı anlatılıyor. Bu müze, Çin’in ekonomik tarihine ilgi duyan herkes için kaçırılmaması gereken bir yer.

Pingyao eski şehrinin havadan görünümü
Pingyao eski şehrinin havadan görünümü

Çay Yolu ve Kuzeye Uzanan Ticaret

Shanxi tüccarlarının en önemli ticaret faaliyetlerinden biri, çay ticaretiydi. 17. yüzyıldan itibaren, Shanxi tüccarları, güney Çin’in çay bahçelerinden aldıkları çayı, binlerce kilometre kuzeye, Moğolistan üzerinden Rusya’ya taşıdı. Bu uzun ticaret yolu, bugün “Çay Yolu” ya da “Çay Atı Yolu” gibi adlarla anılıyor.

Bu yol, güneyde Fujian ve Hunan eyaletlerindeki çay bahçelerinden başlıyor, Yangtze Irmağı’nı geçiyor, kuzeye doğru ilerleyerek Shanxi’ye ulaşıyor, oradan da Moğol bozkırlarını aşarak, Rusya sınırındaki Kyakhta adlı bir ticaret kasabasına varıyordu. Kyakhta, 18. yüzyılda Rusya ile Çin arasında yapılan bir antlaşmayla, iki ülke arasındaki resmî ticaret noktası olarak belirlenmişti. Shanxi tüccarları, bu ticarette baskın bir rol oynadı.

Çay Yolu, bir anlamda İpek Yolu’nun kuzeydeki kardeşi gibiydi. İpek Yolu, batıya doğru, Orta Asya’ya ve oradan Avrupa’ya uzanırken; Çay Yolu, kuzeye doğru, Moğolistan’a ve Sibirya’ya uzanıyordu. Bu yol üzerinde, deve kervanları, at arabaları ve kızaklar, tonlarca çayı bozkırlardan ve karlı ovalardan geçirerek taşıyordu. Çay, Rusya’da ve Moğolistan’da o kadar sevildi ki, bugün bu ülkelerde çay kültürü günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası.

Bu ticaret, Pingyao’nun bankacılık sisteminin gelişmesinde de önemli bir rol oynadı. Uzak mesafeli bu ticarette büyük miktarda paranın el değiştirmesi gerekiyordu ve Rishengchang gibi havale büroları, bu para akışını kolaylaştırıyordu. Yani Pingyao’nun bankaları, Çay Yolu’nun finansal altyapısını oluşturuyordu.

Sokaklar ve Avlulu Evler

Pingyao eski şehrinin en büyüleyici yanı, sokakları. Şehrin ortasından geçen ana cadde, Pazar Kulesi’nin altından geçerek kuzey-güney yönünde uzanıyor. Bu caddenin iki yanında, geleneksel ahşap cepheli dükkânlar, eski bankalar, lokantalar ve hediyelik eşya dükkânları sıralanıyor. Ana caddeden ayrılan dar sokaklar ise, şehrin farklı mahallelerine açılıyor.

Kaynaklarda, Pingyao eski şehrinin dört ana caddesi, sekiz küçük caddesi ve yetmişten fazla sokağı olduğu belirtiliyor. Bu sokaklar, Ming ve Çing dönemlerinden kalma düzenlerini büyük ölçüde korumuş. Sokaklarda yürürken, gri tuğla duvarlar, ahşap kapılar, oymalı pencereler ve kırmızı fenerler sizi yüzyıllar öncesine götürüyor.

Pingyao’nun evleri, geleneksel kuzey Çin avlulu ev mimarisinin güzel örnekleri. Bu evler, bir ya da birden fazla avlunun etrafına dizilmiş odalardan oluşuyor. Dışarıdan bakıldığında, yüksek gri duvarlar ve sade bir kapı görüyorsunuz. Ama kapıdan içeri girdiğinizde, ağaçlarla, çiçeklerle ve süslemelerle dolu, sakin ve huzurlu bir avluyla karşılaşıyorsunuz. Bu evlerin bir kısmı, bugün misafirhane olarak kullanılıyor; Pingyao’da böyle bir evde konaklamak, unutulmaz bir deneyim.

Pingyao’nun evlerinin bir özelliği de, Shanxi’nin Lös Platosu’na özgü mağara-evlerin etkisini taşıması. Bazı evlerin odaları, tonozlu tavanlarıyla mağara-evleri andırıyor. Bu tasarım, kalın duvarları sayesinde evleri yazın serin, kışın sıcak tutuyor.

Pingyao'da Dokuz Ejderha Paravanı
Pingyao’da Dokuz Ejderha Paravanı

İlçe Yönetim Binası ve Tapınaklar

Pingyao eski şehrinin içinde, Çin’deki en iyi korunmuş eski ilçe yönetim binalarından biri bulunuyor. Çincede “yamen” olarak bilinen bu yapılar, imparatorluk döneminde ilçe valisinin yaşadığı, davalara baktığı, vergi topladığı ve ilçeyi yönettiği binalardı. Pingyao’daki yamen, geniş bir alana yayılmış, birbirini izleyen avlulardan, salonlardan, mahkeme odalarından ve hapishane hücrelerinden oluşuyor.

Yamen’in içinde dolaşırken, imparatorluk Çin’inde yerel yönetimin nasıl işlediğini görebiliyorsunuz. Ana mahkeme salonunda, valinin oturduğu kürsü, davalıların diz çöktüğü yer ve cezalandırma aletleri sergileniyor. Bazı günlerde, tarihî kıyafetler giymiş oyuncular, eski bir mahkeme duruşmasını canlandırıyor. Bu canlandırmalar, özellikle çocuklar için eğlenceli ve öğretici.

Eski şehrin içinde, farklı inançlara adanmış çok sayıda tapınak da bulunuyor. Bunların en önemlileri, Konfüçyüs Tapınağı, Şehir Tanrısı Tapınağı ve Taocu tapınaklar. Konfüçyüs Tapınağı, eskiden ilçenin eğitim merkezi olarak da kullanılıyordu; burada öğrenciler, imparatorluk sınavlarına hazırlanıyordu. Şehir Tanrısı Tapınağı ise, şehri koruduğuna inanılan tanrıya adanmış ve renkli süslemeleriyle dikkat çekiyor.

Shuanglin Tapınağı

Pingyao’nun birkaç kilometre güneybatısında, Pingyao ziyaretinin kaçırılmaması gereken bir durağı olan Shuanglin Tapınağı bulunuyor. Bu Budist tapınağı, kökeni 6. yüzyıla kadar uzanan, ama bugünkü yapılarının büyük kısmı Ming ve Çing dönemlerine ait bir tapınak. Shuanglin’i ünlü yapan şey, içindeki boyalı kil heykeller.

Kaynaklarda, Shuanglin Tapınağı’nda iki binden fazla boyalı kil heykel bulunduğu belirtiliyor. Bu heykeller, Budalar, Bodhisattvalar, koruyucu tanrılar, keşişler ve sıradan insanlar gibi farklı figürleri tasvir ediyor. Heykellerin işçiliği son derece ince; yüz ifadeleri, giysilerin kıvrımları ve el hareketleri, adeta canlı gibi. Bazı heykeller, kızgın, bazıları gülümseyen, bazıları ise düşünceli yüz ifadelerine sahip.

Shuanglin Tapınağı’nın en ünlü heykellerinden biri, bir Bodhisattva’nın oturduğu, rahat ve zarif bir duruşla tasvir edildiği heykel. Bu heykel, Çin heykel sanatının en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Tapınağın salonlarında dolaşırken, bu heykellerin her birine yakından bakmak için zaman ayırın.

Zhenguo Tapınağı

Pingyao’nun kuzeydoğusunda, eski şehre birkaç kilometre mesafede, Zhenguo Tapınağı bulunuyor. Bu tapınak, Shuanglin Tapınağı kadar ünlü değil; ama mimarlık tarihi açısından son derece değerli. Tapınağın ana salonu olan Wanfo Salonu’nun, kaynaklara göre 10. yüzyılda, Kuzey Han döneminde inşa edildiği belirtiliyor. Bu, onu Çin’de bugüne kadar ayakta kalabilmiş en eski ahşap yapılardan biri yapıyor.

Wanfo Salonu’nun içinde, aynı döneme ait olduğu düşünülen boyalı kil heykeller de bulunuyor. Bu heykeller, Çin’deki en eski boyalı heykeller arasında sayılıyor. Zhenguo Tapınağı, kalabalıktan uzak, sakin bir ortamda, Çin’in bin yıllık mimari mirasına yakından bakma fırsatı sunuyor.

Yıkımdan Kurtulan Şehir ve UNESCO

Pingyao’nun bugün bu kadar iyi korunmuş olması, büyük ölçüde şansa ve birkaç kişinin çabasına bağlı. 20. yüzyılın ikinci yarısında, Çin’in pek çok şehrinde olduğu gibi Pingyao’da da eski surların yıkılması ve eski şehrin modernleştirilmesi planları gündeme geldi. Kaynaklarda, 1980’lerin başında, Çinli bir şehir planlamacısı ve tarihî miras uzmanının, Pingyao’nun eski dokusunun korunması için yoğun çaba gösterdiği ve yıkım planlarının bu çabalar sonucunda durdurulduğu anlatılıyor.

Bu çabaların sonucunda, Pingyao’nun eski şehri korundu ve 1997’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. UNESCO listesinde, Pingyao eski şehri, yakınındaki Shuanglin Tapınağı ve Zhenguo Tapınağı ile birlikte yer alıyor. Zhenguo Tapınağı, Çin’deki en eski ahşap yapılardan birine ev sahipliği yapıyor; tapınağın ana salonunun 10. yüzyıla ait olduğu belirtiliyor.

Pingyao’nun UNESCO listesine alınmasından sonra, turizm hızla gelişti. Bugün her yıl milyonlarca ziyaretçi Pingyao’ya geliyor. Bu turizm, kasabaya ekonomik canlılık getirirken, eski dokunun korunması açısından da yeni sorunlar yaratıyor. Eski evlerin otellere ve dükkânlara dönüştürülmesi, kalabalık ve ticarileşme, Pingyao’nun otantik atmosferini tehdit edebiliyor. Bu dengeyi korumak, Pingyao’nun geleceği için önemli bir mesele.

Rishengchang döviz bürosu
Rishengchang döviz bürosu

Uluslararası Fotoğraf Festivali

Pingyao, 2000’li yılların başından beri, her yıl düzenlenen bir uluslararası fotoğraf festivaline ev sahipliği yapıyor. Bu festival, genellikle sonbaharda düzenleniyor ve dünyanın farklı ülkelerinden fotoğrafçıları bir araya getiriyor. Festival süresince, eski şehrin içindeki fabrika binaları, avlular ve sokaklar, fotoğraf sergilerine dönüşüyor.

Bu festival, Pingyao’nun tarihî atmosferini çağdaş sanatla buluşturan güzel bir etkinlik. Eğer ziyaretiniz festival dönemine denk gelirse, eski şehrin sokaklarında dolaşırken, aynı zamanda dünyanın dört bir yanından gelen fotoğraf sanatçılarının eserlerini görebilirsiniz. Ancak festival döneminde konaklama bulmak zorlaşabiliyor; önceden rezervasyon yapmanızı öneririz.

Pingyao’da Bir Gün

Pingyao’yu gezmenin en güzel yolu, acele etmeden, sokak sokak yürümek. Güne sabah erken, surların üzerinde bir yürüyüşle başlayabilirsiniz. Sabahın erken saatlerinde, surların üzerinden eski şehrin uyanışını izlemek, çatıların üzerinden yükselen dumanları ve sokaklarda başlayan hareketliliği görmek çok güzel.

Surlardan indikten sonra, ana caddeye yönelerek Pazar Kulesi’ne çıkabilirsiniz. Bu kule, eski şehrin ortasında yükseliyor ve tepesinden şehrin her yönüne muhteşem bir manzara açılıyor. Ardından, Rishengchang Müzesi’ni ve diğer eski bankaları gezebilirsiniz. Öğle yemeğinden sonra, yamen’i ve tapınakları ziyaret edebilir, akşamüstü ise dar sokaklarda kaybolarak, avlulu evlerin kapılarından içeri göz atabilirsiniz.

Pingyao’da, eski şehrin içindeki pek çok müze, tapınak ve tarihî yapı için birleşik bir bilet satılıyor. Bu bilet, genellikle birkaç gün geçerli ve surlar, yamen, Rishengchang ve diğer önemli yerlere girişi kapsıyor. Bu bileti almak, hem ekonomik hem de pratik bir seçenek.

Akşam olduğunda, Pingyao’nun sokakları kırmızı fenerlerle aydınlanıyor ve eski şehir bambaşka bir atmosfere bürünüyor. Akşam yemeğinizi, bir avlulu evin bahçesinde ya da eski bir lokantada yiyebilirsiniz. Pingyao’da bir gece konaklamak, bu akşam atmosferini yaşamak için şart. Ertesi gün ise, Shuanglin Tapınağı’na ve çevredeki tüccar konaklarına bir gezi yapabilirsiniz.

Pingyao Sofrası

Shanxi eyaleti, erişteleriyle ünlü. Shanxi mutfağında, yüzlerce farklı erişte çeşidi bulunduğu söyleniyor. Bunların en ünlüsü, bıçakla doğrudan kaynayan suya kesilen “bıçak kesimi erişte”. Ayrıca, kedi kulağı biçiminde küçük erişteler ve yulaf unundan yapılan, bal peteği biçiminde buharda pişirilen erişteler de Shanxi’nin özel lezzetleri arasında.

Pingyao’nun kendine özgü bir lezzeti de, Pingyao sığır eti. Bu et, özel bir tuzlama ve haşlama yöntemiyle hazırlanıyor ve yumuşaklığı ve lezzetiyle ünlü. Pingyao’da bu eti, hem lokantalarda hem de dükkânlarda paketlenmiş olarak bulabilirsiniz. Shanxi’nin bir diğer meşhur ürünü ise, olgunlaştırılmış sirke. Shanxi sirkesi, Çin’in en ünlü sirkelerinden biri ve yemeklerde bolca kullanılıyor.

Tüccar Konakları: Qiao ve Wang Aileleri

Pingyao’nun çevresinde, Shanxi tüccarlarının servetini ve zevkini yansıtan görkemli konaklar bulunuyor. Bunların en ünlüsü, Pingyao’nun kuzeyinde, Qi ilçesindeki Qiao Ailesi Konağı. Bu konak, birbirine bağlı çok sayıda avlu, yüzlerce oda ve ince işçilikli süslemelerle dolu, adeta küçük bir kasaba gibi. Konak, 18. yüzyılda inşa edilmeye başlanmış ve sonraki nesiller boyunca genişletilmiş.

Qiao Ailesi Konağı, 1990’larda çekilen ünlü bir Çin filminin mekânı olarak da tanındı. Bu film, konağın kırmızı fenerlerle aydınlatılmış avlularını dünyaya tanıttı ve konağın turistik bir cazibe merkezi hâline gelmesine katkıda bulundu.

Pingyao’nun güneyinde, Lingshi ilçesinde ise Wang Ailesi Konağı bulunuyor. Bu konak, Qiao Konağı’ndan da büyük; bir yamaç üzerine, kademeli olarak inşa edilmiş, yüzlerce avlu ve binlerce odadan oluşan devasa bir yapı topluluğu. Wang ailesi, Ming ve Çing dönemlerinde birkaç yüz yıl boyunca zenginliğini sürdürmüş bir tüccar ailesi. Konaktaki taş, ahşap ve tuğla oymalar, Shanxi zanaatkârlığının en güzel örnekleri arasında.

Bu konakları ziyaret etmek, Pingyao’nun bankalarında gördüğünüz servetin nereye gittiğini anlamak için güzel bir fırsat. Ayrıca, Çin’in geleneksel aile yapısını, ataya saygıyı ve konutun bir ailenin statüsünü nasıl yansıttığını görmek için de eşsiz yerler.

Video

Pingyao’yu gitmeden önce biraz görmek isterseniz, aşağıdaki video eski şehri ve surlarını güzel bir şekilde gösteriyor.

Ulaşım ve Pratik Bilgiler

Pingyao’ya ulaşmanın en kolay yolu tren. Pingyao’nun hızlı tren istasyonu, eski şehrin birkaç kilometre dışında bulunuyor; buradan eski şehre taksi ya da otobüsle ulaşabilirsiniz. Pekin, Şian ve Taiyuan gibi şehirlerden Pingyao’ya hızlı trenle gitmek mümkün. Ayrıca, eski şehre daha yakın olan bir de normal tren istasyonu var.

Uçakla gitmek isterseniz, en yakın havalimanı Taiyuan’da. Taiyuan’dan Pingyao’ya trenle ya da otobüsle kısa sürede ulaşabilirsiniz. Eski şehrin içinde ise, yürüyerek ya da elektrikli araçlarla dolaşabilirsiniz. Bisiklet kiralamak da güzel bir seçenek.

Eski şehrin içindeki pek çok yeri kapsayan birleşik bilet, genellikle şehir girişlerinde ve önemli turistik yerlerde satılıyor. Bilet fiyatları ve geçerlilik süreleri değişebildiği için, güncel bilgileri önceden öğrenmenizi öneririz.

Hangi Mevsimde Gitmeli?

Pingyao’yu ziyaret etmek için en uygun dönemler, ilkbahar ve sonbahar. Nisan-mayıs ve eylül-ekim aylarında hava ılıman ve gezmek için ideal. Yazlar sıcak, kışlar ise soğuk ve kuru. Kış aylarında, özellikle Çin Yeni Yılı döneminde, Pingyao’da geleneksel festivaller ve fener gösterileri düzenleniyor; bu dönemde şehir çok renkli, ama aynı zamanda çok kalabalık. Ekim ayının başındaki Ulusal Gün tatilinden kaçınmanızı öneririz.

Ziyaret İpuçları

  • En az bir gece kalın: Pingyao’nun akşam atmosferi, gündüzünden çok farklı ve çok güzel. Bir avlulu evde konaklamak, deneyimi tamamlıyor.
  • Birleşik bilet alın: Eski şehirdeki pek çok yeri görmek istiyorsanız, birleşik bilet hem ekonomik hem de pratik.
  • Erken kalkın: Sabahın erken saatlerinde, kalabalık gelmeden önce sokaklar ve surlar çok sakin ve güzel.
  • Shuanglin Tapınağı’nı atlamayın: Boyalı kil heykelleri, Pingyao gezisinin en etkileyici anlarından biri olabilir.
  • Yerel lezzetleri deneyin: Shanxi erişteleri, Pingyao sığır eti ve Shanxi sirkesi mutlaka tatmanız gerekenler arasında.
  • Rahat ayakkabı giyin: Eski şehrin sokakları taş döşeli ve epey yürüyeceksiniz.
Rishengchang'ın sokak cephesi
Rishengchang’ın sokak cephesi

Pingyao’dan ayrılırken, surların kapısından son bir kez geriye bakın. Kırmızı fenerlerin, gri kiremitlerin ve taş döşeli sokakların arasında, altı yüz yıldır süren bir hayat devam ediyor. Bu hayatın bir parçası olmak, birkaç gün de olsa, Pingyao’nun ziyaretçilerine sunduğu en değerli hediye. Belki bir gün yeniden geldiğinizde, aynı sokaklarda, aynı yaşlıların sohbetine, aynı çocukların koşuşturmasına tanık olacaksınız. Ve Pingyao, kaplumbağa gibi sabırla, yerinde durmaya devam edecek.

Pingyao gezinizi Şian ya da Pekin gezisiyle birleştirmek de oldukça kolay. Hızlı tren bağlantıları sayesinde, bu üç şehri birkaç günlük bir rotada görebilir; böylece Çin’in imparatorluk başkentlerini, Ming dönemi şehir surlarını ve Shanxi tüccarlarının dünyasını tek bir yolculukta keşfedebilirsiniz.

Hangi rotayı seçerseniz seçin, Pingyao’nun sakin sokaklarında geçireceğiniz birkaç gün, Çin’in büyük şehirlerinin telaşından sonra size ilaç gibi gelecek. Burada zaman, gerçekten de daha yavaş akıyor.

Çocuklarla Pingyao

Pingyao, çocuklu aileler için de keyifli bir gezi noktası. Eski şehrin motorlu araç trafiğinden büyük ölçüde arındırılmış sokakları, çocukların rahatça yürüyebileceği güvenli bir ortam sunuyor. Yamen’deki mahkeme canlandırmaları, surların üzerinde yürümek, Pazar Kulesi’ne tırmanmak ve sokak lezzetlerini tatmak, çocukların ilgisini çekecek deneyimler. Kaplumbağa şehir hikâyesini anlatarak, çocuklarla birlikte surların üzerinde kaplumbağanın başını, ayaklarını ve kuyruğunu bulmaya çalışmak da eğlenceli bir oyun olabilir.

Böylece Pingyao gezisi, hem büyükler hem de küçükler için unutulmaz bir aile macerasına dönüşebilir.

Sık Sorulan Sorular

Pingyao surları ne zaman inşa edildi? Bugün gördüğümüz surlar, 1370’te Ming döneminde inşa edildi ve sonraki yüzyıllarda onarıldı.

Pingyao neden “Çin’in Wall Street’i” olarak anılıyor? Çünkü 19. yüzyılda, Çin’in ilk havale ve döviz bürosu olarak kabul edilen Rishengchang burada kuruldu ve Pingyao, kısa sürede Çin’in finans merkezi hâline geldi.

Kaplumbağa şehir hikâyesi gerçek mi? Bu, geleneksel bir anlatı. Şehrin gerçekten bilinçli olarak kaplumbağa biçiminde tasarlanıp tasarlanmadığı kesin değil; ama hikâye, şehrin ruhunu güzel bir şekilde yansıtıyor.

Ne kadar zaman ayırmalıyım? Eski şehir için en az bir tam gün, Shuanglin Tapınağı ve tüccar konakları için de bir gün daha ayırmanızı öneririz.

UNESCO listesinde mi? Evet, Pingyao eski şehri, 1997’de Shuanglin ve Zhenguo tapınaklarıyla birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı.

Yaşayan Bir Şehir

Pingyao’yu diğer pek çok tarihî yerden ayıran en önemli özellik, hâlâ yaşayan bir şehir olması. Eski şehrin içinde, binlerce insan hâlâ yaşıyor. Sabahları, yaşlılar sokak kenarlarında oturup sohbet ediyor; çocuklar okula koşuyor; esnaf dükkânlarını açıyor. Akşamları ise, aileler avlularında yemek yiyor, komşular kapı önlerinde buluşuyor.

Bu yaşam, Pingyao’ya, bir açık hava müzesinden çok daha fazlasını katıyor. Burada tarih, sadece binalarda değil, insanların günlük hayatında da yaşıyor. Geleneksel el sanatları, örneğin Pingyao’nun ünlü lake işçiliği, hâlâ eski şehrin atölyelerinde sürdürülüyor. Bu lake eşyalar, parlak yüzeyleri ve el boyaması süslemeleriyle, Pingyao’dan alınabilecek en güzel hatıralardan biri.

Ancak turizmin artmasıyla birlikte, eski şehrin nüfusu azalıyor. Pek çok yerli aile, daha modern konutlar için surların dışındaki yeni mahallelere taşınıyor; eski evleri ise otellere ve dükkânlara dönüşüyor. Pingyao’nun yaşayan bir şehir olarak kalabilmesi, bu dengenin korunmasına bağlı. Ziyaretçiler olarak, yerel halkın yaşam alanına saygı göstermek, onların evlerinin önünde gürültü yapmamak ve özel alanlara izinsiz girmemek, bu dengeye katkıda bulunmanın küçük ama önemli yolları.

Pingyao'da bir sokak
Pingyao’da bir sokak

Son Söz

Pingyao, Çin’in geçmişine açılan canlı bir pencere. Altı yüz yıllık surları, kaplumbağa biçimli planı, 72 kulesi ve 3.000 mazgalı, Ming dönemi şehir mimarisinin en güzel örneklerinden biri. Ama Pingyao’yu asıl özel kılan şey, bu surların içinde hâlâ devam eden hayat. Çin bankacılığının doğduğu Rishengchang’ın kapısından içeri girerken, Çay Yolu’nun kervanlarını, Shanxi tüccarlarının çalışkanlığını ve Pingyao’nun bir zamanlar Çin’in finans merkezi olduğu günleri hayal edebilirsiniz. Akşam, kırmızı fenerlerle aydınlanan sokaklarda yürürken ise, zamanın bu şehirde biraz daha yavaş aktığını hissedeceksiniz.

Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler

Pingyao, Çin’in şehir surları geleneğinin en güzel örneklerinden biri. Serimizde anlattığımız diğer şehir surları ve kaleler:

Şian Sur Kalesi: Pingyao’nun güneybatısında, İpek Yolu’nun başlangıç noktası olan büyük şehrin Ming dönemi surları. Pingyao ile aynı dönemde inşa edilmiş, ama çok daha büyük.

Cüyongguan ve Badaling: Pekin’in kuzeyinde, Ming döneminin başkenti koruyan sed bölümleri ve geçitleri.

Şanhayguan: Ming Seddi’nin doğu ucunda, dağ ile denizin buluştuğu geçit.

Ciayuguan: Ming Seddi’nin batı ucunda, Gobi Çölü’nün kenarındaki kale.

Serimizin bir sonraki yazısında, dünyanın en uzun şehir surlarından birine sahip olan Nankin’e gideceğiz.

Pazar Kulesi'nden ana caddeye bakış
Pazar Kulesi’nden ana caddeye bakış

Ayrıca okuyun: Nankin Sur Kalesi: Dünyanın En Uzun Şehir Surlarından Biri

Bir İyilik

Dünyayı daha iyi yapmayan insan insan değildir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir