Cüyongguan: Pekin’in Kuzey Kapısı ve Bulut Platformu

Pekin’den kuzeybatıya doğru yola çıktığınızda, şehrin düz ovası birden sona eriyor ve önünüzde dağlar yükseliyor. Bu dağların arasından kuzeye doğru uzanan dar bir vadi var: Guangou Vadisi. Vadinin girişinde, iki yandaki dağların yamaçlarına tırmanan surlarla çevrili bir kale duruyor. Burası Cüyongguan. Yüzyıllar boyunca Pekin’in kuzeybatı kapısı, “göğün altındaki dokuz büyük geçitten” biri olarak anılan kale.

Cüyongguan’ı bizim için özellikle ilginç kılan bir şey daha var: Kalenin içindeki Bulut Platformu adlı mermer yapının üzerinde, yaklaşık yedi yüz yıl önce, altı farklı yazı ve dilde oyulmuş Budist metinler bulunuyor. Bu yazılardan biri de Eski Uygurca. Yani Pekin’in kapısında, Türk dilinin eski bir izi taş üzerinde yaşıyor. Çin kaleleri serimizin on ikinci durağında, bu ilginç geçidi birlikte, sohbet havasında geziyoruz. Her zamanki gibi, kesin bilinenlerle tahminleri ayırmaya özen gösterdik.

Cüyongguan geçidinin kuzeyden panoraması
Cüyongguan geçidinin kuzeyden panoraması

Cüyongguan Nerede?

Cüyongguan, Pekin’in Changping ilçesinde, şehir merkezinin yaklaşık 50-60 kilometre kuzeybatısında yer alıyor. Kale, Guangou Vadisi’nin güney kısmında, vadinin en dar noktalarından birinde kurulmuş. Vadinin kuzey ucunda ise, bir önceki yazılarımızda anlattığımız Badaling bulunuyor. Yani Cüyongguan ile Badaling, aynı vadinin iki ucunda, birbirini tamamlayan iki savunma noktası.

Koordinatlar: yaklaşık 40°17′ K, 116°04′ D. Google Haritalar’da konumu açın.

Cüyongguan’ın konumu, Pekin’e çok yakın olması nedeniyle stratejik açıdan son derece önemliydi. Kaleden çıkıp güneye doğru inen bir ordu, birkaç saat içinde Pekin ovasına ulaşabilirdi. Bu yüzden Cüyongguan, başkentin güvenliği için hayati bir kapıydı. Bugün ise bu yakınlık, Cüyongguan’ı Pekin’den kolayca ulaşılabilen bir gezi noktası yapıyor.

Kalenin ortasından, eskiden vadiyi boydan boya geçen yol ve bugün bir karayolu geçiyor. Ayrıca vadide, Zhan Tianyou’nun 20. yüzyılın başında inşa ettiği demiryolu da bulunuyor. Badaling yazımızda bu demiryolundan bahsetmiştik. Yani Cüyongguan’da, tıpkı Badaling’de olduğu gibi, farklı çağların ulaşım yolları yan yana duruyor.

Cüyongguan adı, Çincede kabaca “işçilerin yerleştirildiği geçit” ya da “sıradan insanların yaşadığı geçit” gibi bir anlama geliyor. Adın kökeniyle ilgili yaygın bir rivayete göre, Çin’in ilk imparatoru Qin Shi Huang, sed inşaatı için bu bölgeye çok sayıda işçi, asker ve zorla çalıştırılan insan yerleştirmiş. Geçidin adı da bu insanlardan gelmiş. Ancak bu rivayetin tarihî bir belgeye dayandığını kesin olarak söylemek zor. Adın kökeni, büyük ölçüde geleneksel anlatılara dayanıyor.

Cüyongguan, Çin’de “göğün altındaki dokuz büyük geçit” olarak anılan geçitlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu dokuz geçit listesinin farklı versiyonları bulunsa da, Cüyongguan genellikle bu listede yer alıyor. Ayrıca Cüyongguan, Ciayuguan ve Şanhayguan ile birlikte, Ming Seddi’nin en önemli üç geçidinden biri olarak da anılıyor. Serimizde bu üç geçidin üçünü de anlatmış olacağız.

Cüyongguan kapı kulesi
Cüyongguan kapı kulesi

Guangou Vadisi: Pekin’in Kuzeybatı Koridoru

Cüyongguan’ın önemini anlamak için, onun bulunduğu Guangou Vadisi’ni anlamak gerekiyor. Bu vadi, Pekin ovasını kuzeybatıdaki Yanqing ovasına ve oradan da Moğol bozkırlarına bağlayan doğal bir koridor. Kaynaklarda vadinin uzunluğu yaklaşık 18-20 kilometre olarak veriliyor. Vadi, iki yanında yükselen sarp dağların arasında, dar ve kıvrımlı bir şekilde uzanıyor.

Tarih boyunca bu vadi, kuzeyden gelen istilacıların Pekin’e ulaşmak için kullandığı en önemli yollardan biri oldu. Aynı zamanda, Pekin’den kuzeye giden ticaret kervanları, elçiler ve askerî seferler de bu vadiden geçti. Bu yüzden vadiyi kontrol etmek, Pekin’i kontrol etmek anlamına geliyordu.

Ming döneminde, vadinin savunması için katmanlı bir sistem kuruldu. Vadinin kuzey ucunda Badaling, güney ucunda ise Cüyongguan bulunuyordu. Bu iki nokta arasında, vadi boyunca farklı karakollar ve savunma yapıları vardı. Bir düşman ordusu Pekin’e ulaşmak için, önce Badaling’i, sonra vadinin içindeki karakolları, en son da Cüyongguan’ı aşmak zorundaydı. Bu katmanlı savunma, başkentin kuzeybatıdan korunmasını sağlıyordu.

Guangou Vadisi, aynı zamanda doğal güzellikleriyle de ünlü. Vadinin yamaçları, ilkbaharda çiçeklerle, yazın yeşil ormanlarla, sonbaharda ise kırmızı ve sarı yapraklarla kaplanıyor. Bu güzellik, vadiyi yüzyıllardır şairlerin ve ressamların ilham kaynağı yaptı.

Erken Dönemler

Cüyongguan bölgesinde savunma yapılarının tarihi çok eskilere uzanıyor. Kaynaklara göre, Savaşan Devletler döneminde, yani milattan önceki birkaç yüzyılda, bu bölgede Yan Krallığı tarafından bir savunma noktası kurulmuştu. Daha sonra Qin ve Han hanedanları döneminde de, bu geçit kuzey savunmasının bir parçası olarak kullanıldı.

Sonraki yüzyıllarda, Kuzey Wei ve Kuzey Qi gibi hanedanlar da bölgede sed inşa etti. Bu dönemlerde, Mutianyu yazımızda bahsettiğimiz gibi, kuzeydeki bozkır halklarıyla, özellikle de Göktürklerle mücadele eden hanedanlar, kuzey sınırını güçlendirmek için bu tür yapılara büyük önem veriyordu. Ancak bu erken dönemlere ait yapılardan bugün çok az iz kalmış durumda.

10. yüzyılda, bölge Kitanların kurduğu Liao hanedanının, 12. yüzyılda ise Cürçenlerin kurduğu Cin hanedanının kontrolüne geçti. Bu hanedanlar döneminde Pekin, önce ikinci başkent, sonra ana başkent oldu ve Cüyongguan, başkente giden yolun önemli bir geçidi olarak kullanılmaya devam etti.

Yuan Hanedanı ve İmparatorluk Yolu

13. yüzyılda, Moğol İmparatorluğu Çin’i fethetti ve Kubilay Han, Yuan hanedanını kurdu. Kubilay Han, Pekin’i, yani o zamanki adıyla Dadu’yu, imparatorluğun başkenti yaptı. Ama Moğol hükümdarları, yaz aylarını kuzeydeki Şangdu’da, yani Avrupa kaynaklarında Xanadu olarak bilinen yazlık başkentte geçiriyordu.

Dadu ile Şangdu arasındaki yol, Cüyongguan’dan geçiyordu. Her yıl ilkbaharda, Yuan imparatoru ve sarayı, büyük bir kafileyle Dadu’dan Şangdu’ya gidiyor; sonbaharda ise geri dönüyordu. Bu kafileler, Cüyongguan’dan geçerek Guangou Vadisi’ni aşıyordu. Bu yüzden Yuan döneminde Cüyongguan, sadece bir askerî geçit değil, aynı zamanda bir imparatorluk yolunun önemli bir durağıydı.

Yuan döneminde, Moğol hükümdarları Tibet Budizmini benimsemişti. Bu dönemde, imparatorluğun dört bir yanında Budist tapınakları ve anıtlar inşa edildi. Cüyongguan’daki Bulut Platformu da, bu dönemin en önemli Budist anıtlarından biri olarak inşa edildi.

Bulut Platformu
Bulut Platformu

Bulut Platformu

Cüyongguan’ın en değerli tarihî yapısı, kalenin ortasında, vadinin içinden geçen eski yolun üzerinde duran Bulut Platformu. Çincede “Yuntai” olarak bilinen bu yapı, beyaz mermerden yapılmış büyük bir platform. Platformun ortasından, yolun geçmesi için bir kemer açılmış. Kaynaklara göre, Bulut Platformu 1342 ile 1345 yılları arasında, Yuan hanedanının son imparatoru Toğan Temür döneminde inşa edildi.

Bulut Platformu, başlangıçta bir kaidenin işlevini görüyordu. Platformun üzerinde, üç beyaz Budist stupa, yani Tibet tarzı kubbeli anıt bulunuyordu. Yoldan geçen yolcular, bu stupaların altındaki kemerden geçerek, Budist inancına göre kutsanmış oluyordu. Bu tür yapılar, “geçitlerin üzerindeki stupalar” olarak biliniyor ve Tibet Budizminde yaygın bir gelenek.

Ancak bu stupalar uzun ömürlü olmadı. Kaynaklara göre, Yuan hanedanının yıkılmasından sonra, Ming döneminin başlarında stupalar yıkıldı. Ming döneminde platformun üzerine bir tapınak inşa edildi, ama bu tapınak da sonraki yüzyıllarda yangın nedeniyle yok oldu. Bugün sadece mermer platform ve onun kemeri ayakta duruyor. Platformun “Bulut Platformu” adını alması da, uzaktan bakıldığında bulutların arasından yükseliyormuş gibi görünmesinden geliyor olabilir.

Altı Yazı, Altı Dil

Bulut Platformu’nu dünyaca ünlü yapan şey, kemerin iç duvarlarına oyulmuş yazılar. Kemerin içinde, Budist dua metinleri ve bu metinlerin inşa amacını anlatan yazılar, altı farklı yazı sisteminde ve dilde oyulmuş. Bu altı yazı şunlar: Sanskritçeyi yazmak için kullanılan Lanca yazısı, Tibet yazısı, Moğolca için kullanılan Pagspa yazısı, Eski Uygurca, Çince ve Tangut yazısı.

Bu altı yazının bir arada bulunması, Yuan İmparatorluğu’nun çok kültürlü yapısını mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Moğolların kurduğu bu imparatorlukta, farklı halklar, farklı diller ve farklı dinler bir arada yaşıyordu. Sanskritçe, Budizmin kutsal diliydi. Tibetçe, Yuan sarayının benimsediği Tibet Budizminin diliydi. Pagspa yazısı, Kubilay Han’ın emriyle, imparatorluğun bütün dillerini yazabilmek için Tibetli bir lama tarafından geliştirilmiş özel bir yazıydı. Eski Uygurca, Moğol yönetiminde önemli görevler üstlenen Uygurların diliydi. Çince, imparatorluğun nüfusunun büyük çoğunluğunun diliydi. Tangut yazısı ise, Moğollar tarafından yıkılan Batı Xia krallığının diliydi.

Bulut Platformu’ndaki bu çok dilli yazılar, dil bilimciler ve tarihçiler için paha biçilmez bir kaynak. Özellikle Tangut yazısı, bu dili çözmek için yapılan çalışmalarda önemli bir rol oynadı. Aynı metnin farklı dillerdeki versiyonlarının bir arada bulunması, bir tür “Rosetta Taşı” işlevi görüyor; bilinen bir dildeki metni kullanarak, daha az bilinen bir dildeki metni anlamaya yardımcı oluyor.

Pekin’in Kapısında Eski Uygurca

Bulut Platformu’ndaki yazılardan biri olan Eski Uygurca metin, bizim için özellikle anlamlı. Serimizin önceki yazılarında, Turfan’daki Koçu ve Tanrı Dağları’nın kuzeyindeki Beşbalık’ta yaşayan Uygurların, nasıl zengin bir yazı ve edebiyat kültürü geliştirdiğini anlatmıştık. Koçu yazımızda, Uygur idikutu Barçuk Art Tekin’in 1209’da Cengiz Han’a gönüllü olarak bağlandığından ve bu sayede Uygurların Moğol İmparatorluğu’nda ayrıcalıklı bir konum kazandığından bahsetmiştik.

İşte Bulut Platformu’ndaki Uygurca yazı, bu ayrıcalıklı konumun somut bir kanıtı. Uygurlar, Moğol yönetiminde kâtip, çevirmen, öğretmen ve yönetici olarak önemli görevler üstlenmişti. Moğolların ilk yazısı, Uygur alfabesinden uyarlanmıştı. Bu yüzden, Yuan sarayının inşa ettirdiği bu önemli anıtta, Uygurcanın da yer alması şaşırtıcı değil.

Düşünün: Pekin’in kapısında, yaklaşık yedi yüz yıl önce, Uygur harfleriyle Türkçe bir metin taşa oyulmuş. Bu metin, bugün de okunabiliyor. Türk dili tarihi açısından, Bulut Platformu’ndaki Uygurca yazı, Uygur Türkçesinin Moğol döneminde ne kadar yaygın ve saygın bir dil olduğunu gösteren önemli bir belge. Cüyongguan’ı ziyaret ettiğinizde, kemerin içinde durup bu yazıya bakmak, Türk tarihinin bu uzak ve beklenmedik köşesiyle bir bağ kurmak anlamına geliyor.

Bulut Platformu'nun güney yüzü
Bulut Platformu’nun güney yüzü

Dört Göksel Kral ve Kabartmalar

Bulut Platformu’nun kemerinin içinde, yazıların yanı sıra son derece ince işçilikli kabartmalar da bulunuyor. Kemerin iki yanındaki duvarlarda, Budist kozmolojisinin dört yönü koruyan “Dört Göksel Kral”ı tasvir eden büyük kabartmalar yer alıyor. Bu krallar, zırhlar içinde, ellerinde silahlar ya da sembolik nesnelerle, ayaklarının altında ezdikleri kötü ruhlarla tasvir edilmiş. Kabartmaların ayrıntıları, Yuan dönemi heykel sanatının ne kadar gelişmiş olduğunu gösteriyor.

Kemerin girişinde ise, Tibet Budizminin sembolik figürleri bulunuyor. Kemerin tepesinde, yılanları pençeleriyle tutan bir Garuda, yani yarı insan yarı kuş efsanevi bir varlık tasvir edilmiş. Garuda’nın iki yanında, ejderhalar, fil üzerindeki figürler ve diğer koruyucu varlıklar yer alıyor. Kemerin tavanında ise, Budist mandalaları ve küçük Buda figürleri oyulmuş.

Bu kabartmalar, Yuan dönemi Tibet-Çin sanatının en önemli örnekleri arasında sayılıyor. Kabartmalarda, Tibet sanatının ikonografisi ile Çin heykel geleneğinin teknikleri bir araya getirilmiş. Bu sentez, Yuan İmparatorluğu’nun kültürel çeşitliliğinin sanattaki yansıması.

Bulut Platformu’nu ziyaret ederken, kemerin içinde biraz zaman geçirmenizi öneririz. Kabartmaların ayrıntılarına, Göksel Kralların yüz ifadelerine, zırhlarının desenlerine ve yazıların düzenine yakından bakın. Bu küçük alan, adeta açık hava müzesi gibi.

Ming Dönemi Kalesi

1368’de Yuan hanedanı yıkıldı ve Ming hanedanı kuruldu. Ming hanedanının kurucusu Hongwu İmparatoru, kuzeye çekilen Moğollara karşı savunmayı güçlendirmek için, komutanları Xu Da ve Chang Yuchun’u kuzey sınırına gönderdi. Kaynaklara göre, Cüyongguan’daki Ming kalesi, bu iki komutan tarafından, Ming döneminin hemen başında inşa edildi.

Ming döneminde Cüyongguan, Pekin’in en önemli savunma noktalarından biri hâline geldi. Özellikle 15. yüzyılın başında Yongle İmparatoru’nun başkenti Pekin’e taşımasıyla birlikte, Cüyongguan’ın önemi daha da arttı. Kale, sonraki yüzyıllarda defalarca onarıldı ve genişletildi.

Ming döneminde Cüyongguan’da büyük bir garnizon bulunuyordu. Kalenin içinde, askerî karargâhlar, ambarlar, tapınaklar ve garnizon askerlerinin ailelerinin yaşadığı evler vardı. Kale, adeta küçük bir şehir gibiydi. Bulut Platformu, bu şehrin ortasında, ana yolun üzerinde durmaya devam etti.

Dağlara Tırmanan Halka Surlar

Cüyongguan kalesinin en dikkat çekici özelliği, planı. Kale, vadinin tabanında, düz bir alanda değil, vadinin iki yanındaki dağların yamaçlarına tırmanan bir halka şeklinde inşa edilmiş. Surlar, vadinin doğu ve batı yamaçlarından yukarıya doğru tırmanıyor, dağların sırtlarında birleşiyor ve vadiyi tamamen çevreliyor. Kaynaklarda bu halka surun toplam uzunluğunun 4 kilometreyi aştığı belirtiliyor.

Bu tasarım, vadinin en dar noktasını tamamen kapatmayı amaçlıyordu. Düşman, vadiden geçmek için kalenin içinden geçmek zorundaydı; dağların yamaçlarından dolaşmaya çalışırsa, yine surlarla karşılaşıyordu. Kalenin güney ve kuzey kapıları, vadinin içinden geçen yolu kontrol ediyordu. Her iki kapının önünde de, serimizde sık sık bahsettiğimiz kapı avluları bulunuyor.

Bugün Cüyongguan’da, bu halka surların önemli bir kısmı restore edilmiş durumda. Ziyaretçiler, surların üzerinde yürüyerek, vadinin her iki yanındaki dağlara tırmanabiliyor. Doğu tarafındaki sur, batı tarafına göre daha dik ve daha zorlu. Surların tepesinden, vadinin içindeki kaleyi, Bulut Platformu’nu, demiryolunu ve karayolunu aynı anda görebiliyorsunuz.

Bulut Platformu kemerindeki Garuda kabartması
Bulut Platformu kemerindeki Garuda kabartması

1449: Tumu Felaketi ve Sonrası

Cüyongguan’ın tarihindeki en dramatik dönemlerden biri, 15. yüzyılın ortalarına denk geliyor. 1449’da, Batı Moğollarından Oyratların lideri Esen Tayşi, Ming topraklarına büyük bir sefer düzenledi. Genç Ming imparatoru Zhengtong, saraydaki güçlü bir haremağasının teşvikiyle, bizzat ordunun başına geçerek Oyratlara karşı sefere çıktı.

Ancak sefer, bir felaketle sonuçlandı. Ming ordusu, Cüyongguan’ın kuzeybatısındaki Tumu adlı bir yerde, Oyrat süvarileri tarafından kuşatıldı ve ağır bir yenilgiye uğradı. Çok sayıda asker ve devlet adamı hayatını kaybetti. Ve en şaşırtıcı olanı, imparator Zhengtong esir alındı. Bu olay, Çin tarihinde “Tumu Krizi” ya da “Tumu Felaketi” olarak biliniyor.

İmparatorun esir alınması, Pekin’de büyük bir panik yarattı. Bazı devlet adamları, başkentin güneye taşınmasını önerdi. Ancak Savaş Bakanı Yu Qian, bu öneriye karşı çıktı ve Pekin’in savunulmasını organize etti. Esir imparatorun kardeşi yeni imparator ilan edildi ve Pekin’in savunması güçlendirildi. Esen’in orduları Pekin’in önlerine kadar geldi, ama şehri ele geçiremedi ve sonunda geri çekildi. Kaynaklarda, Oyrat ordusunun Pekin’e Cüyongguan’dan değil, başka bir geçitten ilerlediği belirtiliyor; ama Cüyongguan, bu kriz sırasında başkentin kuzeybatı savunmasının kilit noktalarından biri olarak önemli bir rol oynadı.

Tumu Felaketi, Ming hanedanının kuzey sınırı politikasında bir dönüm noktası oldu. Bu olaydan sonra, Ming yönetimi saldırgan seferlerden vazgeçerek daha savunmacı bir politika benimsedi ve sed inşaatına daha fazla kaynak ayırdı. Cüyongguan ve Badaling dahil, Pekin’in kuzeyindeki savunma hattı, sonraki on yıllarda önemli ölçüde güçlendirildi.

Yanjing’in Sekiz Manzarası

Cüyongguan, sadece askerî ve tarihî önemiyle değil, doğal güzelliğiyle de ünlü. Çin’de, Pekin’in eski adlarından biri olan Yanjing’in “Sekiz Manzarası” olarak bilinen bir liste var. Bu liste, yüzyıllar boyunca şairlerin ve ressamların övdüğü, Pekin çevresindeki en güzel sekiz manzarayı içeriyor. Cüyongguan, bu listede “Cüyong’un katmanlı yeşilliği” anlamına gelen bir adla yer alıyor.

Bu ad, Guangou Vadisi’nin yamaçlarını kaplayan yoğun yeşilliği anlatıyor. İlkbaharda ve yazın, vadinin iki yanındaki dağlar, kat kat yükselen yeşil ormanlarla kaplanıyor. Uzaktan bakıldığında, bu ormanlar adeta yeşilin farklı tonlarından oluşan katmanlar gibi görünüyor. Çing döneminde imparator Qianlong, bu manzarayı öven bir şiir yazmış ve bu şiir bir taş kitabeye oyulmuş. Bu kitabe bugün de Cüyongguan’da görülebiliyor.

Şangdu Yolunda: Xanadu’ya Giden Kervanlar

Yuan döneminde Cüyongguan’dan geçen imparatorluk kafileleri, kuzeydeki yazlık başkent Şangdu’ya gidiyordu. Şangdu, bugünkü İç Moğolistan’da, Moğol bozkırlarının güney kenarında kurulmuş bir şehirdi. Kubilay Han tarafından inşa ettirilen bu şehir, yaz aylarında Moğol hükümdarlarının av partileri düzenlediği, kurultaylar topladığı ve bozkır geleneklerini sürdürdüğü bir yerdi.

Venedikli gezgin Marco Polo, seyahatnamesinde Şangdu’yu ve oradaki muhteşem sarayı ayrıntılı bir şekilde anlatır. Marco Polo’nun anlattıklarına göre, sarayın çevresinde geniş bir av parkı, çeşmeler ve bambudan yapılmış, sökülüp taşınabilen bir köşk bulunuyordu. Bu anlatımlar, yüzyıllar sonra İngiliz şair Coleridge’in “Kubla Khan” şiirine ilham verdi ve “Xanadu” adı, Batı dünyasında hayalî bir cennet ve ihtişamın sembolü hâline geldi.

Her yıl ilkbaharda, Yuan imparatoru ve sarayı, binlerce kişilik bir kafileyle Dadu’dan, yani Pekin’den, Şangdu’ya doğru yola çıkardı. Bu kafile, Cüyongguan’dan geçerek Guangou Vadisi’ni tırmanır, Badaling’i aşar ve kuzeydeki yaylalara ulaşırdı. Bulut Platformu’nun altındaki kemer, bu kafilelerin geçtiği kapıydı. İmparator, kemerin altından geçerken, üzerindeki stupaların kutsamasını alıyordu. Bu imge, Cüyongguan’ın Yuan dönemindeki önemini çok güzel anlatıyor.

Şangdu’nun kalıntıları, bugün İç Moğolistan’da bulunuyor ve 2012’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Cüyongguan’dan Şangdu’ya uzanan bu eski imparatorluk yolu, Moğol İmparatorluğu’nun iki dünyası, yani Çin’in yerleşik kültürü ile bozkırın göçebe gelenekleri arasındaki bağı simgeliyor.

Kalenin İçindeki Tapınaklar

Cüyongguan kalesinin içinde, Bulut Platformu’nun yanı sıra, farklı dönemlere ait tapınaklar da bulunuyor. Ming döneminde, garnizon askerlerinin ve kalede yaşayan halkın dinî ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli tapınaklar inşa edildi. Bu tapınakların bir kısmı, askerlerin koruyucusu olarak kabul edilen savaş tanrısı Guan Yu’ya adanmıştı. Guan Yu, Üç Krallık döneminde yaşamış ünlü bir komutan; sadakati ve cesaretiyle, Çin’de askerlerin ve tüccarların koruyucu tanrısı olarak tapınılıyor.

Kalenin içindeki tapınakların bugünkü yapıları büyük ölçüde restore edilmiş ya da yeniden inşa edilmiş. Ama bu tapınaklar, Cüyongguan’ın sadece bir askerî kale değil, aynı zamanda inanç ve geleneklerin yaşadığı bir topluluk merkezi olduğunu hatırlatıyor. Tapınakların avlularında dolaşırken, yüzyıllar önce burada dua eden askerleri ve onların ailelerini hayal edebilirsiniz.

Cüyongguan’da Bir Gün

Cüyongguan’ı gezmeye, kalenin güney kapısından başlamanızı öneririz. Kapıdan girdikten sonra, kalenin içinde, vadinin tabanında yürüyerek Bulut Platformu’na ulaşabilirsiniz. Platformun kemerinin içinde biraz zaman geçirin; altı dildeki yazılara ve Dört Göksel Kral kabartmalarına yakından bakın. Uygurca yazıyı bulmaya çalışın.

Ardından, surların üzerine çıkarak dağlara doğru tırmanabilirsiniz. Batı tarafındaki sur, görece daha kolay; doğu tarafındaki ise daha dik ve zorlu. Surların en yüksek noktalarına ulaştığınızda, vadinin ve kalenin muhteşem manzarasını görebilirsiniz. Halka surun tamamını yürümek, birkaç saat sürebiliyor ve iyi bir kondisyon gerektiriyor.

Surlardan indikten sonra, kalenin içindeki diğer yapıları, tapınakları ve küçük sergileri gezebilirsiniz. Cüyongguan, Badaling’e göre daha az kalabalık; bu yüzden daha sakin bir sed deneyimi sunuyor. Eğer zamanınız varsa, aynı gün içinde Badaling’e de gidebilirsiniz; iki nokta arasındaki mesafe kısa.

Cüyongguan’dan ayrılmadan önce, güney kapısının önünde biraz durun ve vadiye son bir kez bakın. Bir zamanlar bu kapıdan geçen imparatorları, askerleri, tüccarları ve hacıları düşünün. Yüzyıllar boyunca bu vadiden geçen sayısız insanın hikâyesi, bu taşların arasında saklı. Ve siz de, bu hikâyelerin en yeni halkası olarak, bu kapıdan geçen yolcular arasına katılıyorsunuz. Belki bir gün, siz de bu vadinin hikâyesini başkalarına anlatırken, Bulut Platformu’ndaki Uygurca yazıdan, dağlara tırmanan surlardan ve vadinin katmanlı yeşilliğinden söz edeceksiniz.

Video

Cüyongguan’ı gitmeden önce biraz görmek isterseniz, aşağıdaki video kalenin surlarını ve çevresini gösteriyor.

Gezginlerin Gözünden Cüyongguan

Yüzyıllar boyunca Cüyongguan’dan geçen pek çok gezgin, bu geçidin etkileyici manzarasını ve stratejik önemini kayıtlarına geçirdi. Çinli şairler, vadinin yeşilliğini ve geçidin heybetini öven şiirler yazdı. Yabancı gezginler ise, Pekin’e ulaşmadan önce geçtikleri bu dar vadiyi ve dağlara tırmanan surları, Çin’in gücünün ve ihtişamının bir göstergesi olarak anlattı.

19. ve 20. yüzyıllarda Pekin’i ziyaret eden Avrupalı gezginler de, sık sık Cüyongguan’a ve Bulut Platformu’na uğradı. Bu gezginlerin bazıları, platformun kemerindeki yazıları kopyalayarak Avrupa’ya götürdü ve bu kopyalar, Avrupalı dil bilimcilerin Orta Asya dilleri üzerine yaptığı çalışmalarda kullanıldı. Bu sayede Bulut Platformu, Avrupa’da Doğu dilleri araştırmalarının önemli kaynaklarından biri hâline geldi.

Bugün de Cüyongguan, Pekin’i ziyaret eden gezginlerin listesinde yer alıyor. Badaling kadar ünlü olmasa da, onu tercih edenler genellikle daha sakin bir deneyim ve daha zengin bir tarihî atmosfer buluyor.

Ulaşım ve Pratik Bilgiler

Cüyongguan, Pekin’e en yakın sed bölümlerinden biri. Pekin şehir merkezinden Cüyongguan’a karayoluyla, trafiğe bağlı olarak, yaklaşık bir saat ile bir buçuk saat arasında ulaşabilirsiniz. Taksi ya da özel araç kiralamak en rahat seçenek. Ayrıca, Pekin’den Badaling’e giden bazı otobüs hatları, Cüyongguan’da da duruyor.

Trenle gitmek de mümkün. Pekin’in Huangtudian istasyonundan kalkan banliyö trenleri, Badaling yazımızda bahsettiğimiz eski Zhan Tianyou hattı üzerinden Cüyongguan’a ulaşıyor. Bu tren yolculuğu, Guangou Vadisi’nin güzel manzaraları arasından geçiyor ve kendi başına keyifli bir deneyim. Ancak tren saatleri ve güzergâhları zaman zaman değişebildiği için, güncel bilgileri önceden kontrol etmenizi öneririz.

Cüyongguan’ın giriş ücreti ve açılış saatleri mevsime göre değişebiliyor. Badaling ile birlikte gezmeyi planlıyorsanız, iki nokta arasında taksiyle kısa sürede geçiş yapabilirsiniz. Güncel bilgileri resmî kaynaklardan ya da otelinizden öğrenmenizi öneririz.

Hangi Mevsimde Gitmeli?

Cüyongguan’ın “katmanlı yeşilliği”ni görmek istiyorsanız, ilkbahar sonu ve yaz aylarında gitmelisiniz. Mayıs ve haziran aylarında, vadinin yamaçları yemyeşil ve hava ılıman. Sonbaharda ise, ekim ayında, yapraklar kırmızı ve sarıya dönüyor ve vadi başka bir güzelliğe bürünüyor. İlkbaharda, nisan ayında, vadide çiçek açan ağaçlar da görülmeye değer.

Kış aylarında Cüyongguan soğuk ve rüzgârlı; ama kalabalık en az bu dönemde. Kar yağdığında, surlar ve dağlar beyaz bir örtüyle kaplanıyor ve çok güzel bir manzara oluşuyor. Ancak kışın surların üzerindeki basamaklar buzlu ve kaygan olabiliyor; dikkatli olmak gerekiyor. Yaz aylarında ise, öğle saatlerinde sıcak ve nem yorucu olabiliyor; sabah erken saatlerde gitmenizi öneririz.

Ziyaret İpuçları

  • Bulut Platformu’nu atlamayın: Cüyongguan’ın en değerli tarihî yapısı Bulut Platformu. Kemerin içindeki yazılara ve kabartmalara mutlaka bakın.
  • Uygurca yazıyı arayın: Altı dildeki yazılar arasında Uygurca yazıyı bulmaya çalışmak, gezinize keyifli bir hedef katacak.
  • Badaling ile birleştirin: Cüyongguan ve Badaling, aynı vadinin iki ucunda. İkisini aynı gün içinde görebilirsiniz.
  • Rahat ayakkabı giyin: Surların üzerindeki basamaklar dik ve düzensiz.
  • Su ve atıştırmalık alın: Surların üzerinde satış noktaları sınırlı.
  • Erken gidin: Hem kalabalıktan hem de yaz sıcağından kaçmak için güne erken başlayın.
  • Treni deneyin: Huangtudian’dan kalkan banliyö treni, vadinin manzarasını görmek için güzel bir seçenek.
Cüyongguan'da sed ve kuleler
Cüyongguan’da sed ve kuleler

Cüyongguan’ı gezerken, bir yandan Ming askerlerinin ayak izlerini, bir yandan da Yuan imparatorlarının kafilelerini düşünün. Bu vadi, iki büyük hanedanın, iki farklı dünya görüşünün ve pek çok farklı halkın yolunun kesiştiği bir yer. Surların üzerinden vadiye bakarken, bu katmanlı tarihi hissetmek, Cüyongguan’ı diğer sed bölümlerinden ayıran en önemli özellik. Ve unutmayın: bu kalenin kalbinde, bizim dilimizin yedi yüz yıllık bir izi, sessizce sizi bekliyor.

Kısacası Cüyongguan, Pekin çevresindeki sed bölümleri arasında tarihin en fazla katmanını bir arada taşıyan yer; acele etmeden, katman katman keşfedilmeyi hak ediyor.

Sık Sorulan Sorular

Cüyongguan’ın en önemli özelliği nedir? Kalenin ortasındaki Bulut Platformu, altı farklı yazıda oyulmuş Budist metinleri ve Dört Göksel Kral kabartmalarıyla, Cüyongguan’ın en değerli tarihî yapısı. Ayrıca vadiyi çevreleyen halka surlar da kaleyi benzersiz kılıyor.

Bulut Platformu ne zaman inşa edildi? Kaynaklara göre 1342 ile 1345 yılları arasında, Yuan hanedanı döneminde inşa edildi.

Bulut Platformu’ndaki altı dil hangileri? Sanskritçe (Lanca yazısıyla), Tibetçe, Moğolca (Pagspa yazısıyla), Eski Uygurca, Çince ve Tangutça.

Cüyongguan ile Badaling arasındaki ilişki nedir? İkisi de Guangou Vadisi’nin savunma sisteminin parçaları. Badaling vadinin kuzey ucunda, Cüyongguan ise güney ucunda yer alıyor. Badaling, Cüyongguan’ın “dış kalesi” olarak kabul ediliyordu.

Ne kadar zaman ayırmalıyım? Kale ve Bulut Platformu için iki-üç saat yeterli. Halka surun tamamını yürümek istiyorsanız, daha fazla zaman ayırın.

Cüyongguan'ın havadan görünümü (2002)
Cüyongguan’ın havadan görünümü (2002)

Üç Büyük Geçit: Ciayuguan, Cüyongguan ve Şanhayguan

Serimizde, Ming Seddi’nin en önemli üç geçidini de anlatmış olduk: batıda Ciayuguan, doğuda Şanhayguan ve ortada, Pekin’in kapısında Cüyongguan. Bu üç geçidi karşılaştırmak, Ming döneminin sınır savunma anlayışını daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Ciayuguan, Gobi Çölü’nün kenarında, Hexi Koridoru’nun en dar noktasında duruyor. Batıdan, yani Orta Asya’dan gelebilecek tehditlere karşı imparatorluğun batı kapısını kapatıyor. Şanhayguan, Bohay Denizi’nin kıyısında, dağ ile denizin arasında duruyor. Kuzeydoğudan, yani Mançurya’dan gelebilecek tehditlere karşı imparatorluğun doğu kapısını kapatıyor. Cüyongguan ise, başkent Pekin’in hemen kuzeybatısında, kuzeyden, yani Moğol bozkırlarından gelebilecek tehditlere karşı başkentin kapısını kapatıyor.

Üç geçit de, aynı stratejik mantıkla inşa edilmiş: iki doğal engel arasındaki en dar noktayı bulmak ve orayı sağlam bir kaleyle kapatmak. Ciayuguan’da bu engeller iki dağ, Şanhayguan’da bir dağ ve deniz, Cüyongguan’da ise bir vadinin iki yamacı. Üç geçit de, Ming hanedanının ilk yıllarında, aynı komutanlar tarafından ya da onların döneminde kurulmuş. Ve üçü de, Ming hanedanının yaklaşık üç yüz yıllık tarihi boyunca, imparatorluğun sınırlarının bekçisi olmuş.

Ancak bu üç geçidin kaderi farklı oldu. Ciayuguan, hiçbir zaman büyük bir kuşatmaya sahne olmadı ve sınırın sembolik kapısı olarak kaldı. Şanhayguan, 1644’te kapılarını Mançulara açarak bir hanedanın sonunu getirdi. Cüyongguan ise, Tumu Felaketi gibi krizlerde başkentin savunmasının bir parçası oldu ve Bulut Platformu sayesinde, kendinden önceki Yuan döneminin çok kültürlü mirasını da günümüze taşıdı.

Bir Yazının Hikâyesi: Uygur Alfabesinden Moğol Alfabesine

Bulut Platformu’ndaki yazılar, bize Orta Asya’nın yazı tarihine dair ilginç bir hikâye de anlatıyor. Uygurlar, 8. ve 9. yüzyıllarda, Soğd alfabesinden uyarladıkları bir alfabe geliştirmişti. Bu alfabe, yukarıdan aşağıya doğru yazılıyordu ve Uygur Türkçesini yazmak için kullanılıyordu.

13. yüzyılda, Cengiz Han’ın Moğolları, yazıyı Uygurlardan öğrendi. Kaynaklara göre, Cengiz Han’ın hizmetine giren Uygur bir kâtip, Moğolcayı Uygur alfabesiyle yazmayı Moğol prenslerine öğretti. Böylece Uygur alfabesi, Moğol alfabesine dönüştü. Bu alfabe, bugün de Çin’in İç Moğolistan bölgesinde kullanılıyor. Daha sonra, Mançular da kendi alfabelerini Moğol alfabesinden uyarladılar. Yani Mançuca, Moğolca ve Uygurca alfabeleri, ortak bir kökene sahip.

Kubilay Han döneminde ise, imparatorluğun bütün dillerini tek bir yazıyla yazmak amacıyla, Tibetli lama Pagspa tarafından yeni bir alfabe geliştirildi. Bu alfabe, Tibet yazısından türetilmişti. Ancak Pagspa yazısı, Yuan hanedanının yıkılmasından sonra kullanımdan kalktı. Bulut Platformu’nda hem Uygur yazısının hem de Pagspa yazısının yan yana bulunması, bu iki farklı yazı geleneğinin Yuan İmparatorluğu’nda nasıl bir arada yaşadığını gösteriyor.

Son Söz

Cüyongguan, Pekin’in kapısında, birden fazla hikâyeyi bir arada anlatan bir kale. Bir yanda, Ming hanedanının başkentini korumak için dağlara tırmanan halka surlar; öbür yanda, Yuan İmparatorluğu’nun çok kültürlü dünyasını yansıtan Bulut Platformu. Bir yanda, Tumu Felaketi’nin dramatik anıları; öbür yanda, Yanjing’in Sekiz Manzarası’ndan birinin huzurlu yeşilliği. Ve bütün bunların ortasında, taşa oyulmuş bir Uygurca metin; Pekin’in kapısında, Türk dilinin yedi yüz yıllık bir izi. Cüyongguan’ı ziyaret ettiğinizde, Bulut Platformu’nun kemerinin altında durup bu yazıya bakın. Belki o an, Orta Asya’dan Pekin’e uzanan uzun yolculuğun, serimizin bütün duraklarının, bu küçük taş yazıda bir araya geldiğini hissedeceksiniz.

Cüyongguan'da taş takı kapı
Cüyongguan’da taş takı kapı

Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler

Cüyongguan, Pekin’in kuzeybatı kapısı. Serimizde anlattığımız ve bu kaleyle bağlantılı diğer kaleler:

Badaling: Cüyongguan’ın kuzeyinde, Guangou Vadisi’nin öbür ucunda, Çin Seddi’nin en ünlü bölümü.

Mutianyu: Pekin’in kuzeydoğusunda, ormanlarla kaplı dağlardaki sık kuleli sed bölümü.

Cinşanling ve Simatai: Pekin’in kuzeydoğusunda, seddin en vahşi ve en fotoğrafik bölümleri.

Ciayuguan ve Şanhayguan: Ming Seddi’nin batı ve doğu uçlarındaki büyük geçitler; Cüyongguan ile birlikte üç büyük geçidi oluşturuyorlar.

Gaoçang (Koçu) ve Beşbalık: Bulut Platformu’ndaki Uygurca yazının dilini konuşan Uygurların başkentleri.

Bulut Platformu kemeri
Bulut Platformu kemeri

Bir İyilik

Dünyayı daha iyi yapmayan insan insan değildir.

One thought on “Cüyongguan: Pekin’in Kuzey Kapısı ve Bulut Platformu”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir