Nankin Sur Kalesi: Dünyanın En Uzun Şehir Surlarından Biri
Bir şehir surunun uzunluğunu kilometreyle değil, saatlerle, hatta günlerle ölçtüğünüzü düşünün. Nankin’in Ming dönemi surları tam olarak böyle. Bu surlar, Çin’in eski başkentlerinden Nankin’i çevreleyen, kaynaklara göre otuz kilometreyi aşan devasa bir duvar. Dünyanın en uzun şehir surlarından biri olarak kabul edilen bu yapı, altı yüz yılı aşkın bir süredir ayakta duruyor ve büyük bölümü hâlâ şehrin ortasında, göllerin, tepelerin ve modern binaların arasında kıvrılarak uzanıyor.
Çin kaleleri serimizin on beşinci durağında, Pingyao’dan sonra güneydoğuya, Yangtze Irmağı’nın kıyısındaki Nankin’e gidiyoruz. Ming hanedanının ilk başkenti olan bu şehrin surları, her tuğlasında bir isim taşıyan, mühendislik ve organizasyon açısından olağanüstü bir yapı. Gelin, bu surları birlikte, sohbet havasında keşfedelim. Her zamanki gibi, kesin bilinenlerle tahminleri ayırmaya özen gösterdik.

İçindekiler
- Nankin Nerede?
- “Güney Başkent”
- Zhu Yuanzhang: Köylüden İmparatora
- Yirmi Yılı Aşan Bir İnşaat
- Dört Katmanlı Şehir
- Araziye Uyan Bir Plan
- İsimli Tuğlalar
- Yapışkan Pirinç Harcı
- Zhonghua Kapısı
- Diğer Kapılar ve Bölümler
- Bir Tuğlanın Yolculuğu
- Nankin Sur Müzesi
- Surlar Üzerinde Yürüyüş Rotaları
- Başkentin Taşınması ve Sonraki Yüzyıllar
- Zheng He ve Nankin
- Modern Çağda Surlar
- Ming Xiaoling Mezarı
- Qinhuai Irmağı ve Eski Mahalleler
- Nankin’de Surlar Boyunca Bir Gün
- Video
- Nankin Sofrası
- Çınar Ağaçları ve Şehrin Ruhu
- Ulaşım ve Pratik Bilgiler
- Hangi Mevsimde Gitmeli?
- Ziyaret İpuçları
- Nankin, Şian ve Pingyao: Üç Ming Suru
- Sık Sorulan Sorular
- Son Söz
- Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler
Nankin Nerede?
Nankin, Çin’in doğusundaki Jiangsu eyaletinin başkenti. Şehir, Yangtze Irmağı’nın güney kıyısında, ırmağın denize dökülmeden önceki son büyük kıvrımlarından birinde yer alıyor. Şanghay’ın yaklaşık 300 kilometre batısında bulunan Nankin, Yangtze Deltası’nın en önemli şehirlerinden biri.
Zhonghua Kapısı koordinatları: yaklaşık 32°01′ K, 118°46′ D. Google Haritalar’da Zhonghua Kapısı’nı açın.
Nankin’in coğrafyası, şehrin surlarının biçimini doğrudan etkilemiş. Şehir, kuzeyde Yangtze Irmağı, doğuda Zijin Dağı (Mor Altın Dağı), içinde ve çevresinde ise Xuanwu Gölü gibi göller ve küçük tepelerle çevrili. Bu doğal engeller, şehri korumak için mükemmel bir zemin sunuyordu. Çin’in eski bir sözüne göre, Nankin’in konumu “kıvrılmış bir ejderha ve çömelmiş bir kaplan” gibi; yani hem güçlü hem de korunaklı.
“Güney Başkent”
Nankin adı, Çincede “Güney Başkent” anlamına geliyor. Bu ad, Ming döneminde, başkent kuzeydeki Pekin’e, yani “Kuzey Başkent”e taşındıktan sonra yaygınlaştı. Daha önceki dönemlerde şehir, Jinling, Jiankang ve Yingtian gibi farklı adlarla anılıyordu.
Nankin, Çin tarihinde altı farklı hanedanın başkenti olduğu için “Altı Hanedanın Eski Başkenti” olarak da anılıyor. 3. yüzyıldan 6. yüzyıla kadar, Çin’in bölünmüş olduğu dönemde, güneydeki pek çok hanedan Nankin’i başkent yaptı. Daha sonra, 14. yüzyılda Ming hanedanının ilk başkenti, 19. yüzyılda Taiping Göksel Krallığı’nın başkenti ve 20. yüzyılda Çin Cumhuriyeti’nin başkenti oldu. Bu uzun başkentlik tarihi, Nankin’i Çin’in en önemli tarihî şehirlerinden biri yapıyor.

Zhu Yuanzhang: Köylüden İmparatora
Nankin surlarının hikâyesi, Çin tarihinin en olağanüstü hayat hikâyelerinden birine sahip bir adamla başlıyor: Zhu Yuanzhang. 1328’de, yoksul bir köylü ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelen Zhu Yuanzhang, gençliğinde kıtlık ve salgın hastalık nedeniyle ailesinin büyük kısmını kaybetti. Hayatta kalmak için bir Budist manastırına girdi ve bir süre dilencilik yaptı.
14. yüzyılın ortalarında, Moğol Yuan hanedanına karşı Çin’in dört bir yanında isyanlar başlamıştı. Zhu Yuanzhang, bu isyanlardan birine katıldı ve kısa sürede yeteneği ve kararlılığıyla öne çıktı. Yıllar süren savaşların ardından, rakip isyancı liderleri birer birer yendi. 1356’da Nankin’i ele geçirerek burayı üssü yaptı. 1368’de ise, kendini Ming hanedanının ilk imparatoru ilan etti ve Hongwu adıyla tahta çıktı. Aynı yıl, orduları Moğolları Pekin’den kovdu.
Bir köylü çocuğunun imparator olması, Çin tarihinde çok nadir görülen bir olay. Zhu Yuanzhang’ın bu olağanüstü yükselişi, onun karakterini de şekillendirdi. Kaynaklarda, onun son derece çalışkan, disiplinli, ama aynı zamanda şüpheci ve sert bir hükümdar olduğu anlatılıyor. Bu karakter, onun inşa ettirdiği surlara da yansıdı: devasa, sağlam ve en küçük ayrıntısına kadar denetlenen bir yapı.
Yirmi Yılı Aşan Bir İnşaat
Zhu Yuanzhang, Nankin’i ele geçirdikten kısa süre sonra, şehrin etrafına yeni ve güçlü surlar inşa edilmesine karar verdi. Kaynaklara göre, surların inşasına 1366 yılında başlandı ve yaklaşık 1393 yılına kadar sürdü. Yani bu devasa yapının tamamlanması, yirmi yıldan fazla zaman aldı.
İnşaat için, Çin’in dört bir yanından yüz binlerce işçi, asker ve zanaatkâr seferber edildi. Tuğlalar, Yangtze Irmağı boyunca beş eyaletteki çok sayıda ilçede üretildi ve ırmak yoluyla Nankin’e taşındı. Kaynaklarda, surların inşasında kullanılan tuğla sayısının milyonlarla ifade edildiği belirtiliyor. Bu sayılar, inşaatın ne kadar büyük bir organizasyon gerektirdiğini gösteriyor.
Surların inşası, Zhu Yuanzhang’ın danışmanlarından birinin verdiği bir tavsiyeyle de ilişkilendiriliyor. Rivayete göre, bir bilge, Zhu Yuanzhang’a üç öğüt vermişti: “Yüksek surlar inşa et, bol tahıl depola ve kendini imparator ilan etmekte acele etme.” Zhu Yuanzhang bu öğütlere uydu: önce surları inşa etti, tahıl depoladı ve ancak gücünü sağlamlaştırdıktan sonra imparator oldu. Bu öğüt, bugün de Çin’de stratejik sabrın bir örneği olarak anılıyor.
Dört Katmanlı Şehir
Ming dönemi Nankin’i, dört katmanlı bir sur sistemiyle korunuyordu. En içte, imparatorluk sarayının bulunduğu Saray Şehri vardı. Onun dışında, sarayı ve devlet dairelerini çevreleyen İmparatorluk Şehri bulunuyordu. Üçüncü katman, bugün “Nankin Surları” dediğimiz, şehrin kendisini çevreleyen İç Şehir surlarıydı. En dışta ise, şehrin çevresindeki tepeleri ve araziyi de içine alan, büyük ölçüde topraktan yapılmış Dış Şehir surları bulunuyordu.
Bugün bu dört katmandan en iyi korunmuş olanı, İç Şehir surları. Saray Şehri ve İmparatorluk Şehri’nin büyük bölümü, sonraki yüzyıllarda yıkıldı; bugün sadece bazı kalıntıları ve kapıları görülebiliyor. Dış Şehir surlarının ise büyük kısmı kaybolmuş; sadece bazı bölümlerinin izleri kalmış. Kaynaklarda Dış Şehir surlarının toplam uzunluğunun 60 kilometreyi aştığı belirtiliyor.
İç Şehir surlarının uzunluğu, kaynaklarda genellikle 33-35 kilometre arasında veriliyor. Bu surların yaklaşık 25 kilometrelik bölümü bugün hâlâ ayakta. Bu da Nankin surlarını, dünyanın en uzun ve en iyi korunmuş şehir surlarından biri yapıyor. Surların yüksekliği, araziye göre değişiyor; kaynaklarda 14 ile 21 metre arasında olduğu belirtiliyor.

Araziye Uyan Bir Plan
Nankin surlarını Çin’deki diğer pek çok şehir surundan ayıran en önemli özellik, planı. Geleneksel Çin şehir planlamasında, başkentler genellikle kare ya da dikdörtgen biçiminde, düzenli surlarla çevrili olarak tasarlanırdı. Şian ve Pekin bunun güzel örnekleri. Nankin’in surları ise, bu geleneksel düzeni takip etmiyor. Surlar, şehrin doğal coğrafyasını, yani tepeleri, gölleri ve ırmakları takip ederek, düzensiz bir biçimde kıvrılıyor.
Bu tasarım, hem pratik hem de stratejik nedenlere dayanıyordu. Surlar, mümkün olduğunca tepelerin sırtlarını ve göllerin kıyılarını takip ederek, doğal engellerden en iyi şekilde yararlanıyordu. Örneğin, surların kuzey bölümü, Xuanwu Gölü’nün kıyısı boyunca uzanıyor ve göl, surlar için doğal bir hendek görevi görüyor. Doğu bölümünde ise surlar, Zijin Dağı’nın eteklerini takip ediyor.
Bu düzensiz plan, surları uzaktan bakıldığında bir kâğıt kesiğine ya da bir bulut biçimine benzetiyor. Kaynaklarda, surların bu biçimiyle ilgili farklı yorumlar yapıldığı, bazılarının onu bir su kabağına, bazılarının ise kutsal bir figüre benzettiği anlatılıyor. Ama ne olursa olsun, bu plan, Çin şehir mimarisinde araziye uyumun en etkileyici örneklerinden biri.
İsimli Tuğlalar
Nankin surlarının belki de en ilginç özelliği, tuğlaları. Surların inşasında kullanılan tuğlaların önemli bir kısmının üzerinde, yazılar bulunuyor. Bu yazılar, tuğlanın üretildiği eyaletin, ilçenin ve köyün adını, üretimden sorumlu memurların, ustabaşının ve hatta tuğlayı yapan işçinin adını içeriyor.
Bu sistem, son derece katı bir kalite kontrol mekanizmasıydı. Her tuğla, onu yapan kişiye kadar izlenebiliyordu. Eğer bir tuğla kusurlu çıkarsa ya da kalite standartlarına uymazsa, sorumlu kişiler kolayca tespit edilebiliyor ve cezalandırılabiliyordu. Kaynaklarda, kalitesiz tuğla üreten kişilere ağır cezalar verildiği anlatılıyor. Bu sert sistem, Zhu Yuanzhang’ın disiplinli ve şüpheci karakterinin bir yansıması olarak görülüyor.
Bu yazılı tuğlalar, bugün tarihçiler için paha biçilmez bir kaynak. Tuğlaların üzerindeki yazılar sayesinde, Ming dönemi yönetim sistemi, üretim organizasyonu ve hatta sıradan insanların isimleri hakkında bilgi edinmek mümkün. Nankin’de, bu tuğlaları sergileyen ve onların hikâyesini anlatan bir sur müzesi de bulunuyor. Surların üzerinde ya da dibinde yürürken, tuğlalara yakından bakın; altı yüz yıl önce bu tuğlaları yapan insanların isimlerini okuyabilirsiniz.
Yapışkan Pirinç Harcı
Nankin surlarının dayanıklılığının bir sırrı da, kullanılan harçta. Kaynaklarda, surların bazı bölümlerinde, tuğlaları birbirine bağlamak için kireç ile yapışkan pirinç lapasının karıştırılmasıyla elde edilen özel bir harç kullanıldığı belirtiliyor. Bu harç, son derece güçlü ve dayanıklı; zamanla daha da sertleşiyor.
Bilim insanları, yapışkan pirinç harcının neden bu kadar güçlü olduğunu araştırdı. Araştırmalara göre, pirinçteki bir tür nişasta, kirecin kristalleşmesini düzenleyerek, daha sıkı ve daha dayanıklı bir yapı oluşmasını sağlıyor. Bu harç, sadece Nankin’de değil, Çin’in pek çok eski yapısında, mezarlarda, pagodalarda ve surlarda kullanılmış. Bu, eski Çin mühendislerinin, modern bilimden yüzyıllar önce, doğal malzemelerin özelliklerini ne kadar iyi anladığını gösteriyor.

Zhonghua Kapısı
Nankin surlarının en ünlü ve en görkemli yapısı, şehrin güneyindeki Zhonghua Kapısı. Ming döneminde Jubao Kapısı, yani “Hazine Toplama Kapısı” olarak bilinen bu kapı, 20. yüzyılda Zhonghua, yani “Çin” anlamına gelen bir adla yeniden adlandırıldı. Zhonghua Kapısı, kaynaklarda Çin’deki en büyük ve en karmaşık kapı yapılarından biri olarak tanımlanıyor.
Zhonghua Kapısı, aslında tek bir kapı değil, iç içe geçmiş bir kapılar sistemi. Kapı, art arda sıralanmış dört kemerli geçitten ve aralarındaki üç kapı avlusundan oluşuyor. Bir saldırgan, şehre girmek için bu dört kapıyı ve üç avluyu birer birer aşmak zorundaydı. Her avlu, dört yanı yüksek duvarlarla çevrili bir tuzak işlevi görüyordu; saldırganlar avluya girdiğinde, arkalarındaki kapı kapatılabiliyor ve dört yandan ok yağmuruna tutulabiliyordu.
Zhonghua Kapısı’nın en ilginç özelliklerinden biri, duvarların içine oyulmuş “asker mağaraları.” Kapının duvarlarında, kaynaklara göre toplam 27 tane, büyük kemerli odalar bulunuyor. Bu odalar, savaş sırasında askerlerin saklandığı, silahların ve erzakların depolandığı yerlerdi. Kaynaklarda, bu odaların toplamda yaklaşık 3.000 askeri barındırabildiği belirtiliyor. Bu gizli odalar, savunmacıların, saldırganları beklenmedik bir şekilde karşılamasını sağlıyordu.
Bugün Zhonghua Kapısı, ziyaretçilere açık bir müze gibi. Kapının avlularında dolaşabilir, asker mağaralarının içine girebilir ve kapının tepesine çıkarak şehrin manzarasını izleyebilirsiniz. Kapının tepesinden, bir yanda modern Nankin’in gökdelenleri, öbür yanda Qinhuai Irmağı’nın kıyısındaki eski mahalleler görülebiliyor. Akşamları, kapı ışıklandırılıyor ve gece manzarası çok etkileyici.
Diğer Kapılar ve Bölümler
Ming döneminde, Nankin’in İç Şehir surlarında 13 ana kapı bulunuyordu. Bu kapıların bir kısmı, sonraki dönemlerde yıkıldı ya da değiştirildi; bazıları ise hâlâ ayakta. 20. yüzyılda, şehrin artan ulaşım ihtiyaçları nedeniyle surlarda yeni kapılar da açıldı.
Surların en güzel bölümlerinden biri, Xuanwu Gölü’nün kıyısı boyunca uzanan kuzey bölümü. Burada surlar, gölün kenarında yükseliyor ve gölün sularına yansıyor. Bu bölümde surların üzerinde yürümek, bir yanda gölün huzurlu manzarasını, öbür yanda şehrin silüetini görmek için harika bir fırsat. Xuanwu Gölü’nün yakınındaki Jiming Tapınağı’ndan da surlara ve göle güzel bir manzara açılıyor.
Surların doğu bölümünde, Zijin Dağı’nın eteklerinde, surlar yeşil ormanların arasından geçiyor. Bu bölüm, daha sakin ve doğayla iç içe bir deneyim sunuyor. Ayrıca, şehrin kuzeybatısında, Yangtze Irmağı’na yakın bir tepede bulunan Yuejiang Kulesi’nden de surlara ve ırmağa muhteşem bir manzara görülebiliyor.
Surların farklı bölümleri, farklı giriş noktalarından ziyaret edilebiliyor. Bazı bölümler birbirine bağlı ve uzun yürüyüşlere imkân veriyor; bazıları ise ayrı ayrı ziyaret edilmesi gereken bölümler. Surların bütün ayakta kalan bölümlerini gezmek, birkaç gün sürebilir.

Bir Tuğlanın Yolculuğu
Nankin surlarındaki bir tuğlanın hikâyesini hayal edelim. Bu tuğla, belki Yangtze Irmağı’nın yukarı kesimlerindeki bir eyalette, küçük bir köyün yakınındaki bir fırında üretildi. Köylüler, ırmak kenarından kil topladı, bu kili suyla yoğurdu, tahta kalıplara döktü ve güneşte kuruttu. Ardından, tuğlalar büyük fırınlarda günlerce pişirildi. Pişirme işlemi son derece özenle yapılıyordu; çünkü kusurlu bir tuğlanın sorumluları ağır cezalarla karşılaşabilirdi.
Tuğla pişirilmeden önce, üzerine damga basılmıştı: eyaletin adı, ilçenin adı, sorumlu memurun adı, ustabaşının adı ve tuğlayı yapan işçinin adı. Pişirildikten sonra, tuğla denetimden geçti. Denetçiler, tuğlaları birbirine vurarak çıkardıkları sese bakıyor, kırarak iç yapılarını kontrol ediyordu. Kaliteli bulunan tuğlalar, teknelere yüklenerek Yangtze Irmağı boyunca Nankin’e doğru yola çıktı.
Haftalar süren bir yolculuğun ardından, tuğla Nankin’e ulaştı. Burada, işçiler onu surların inşaat alanına taşıdı ve ustalar, yapışkan pirinç harcıyla diğer tuğlaların arasına yerleştirdi. Ve o tuğla, altı yüz yılı aşkın bir süredir, aynı yerde, üzerindeki isimleri taşıyarak duruyor. Bugün Nankin surlarında yürürken gördüğünüz her tuğla, böyle bir yolculuğun sonunda oraya ulaştı.
Nankin Sur Müzesi
Zhonghua Kapısı’nın yakınında, Nankin surlarının tarihine ayrılmış bir müze bulunuyor. Bu müzede, surların inşasını, tuğlaların üretimini, isimli tuğlaların hikâyesini ve surların farklı dönemlerdeki durumunu anlatan sergiler yer alıyor. Müzenin en ilgi çekici bölümlerinden biri, farklı eyaletlerden gelen ve üzerlerinde farklı yazılar bulunan tuğlaların sergilendiği bölüm.
Müzede ayrıca, surların maketleri, eski haritalar ve fotoğraflar da bulunuyor. Bu sergiler, surların bugünkü hâlini ve yüzyıllar içindeki değişimini anlamak için çok yardımcı. Surları gezmeden önce ya da sonra bu müzeye uğramanızı öneririz.
Surlar Üzerinde Yürüyüş Rotaları
Nankin surlarının üzerinde, farklı uzunluklarda yürüyüş rotaları bulunuyor. En popüler rotalardan biri, Zhonghua Kapısı’ndan başlayıp surların güney bölümü boyunca doğuya ya da batıya ilerleyen rota. Bu rota, eski şehrin çatılarına ve Qinhuai Irmağı’na güzel manzaralar sunuyor.
Bir diğer popüler rota, Xuanwu Gölü’nün kıyısındaki surların üzerinde, Jiming Tapınağı’nın yakınından başlayan rota. Bu rota, gölün huzurlu manzarasıyla, özellikle gün batımında çok güzel. Surların bazı bölümlerinde bisiklet sürmek de mümkün olabiliyor. Uzun bir yürüyüş yapmak istiyorsanız, rahat ayakkabılar, su ve güneş koruyucu almayı unutmayın.
Başkentin Taşınması ve Sonraki Yüzyıllar
Zhu Yuanzhang’ın ölümünden sonra, Ming hanedanında bir taht mücadelesi yaşandı. Zhu Yuanzhang’ın torunu, Jianwen İmparatoru olarak tahta çıktı. Ancak Zhu Yuanzhang’ın oğullarından biri, kuzeyde Pekin’de görev yapan Zhu Di, yeğenine karşı ayaklandı. Dört yıl süren bir iç savaşın ardından, Zhu Di 1402’de Nankin’i ele geçirdi ve Yongle İmparatoru olarak tahta çıktı. Jianwen İmparatoru’nun akıbeti ise bilinmiyor; bazı rivayetlere göre saray yangınında öldü, bazılarına göre ise bir keşiş kılığına girerek kaçtı.
Yongle İmparatoru, başkenti kendi güç merkezi olan Pekin’e taşımaya karar verdi. Bu karar, kuzeydeki Moğol tehdidine daha yakın olmak ve kendi otoritesini güçlendirmek gibi nedenlere dayanıyordu. 1421’de başkent resmî olarak Pekin’e taşındı. Ancak Nankin, “Güney Başkent” olarak önemini korudu ve Ming döneminin sonuna kadar ikinci başkent olarak kaldı.
19. yüzyılın ortalarında, Nankin, Çin tarihinin en kanlı iç savaşlarından biri olan Taiping Ayaklanması’nın merkezi oldu. 1853’te Taiping isyancıları Nankin’i ele geçirerek burayı başkentleri yaptı ve şehre “Göksel Başkent” adını verdi. 1864’te Çing ordusu şehri geri aldı. Bu savaş sırasında, Nankin büyük yıkıma uğradı; ama surların önemli bir kısmı ayakta kalmayı başardı.
20. yüzyılda Nankin, 1912’de kurulan Çin Cumhuriyeti’nin başkenti oldu. 1937’de ise, Japon ordusu şehri işgal etti ve şehrin sivil halkına karşı büyük bir katliam gerçekleştirdi. Bu trajik olay, Çin’in modern tarihinin en acı sayfalarından biri olarak hatırlanıyor. Bugün Nankin’de, bu olayın kurbanlarını anmak için bir anıt müze bulunuyor.
Zheng He ve Nankin
Nankin’in Ming dönemi tarihiyle ilgili ilginç bir hikâye de, ünlü denizci Zheng He ile bağlantılı. Zheng He, 15. yüzyılın başında, Yongle İmparatoru’nun emriyle, Çin’den Güneydoğu Asya’ya, Hindistan’a, Arabistan’a ve Doğu Afrika’ya kadar uzanan yedi büyük deniz seferine liderlik etti. Bu seferlerde kullanılan devasa gemilerin önemli bir kısmının, Nankin’deki tersanelerde inşa edildiği biliniyor.
Zheng He’nin hayatı da ilginç. Kaynaklara göre, Yunnan’da, Müslüman bir ailede doğmuştu. Atalarının, Moğol döneminde Orta Asya’dan Çin’e gelen ve Yuan yönetiminde görev alan bir Müslüman aileye dayandığı belirtiliyor. Çocukken Ming ordusu tarafından esir alınan Zheng He, sarayda hizmetkâr olarak yetiştirildi ve zamanla Yongle İmparatoru’nun en güvendiği adamlarından biri oldu.
Zheng He’nin seferleri, Ming Çin’inin dünyaya açılmasının ve deniz gücünün sembolü. Bu seferler sırasında, Zheng He’nin filosu, Mekke’ye hacca giden bir grubu da taşımıştı. Nankin’de, Zheng He’nin anısına bir müze ve onun gemilerinin inşa edildiği tersane alanının kalıntıları bulunuyor.
Modern Çağda Surlar
20. yüzyılda, Nankin surları da diğer pek çok Çin şehrinin surları gibi, modernleşme baskısıyla karşılaştı. Surların bazı bölümleri, yol açmak, yapı malzemesi elde etmek ya da şehrin genişlemesi için yıkıldı. Ancak surların büyük kısmı, tarihî mirasın korunmasını savunanların çabalarıyla ayakta kalabildi.
Son yıllarda, Nankin surlarının korunması ve restore edilmesi için kapsamlı çalışmalar yapıldı. Surların farklı bölümleri birbirine bağlandı, yürüyüş yolları açıldı ve surların çevresi parklarla düzenlendi. Nankin surları, Ming ve Çing dönemlerine ait diğer şehir surlarıyla birlikte, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne aday gösterilmek üzere geçici listede yer alıyor.

Ming Xiaoling Mezarı
Nankin surlarının yapımcısı Zhu Yuanzhang, ölümünden sonra şehrin doğusundaki Zijin Dağı’nın eteklerinde, Ming Xiaoling adlı görkemli bir mezar kompleksine gömüldü. Bu mezar, Ming hanedanının ilk imparatorluk mezarı ve sonraki Ming ve Çing imparatorlarının mezarları için bir model oldu.
Ming Xiaoling’in en ünlü bölümü, mezara giden “Ruh Yolu.” Bu yolun iki yanında, aslanlar, develer, filler, atlar ve efsanevi hayvanları tasvir eden taş heykeller ile askerî ve sivil memurları tasvir eden taş figürler sıralanıyor. Yol, düz bir çizgi yerine, araziyi takip ederek kıvrılıyor; bu da Nankin surlarının araziye uyumlu tasarımını hatırlatıyor.
Ming Xiaoling, 2003’te, Çin’in Ming ve Çing dönemi imparatorluk mezarlarının bir parçası olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Badaling yazımızda andığımız Pekin’deki Ming Mezarları da bu listenin bir parçası. Zijin Dağı’nda ayrıca, Çin Cumhuriyeti’nin kurucusu Sun Yat-sen’in mozolesi de bulunuyor. Bu iki mezarı aynı gün içinde ziyaret edebilirsiniz.
Qinhuai Irmağı ve Eski Mahalleler
Zhonghua Kapısı’nın hemen kuzeyinde, şehrin içinden geçen Qinhuai Irmağı’nın kıyısında, Nankin’in en canlı eski mahallelerinden biri bulunuyor. Bu bölge, yüzyıllar boyunca Nankin’in kültürel ve eğlence hayatının merkeziydi. Ming ve Çing dönemlerinde, imparatorluk sınavlarına giren öğrencilerin toplandığı sınav salonları, çay evleri, tiyatrolar ve lokantalar bu bölgede yer alıyordu.
Bugün Qinhuai Irmağı’nın kıyısı, yeniden düzenlenmiş geleneksel binalar, dükkânlar ve lokantalarla dolu, popüler bir turistik bölge. Akşamları, ırmak kenarındaki binalar ışıklandırılıyor ve ırmakta süslü teknelerle gezintiler yapılıyor. Konfüçyüs Tapınağı ve eski imparatorluk sınav salonunun kalıntıları da bu bölgede bulunuyor. Zhonghua Kapısı’nı gezdikten sonra, akşamı Qinhuai Irmağı’nın kıyısında geçirmek, Nankin gezisini tamamlamanın güzel bir yolu.
Nankin’de Surlar Boyunca Bir Gün
Nankin surlarını gezmeye, Zhonghua Kapısı’ndan başlamanızı öneririz. Kapının avlularını, asker mağaralarını ve kapının tepesini gezdikten sonra, surların üzerinde doğuya ya da batıya doğru yürüyebilirsiniz. Ardından, Qinhuai Irmağı’nın kıyısındaki eski mahallede öğle yemeği yiyebilirsiniz.
Öğleden sonra, şehrin kuzeyine, Xuanwu Gölü’ne gidebilirsiniz. Burada, gölün kıyısındaki surların üzerinde yürüyerek, Jiming Tapınağı’na kadar ulaşabilirsiniz. Jiming Tapınağı, Nankin’in en eski Budist tapınaklarından biri ve tepesinden surlara ve göle muhteşem bir manzara açılıyor. Akşamüstü, Xuanwu Gölü’nün kıyısında gün batımını izlemek, günü bitirmenin güzel bir yolu.
Eğer ikinci bir gününüz varsa, Zijin Dağı’na giderek Ming Xiaoling Mezarı’nı ve Sun Yat-sen Mozolesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca, Nankin Müzesi, Çin’in en önemli müzelerinden biri ve Nankin’in uzun tarihini anlatan zengin koleksiyonlarıyla görülmeye değer.
Video
Nankin surlarını ve Zhonghua Kapısı’nı gitmeden önce biraz görmek isterseniz, aşağıdaki video kapının çevresinde yapılan bir yürüyüş turunu gösteriyor.
Nankin Sofrası
Nankin, mutfağıyla da ünlü bir şehir. Nankin’in en meşhur lezzeti, tuzlu ördek. Bu ördek, özel bir tuzlama ve haşlama yöntemiyle hazırlanıyor ve yumuşak, hafif tuzlu etiyle biliniyor. Nankin halkının ördeğe olan düşkünlüğü o kadar büyük ki, şehirde ördekten yapılan sayısız yemek bulunuyor: ördek kanı ve erişte çorbası, ördek ciğeri, ördek boynu ve daha niceleri.
Qinhuai Irmağı’nın kıyısındaki eski mahallede, Nankin’in geleneksel sokak lezzetlerini tadabilirsiniz. Buharda pişirilmiş küçük mantılar, tatlı pirinç topları, susamlı çörekler ve çeşitli hamur işleri, bu bölgenin en sevilen atıştırmalıkları. Akşamları, ırmak kenarındaki lokantalardan birinde, ışıklandırılmış surları ve kapıları izleyerek yemek yemek, Nankin gezinizin unutulmaz anlarından biri olacak.
Çınar Ağaçları ve Şehrin Ruhu
Nankin’i ziyaret edenlerin dikkatini çeken bir başka şey, şehrin pek çok caddesini kaplayan dev çınar ağaçları. Bu ağaçların önemli bir kısmı, 20. yüzyılın başında, özellikle Sun Yat-sen Mozolesi’nin inşası sırasında dikildi. Bugün bu ağaçlar, caddelerin üzerinde yeşil tüneller oluşturuyor ve yaz sıcağında şehre serin bir gölge sağlıyor.
Bu çınar ağaçları, Nankin’in ruhunun bir parçası hâline gelmiş durumda. Surların altı yüz yıllık taşları ile çınarların yüz yıllık gövdeleri, şehrin farklı dönemlerinin izlerini bir arada taşıyor. Nankin’de yürürken, bu iki mirası birlikte görmek, şehrin geçmişi ile bugünü arasındaki bağı hissetmenin güzel bir yolu.
Ulaşım ve Pratik Bilgiler
Nankin, Çin’in en iyi ulaşım bağlantılarına sahip şehirlerinden biri. Şehrin uluslararası havalimanına, Çin’in pek çok şehrinden ve bazı uluslararası noktalardan uçuşlar yapılıyor. Ayrıca Nankin, Pekin ile Şanghay arasındaki hızlı tren hattının üzerinde; Şanghay’dan hızlı trenle bir-iki saatte, Pekin’den ise birkaç saatte ulaşabilirsiniz.
Şehir içinde, metro sistemi oldukça gelişmiş. Metro ile Zhonghua Kapısı’na, Xuanwu Gölü’ne, Qinhuai Irmağı bölgesine ve Zijin Dağı’na kolayca ulaşabilirsiniz. Surların farklı bölümleri, farklı giriş noktalarından ziyaret edilebiliyor ve bazı bölümler için ayrı giriş ücreti alınıyor. Giriş ücretleri ve açılış saatleri değişebildiği için, güncel bilgileri resmî kaynaklardan ya da otelinizden öğrenmenizi öneririz.
Hangi Mevsimde Gitmeli?
Nankin, Çin’in “fırın şehirleri” arasında sayılıyor; yazlar son derece sıcak ve nemli. Temmuz ve ağustos aylarında, sıcaklıklar sık sık 35 dereceyi aşıyor ve nem oranı çok yüksek. Kışlar ise soğuk ve nemli. En rahat ziyaret dönemleri, ilkbahar (mart-mayıs) ve sonbahar (eylül-kasım).
İlkbaharda, Nankin’in pek çok yerinde, özellikle Ming Xiaoling’in çevresinde ve Xuanwu Gölü’nün kıyısında, erik ve kiraz çiçekleri açıyor. Sonbaharda ise, Zijin Dağı’nın yamaçlarındaki ağaçlar, kırmızı ve sarı tonlarına bürünüyor. Nankin’in ünlü çınar ağaçlarıyla kaplı caddeleri de, sonbaharda altın sarısı yapraklarla çok güzel görünüyor.
Ziyaret İpuçları
- Zhonghua Kapısı’nı mutlaka görün: Nankin surlarının en etkileyici yapısı. Asker mağaralarına girmeyi unutmayın.
- Tuğlalara bakın: Surların üzerinde ya da dibinde yürürken, tuğlaların üzerindeki yazıları aramayı unutmayın. Altı yüz yıl önce yaşamış insanların isimlerini okuyabilirsiniz.
- Xuanwu Gölü’nü ziyaret edin: Gölün kıyısındaki surlar, Nankin’in en güzel manzaralarından birini sunuyor.
- Yaz sıcağına dikkat edin: Yaz aylarında gidiyorsanız, surların üzerinde yürümek için sabah erken ya da akşamüstü saatlerini tercih edin.
- En az iki gün ayırın: Nankin’in surları, Ming Xiaoling, Qinhuai Irmağı ve müzeleri için en az iki gün gerekiyor.
- Yerel lezzetleri deneyin: Nankin’in tuzlu ördeği ve ördek kanı çorbası, şehrin en ünlü lezzetleri arasında.

Nankin, Şian ve Pingyao: Üç Ming Suru
Serimizin şehir surları bölümünde, üç büyük Ming dönemi surunu anlatmış olduk: Şian, Pingyao ve Nankin. Bu üç sur, aşağı yukarı aynı dönemde, Ming hanedanının kurucusu Zhu Yuanzhang’ın hükümdarlığı sırasında inşa edildi. Ama her biri, farklı bir karaktere sahip.
Şian’ın surları, düzenli bir dikdörtgen biçiminde, geleneksel Çin şehir planlamasının en güzel örneklerinden biri. Surların üzerindeki geniş yürüme yolu, bisiklet sürmek için ideal. Pingyao’nun surları ise, daha küçük bir ilçe şehrini çevreliyor ve kaplumbağa şehir hikâyesi, 72 kulesi ve 3.000 mazgalıyla sembolik anlamlarla dolu. Nankin’in surları ise, her ikisinden de çok daha uzun ve araziye uyumlu düzensiz biçimiyle, bir başkentin görkemini yansıtıyor.
Bu üç suru birlikte görmek, Ming döneminin şehir savunma anlayışını ve mimari çeşitliliğini anlamak için harika bir fırsat. Hızlı tren bağlantıları sayesinde, bu üç şehri bir veya iki haftalık bir rotada gezmek mümkün. Her biri, Çin’in tarihine farklı bir pencere açıyor.
Bu üç şehrin surları, aynı zamanda Çin’in 20. yüzyılda yaşadığı modernleşme sürecinde tarihî mirasın korunması konusundaki farklı yaklaşımları da yansıtıyor. Pek çok Çin şehrinin surları bu süreçte tamamen yıkılırken, Şian, Pingyao ve Nankin’in surları büyük ölçüde ayakta kalmayı başardı. Bu da onları, bugün Çin’de görebileceğiniz en değerli şehir surları arasına yerleştiriyor.
Nankin’den ayrılırken, Zhonghua Kapısı’nın tepesine son bir kez çıkın ve şehre bakın. Bir yanda Qinhuai Irmağı’nın kıyısındaki eski mahalleler, öbür yanda modern şehrin gökdelenleri ve bütün bunları kucaklayan, altı yüz yıllık surlar. Bu manzara, Nankin’in geçmişi ile bugünü arasındaki bağı en güzel şekilde anlatıyor. Surlar, şehrin acılarını da, zaferlerini de görmüş; ama her şeye rağmen ayakta kalmış. Belki de Nankin’in surlarından alınacak en büyük ders, dayanıklılığın ve sabrın değeri.
Bu surlar, nesiller boyunca yıkımlara, savaşlara ve zamana direndi; şimdi ise onları korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak, bizim sorumluluğumuz.
Nankin’e yolunuz düşerse, bu sorumluluğu biraz da olsa paylaşmak için, surlara saygıyla yaklaşın.
Sık Sorulan Sorular
Nankin surları ne kadar uzun? Kaynaklara göre İç Şehir surları 33-35 kilometre uzunluğunda; bunun yaklaşık 25 kilometresi bugün hâlâ ayakta. Dış Şehir surları ise 60 kilometreyi aşıyordu, ama büyük kısmı kaybolmuş.
Surlar ne zaman inşa edildi? Kaynaklara göre 1366 ile 1393 yılları arasında, Ming hanedanının kurucusu Zhu Yuanzhang döneminde inşa edildi.
Tuğlaların üzerindeki yazılar neyi anlatıyor? Tuğlanın üretildiği yeri, üretimden sorumlu memurların ve işçilerin adlarını. Bu, katı bir kalite kontrol sisteminin parçasıydı.
Zhonghua Kapısı neden bu kadar ünlü? Dört kemerli geçit, üç kapı avlusu ve binlerce askeri barındırabilen gizli odalarıyla, Çin’in en büyük ve en karmaşık kapı yapılarından biri.
UNESCO listesinde mi? Nankin surları, Ming ve Çing dönemi şehir surlarıyla birlikte UNESCO’nun geçici listesinde yer alıyor. Ming Xiaoling Mezarı ise, imparatorluk mezarlarının bir parçası olarak Dünya Mirası Listesi’nde.
Son Söz
Nankin surları, bir köylü çocuğundan imparatorluğa yükselen Zhu Yuanzhang’ın iradesinin, yüz binlerce işçinin emeğinin ve milyonlarca isimli tuğlanın hikâyesi. Altı yüz yılı aşkın bir süredir ayakta duran bu surlar, Nankin’in uzun ve çalkantılı tarihinin, yani başkentliğinin, iç savaşlarının, isyanlarının ve acılarının sessiz tanıkları. Zhonghua Kapısı’nın asker mağaralarında dolaşırken, Xuanwu Gölü’nün kıyısındaki surların üzerinde yürürken ya da bir tuğlanın üzerindeki eski bir ismi okurken, bu tarihin ağırlığını hissedeceksiniz. Ve belki, bu surların her bir tuğlasının, aslında bir insanın hikâyesi olduğunu fark edeceksiniz.

Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler
Nankin, Ming hanedanının ilk başkenti. Serimizde anlattığımız ve Ming döneminin mirasını taşıyan diğer şehir surları ve kaleler:
Pingyao: Nankin surlarıyla aynı yıllarda, Ming döneminin başında inşa edilmiş, Çin’in en iyi korunmuş ilçe surları.
Şian Sur Kalesi: Zhu Yuanzhang’ın emriyle inşa edilen bir diğer büyük Ming dönemi şehir suru.
Cüyongguan ve Badaling: Başkent Pekin’e taşındıktan sonra, yeni başkenti korumak için güçlendirilen sed bölümleri.
Şanhayguan: Zhu Yuanzhang’ın komutanı Xu Da tarafından kurulan, Ming Seddi’nin doğu ucundaki geçit.

