Cinşanling ve Simatai: Seddin Yabani Sırtları
Badaling’in kalabalığından, Mutianyu’nun teleferiklerinden biraz daha uzaklaşmak, Çin Seddi’ni daha sessiz, daha ham ve daha nefes kesici bir hâliyle görmek isteyenler için iki isim öne çıkıyor: Cinşanling ve Simatai. Pekin’in kuzeydoğusunda, Hebei ile Pekin sınırında, birbirine komşu bu iki sed bölümü, dağların en keskin sırtlarında yükselen kuleleri, yer yer yıkılmış duvarları ve ufka kadar uzanan manzaralarıyla, sedin “vahşi” yüzüne en yakın ama yine de ulaşılabilir olan bölümleri.
Çin kaleleri serimizin on birinci durağında, bu iki sed bölümünü birlikte geziyoruz. Fotoğrafçıların, yürüyüşçülerin ve kalabalıktan kaçmak isteyenlerin gözdesi olan bu sırtlara, sohbet havasında, adım adım tırmanacağız. Her zamanki gibi, kesin bilinenlerle tahminleri ayırmaya özen gösterdik.

İçindekiler
- Cinşanling ve Simatai Nerede?
- Adların Anlamı
- Xu Da’dan Qi Jiguang’a
- Cinşanling: Fotoğrafçıların Seddi
- Engel Duvarları ve Akıllı Savunma
- Kuleler ve Kilin Paravanı
- Yazılı Tuğlalar
- Simatai: Göğe Uzanan Merdiven
- Gece Açık Sed
- Gubei Su Kasabası
- İki Sed Arasında Yürüyüş
- Gubeikou: Tarihî Geçit
- Sed Fotoğrafçılığı İçin Birkaç Öneri
- Bir Günlük Program
- Sedin Gölgesindeki Köyler ve Misafirhaneler
- Video
- Ulaşım ve Pratik Bilgiler
- Hangi Mevsimde Gitmeli?
- Ziyaret İpuçları
- Vahşi Sed ve Sorumlu Turizm
- Yakında: Chengde Yazlık Sarayı
- Sedin Geleceği
- Sık Sorulan Sorular
- Son Söz
- Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler
Cinşanling ve Simatai Nerede?
Cinşanling, Hebei eyaletinin Luanping ilçesinde, Pekin şehir merkezinin yaklaşık 120-130 kilometre kuzeydoğusunda yer alıyor. Simatai ise hemen doğusunda, Pekin’in Miyun ilçesi sınırları içinde. İki sed bölümü, birbirine bağlı tek bir sed hattının parçaları; aralarındaki sınır, aslında Hebei ile Pekin arasındaki idari sınır.
Cinşanling koordinatları: yaklaşık 40°40′ K, 117°14′ D. Google Haritalar’da Cinşanling’i açın.
Simatai koordinatları: yaklaşık 40°39′ K, 117°17′ D. Google Haritalar’da Simatai’yi açın.
Bu bölge, Yan Dağları’nın kuzeydoğu kollarının yükseldiği, sarp ve kayalık bir arazi. Sed burada, dağların en yüksek ve en keskin sırtlarını takip ediyor. Bu yüzden Cinşanling ve Simatai’deki sed, Badaling ve Mutianyu’ya göre çok daha dramatik bir görünüme sahip. Sırtların iki yanı dik yamaçlarla iniyor, sed ise bu yamaçların tam tepesinde, bir bıçak sırtı gibi ilerliyor.
Bölgenin Pekin’e uzaklığı, burayı Badaling ve Mutianyu’ya göre daha az kalabalık kılıyor. Bu uzaklık, aynı zamanda sedin daha az değişikliğe uğramasını da sağlamış. Cinşanling’in bazı bölümleri restore edilmiş olsa da, pek çok bölüm hâlâ orijinal hâlini koruyor. Bu da, sedin yüzyıllar içinde nasıl aşındığını, kulelerin nasıl yıkıldığını ve doğanın sedi nasıl sarmaladığını görmek isteyenler için eşsiz bir fırsat sunuyor.
Adların Anlamı
Cinşanling adı, Çincede “Altın Dağ Sırtı” anlamına geliyor. Adın kökeni hakkında farklı açıklamalar var; bir açıklamaya göre bölgedeki büyük bir kulenin adından, bir başkasına göre ise akşam güneşinin dağları altın rengine boyamasından geliyor. Gerçekten de Cinşanling’de gün batımını izleyenler, bu adın neden verildiğini hemen anlıyor.
Simatai adının kökeni ise daha az açık. Adın kabaca “Sima’nın platformu” gibi bir anlama geldiği, ama bu Sima’nın kim olduğu konusunda farklı rivayetler bulunduğu belirtiliyor. Bazı kaynaklar, adın bölgedeki eski bir köyden ya da bir tarihî kişiden geldiğini ileri sürüyor. Bu konuda kesin bir uzlaşma yok.

Xu Da’dan Qi Jiguang’a
Cinşanling ve Simatai’deki sedin tarihi, serimizin önceki yazılarında tanıdığımız iki önemli isimle yakından bağlantılı. Kaynaklara göre, bu bölgede ilk Ming dönemi savunma yapıları, 14. yüzyılın sonlarında, Şanhayguan’ın da kurucusu olan komutan Xu Da tarafından inşa edildi. Bu ilk yapılar, büyük ölçüde toprak ve taştan yapılmış basit duvarlar ve karakollardı.
Bugün gördüğümüz görkemli sed ise, 16. yüzyılın ikinci yarısında, Mutianyu yazımızda anlattığımız Tan Lun ve Qi Jiguang’ın önderliğinde inşa edildi. 1568’den itibaren bu bölgede görev yapan Qi Jiguang, Cinşanling ve Simatai’deki sedi, eski duvarların üzerine yeniden inşa etti ve onlarca yeni gözetleme kulesi ekledi. Kaynaklarda, Cinşanling’deki sedin, Qi Jiguang’ın sed inşaatındaki en olgun ve en gelişmiş çalışmalarından biri olarak değerlendirildiği belirtiliyor.
Bu bölgenin stratejik önemi, kuzeydeki Moğol bozkırlarına açılan geçitlerden kaynaklanıyordu. Cinşanling’in yakınındaki Gubeikou geçidi, tarih boyunca kuzeyden Pekin’e giden en önemli yollardan birinin üzerindeydi. Moğol akıncıları, bu geçidi kullanarak Pekin ovasına inebilirdi. 1550’de Altan Han’ın Pekin’e kadar ulaşan akınında da, Moğol ordusunun bu bölgedeki geçitlerden birini kullandığı anlatılıyor. Bu olaydan sonra, Ming yönetimi bölgenin savunmasını güçlendirmek için büyük bir çaba gösterdi ve Cinşanling ile Simatai’deki sed bu çabanın en önemli ürünlerinden biri oldu.
Çing döneminde, Moğol tehdidinin ortadan kalkmasıyla birlikte, bu bölgedeki sedin askerî önemi azaldı. Ancak bölge, başka bir nedenle önemini korudu: Çing imparatorlarının yazlık sarayının bulunduğu Chengde’ye giden yol, Gubeikou’dan geçiyordu. İmparatorlar, her yaz Pekin’den Chengde’ye giderken bu bölgeden geçiyor, seddin yanından ilerliyordu.
Cinşanling: Fotoğrafçıların Seddi
Cinşanling, sedin en fotoğrafik bölümlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kaynaklarda Cinşanling’deki sedin uzunluğu yaklaşık 10 kilometre, bu bölümdeki gözetleme kulesi sayısı ise 60’ın üzerinde veriliyor. Kuleler, dağların sırtlarında, birbirine çok yakın aralıklarla diziliyor. Bu da, sedin bir kuleden diğerine kıvrılarak uzandığı, adeta resim gibi bir manzara oluşturuyor.
Cinşanling’in fotoğrafçılar arasında bu kadar popüler olmasının bir nedeni de, sedin restore edilmiş ve orijinal bölümlerinin bir arada bulunması. Bazı bölümlerde, sed düzgün ve temiz; bazı bölümlerde ise yıkık dökük, otlarla kaplı ve yer yer çökmüş. Bu karışım, sedin hem görkemini hem de zamanın onun üzerindeki etkisini aynı karede göstermeye imkân veriyor.
Cinşanling’de fotoğraf için en güzel zamanlar, gün doğumu ve gün batımı. Gün doğumunda, güneş doğudaki dağların arkasından yükselirken, sedin üzerine altın rengi bir ışık düşüyor. Sonbaharda, sabahları vadilerde sis oluşuyor ve sed, bu sisin üzerinde yüzüyormuş gibi görünüyor. Kış aylarında ise kar, sedin her kıvrımını ve her kulesini belirginleştiriyor. Bu yüzden Cinşanling’de, yılın her mevsiminde, sabahın erken saatlerinde fotoğraf makineleriyle bekleyen fotoğrafçılara rastlamak mümkün.
Cinşanling’in en yüksek ve en ünlü noktalarından biri, “Büyük Cinşan Kulesi” olarak bilinen kule. Bu kule, sedin en yüksek sırtlarından birinde yer alıyor ve çevresindeki dağlara muhteşem bir manzara sunuyor.
Engel Duvarları ve Akıllı Savunma
Cinşanling, sedin savunma mimarisinin en gelişmiş örneklerinden bazılarını barındırıyor. Bu örneklerin en ilginci, sedin üzerinde, yürüme yolunu enine kesen kısa duvarlar. Çincede “engel duvarları” olarak bilinen bu yapılar, sedin dik bölümlerinde, belirli aralıklarla yerleştirilmiş.
Bu engel duvarlarının işlevi zekice düşünülmüş. Eğer düşman sedin bir noktasını aşıp sedin üzerine çıkarsa, bu duvarlar onun sedin üzerinde ilerlemesini engelliyordu. Engel duvarlarında, ok atmak için mazgallar ve askerlerin geçebileceği küçük kapılar bulunuyordu. Savunmacılar, bu duvarların arkasına saklanarak, sedin üzerinde ilerlemeye çalışan düşmanı ok yağmuruna tutabiliyordu. Böylece sedin her bölümü, adeta bağımsız bir savunma hattına dönüşüyordu.
Cinşanling’de ayrıca, sedin dışına, dağın yamacına doğru uzanan “kol duvarlar” da bulunuyor. Bu duvarlar, sedin önemli noktalarını korumak ve düşmanın sede yaklaşmasını zorlaştırmak için inşa edilmişti. Bazı bölümlerde, sedin dış yüzünde, düşmanın tırmanmasını engellemek için özel olarak tasarlanmış çıkıntılar ve oyuklar görülüyor.
Bu ayrıntılar, Qi Jiguang’ın güneyde korsanlara karşı savaşırken edindiği deneyimin kuzeyde nasıl uygulandığını gösteriyor. Qi Jiguang, sedi sadece bir engel olarak değil, aktif bir savunma sistemi olarak tasarlamıştı. Her kule, her duvar ve her mazgal, belirli bir amaca hizmet ediyordu.

Kuleler ve Kilin Paravanı
Cinşanling’deki kuleler, büyük bir çeşitlilik gösteriyor. Kare, dikdörtgen, yuvarlak ve hatta çok kenarlı planlı kuleler var. Bazıları tek katlı, bazıları iki katlı. Çatıları da farklı: düz, kubbeli, tonozlu ya da kıvrık saçaklı. Bu çeşitlilik, kulelerin farklı işlevlere sahip olduğunu ve farklı ustalar tarafından inşa edildiğini gösteriyor olabilir.
Kulelerden birinde, Cinşanling’in en ünlü sanat eserlerinden biri bulunuyor: “Kilin Paravanı.” Bu, kulenin içindeki bir duvar üzerine, tuğladan oyularak yapılmış büyük bir kabartma. Kabartmada, Çin mitolojisinin kutsal hayvanlarından biri olan kilin tasvir edilmiş. Kilin, ejderha başlı, geyik gövdeli, öküz kuyruklu ve pullu bir varlık olarak tasvir edilir ve iyi talihin, bilgeliğin ve barışın sembolü olarak kabul edilir.
Bir askerî yapının içinde böylesine incelikli bir sanat eserinin bulunması, ilginç bir durum. Bu kabartmanın, kuleyi inşa eden ustaların ya da orada görev yapan komutanın bir hediyesi olabileceği düşünülüyor. Kabartma, kulede görev yapan askerlere iyi talih ve koruma dileğini sembolize ediyor olabilir. Kilin Paravanı, sedin sadece taş ve tuğladan ibaret olmadığını, aynı zamanda onu inşa eden insanların inançlarını ve umutlarını da taşıdığını hatırlatıyor.
Yazılı Tuğlalar
Cinşanling’in bir diğer ilginç özelliği, üzerinde yazılar bulunan tuğlalar. Mutianyu yazımızda da bahsettiğimiz gibi, Ming döneminde sed tuğlalarının üzerine, onları üreten birliklerin ya da fırınların adları ve üretim yılları damgalanıyordu. Cinşanling’de bu tür yazılı tuğlalar özellikle yaygın. Bazı tuğlaların üzerinde, Wanli döneminin belirli bir yılı ve tuğlayı üreten birliğin adı açıkça okunabiliyor.
Bu yazılı tuğlalar, araştırmacılara sedin inşa tarihini ve organizasyonunu anlamak için değerli bilgiler sunuyor. Ayrıca, sedin farklı bölümlerinin farklı birlikler tarafından inşa edildiğini ve her birliğin kendi bölümünden sorumlu olduğunu gösteriyor. Bu sistem, bir tür kalite kontrol mekanizması işlevi görüyordu: eğer bir bölüm çökerse, sorumlu birlik kolayca tespit edilebilirdi.
Cinşanling’de yürürken, bu yazılı tuğlaları aramak, bir tür hazine avı gibi. Bazı kulelerin duvarlarında ve sedin yürüme yolunda, bu tuğlalara rastlayabilirsiniz. Ama lütfen onlara dokunmayın, üzerlerine basmamaya özen gösterin ve kesinlikle yerinden oynatmayın. Bu tuğlalar, dört yüz yılı aşkın bir geçmişin sessiz tanıkları.

Simatai: Göğe Uzanan Merdiven
Cinşanling’in doğusunda, sed Simatai’ye ulaşıyor. Simatai, Çin Seddi’nin en dik ve en dramatik bölümlerinden biri olarak biliniyor. Burada sed, neredeyse dikey kayalık sırtların üzerine tırmanıyor. Bazı bölümlerde, sedin genişliği o kadar daralıyor ki, sadece tek bir kişinin geçebileceği kadar dar bir yol kalıyor.
Simatai’nin en ünlü bölümlerinden biri, “Göğe Uzanan Merdiven” olarak bilinen kısım. Bu bölümde sed, son derece dik bir sırt boyunca yükseliyor ve uzaktan bakıldığında gerçekten de göğe uzanan bir merdiven gibi görünüyor. Bu merdivenin en üstünde, “Ölümsüzler Kulesi” ve “Pekin’e Bakan Kule” olarak anılan iki kule bulunuyor. Pekin’e Bakan Kule, Simatai’nin en yüksek noktalarından biri ve adını, açık havalarda buradan uzaklarda Pekin’in görülebildiğine dair rivayetten alıyor. Ancak bu bölümler, son derece tehlikeli oldukları için, güvenlik nedeniyle ziyarete kapatılmış ya da kısıtlanmış olabiliyor.
Simatai, ayrıca ortasından geçen bir vadi ve bu vadideki bir gölle ikiye ayrılıyor. Sed, bu vadiye inip tekrar karşı sırta tırmanıyor. Vadideki göl, yakındaki bir barajın oluşturduğu bir su birikintisi. Sedin göle yansıyan görüntüsü, Simatai’nin en güzel manzaralarından birini oluşturuyor.
Simatai, 20. yüzyılın sonlarında ziyaretçilere açıldı ve vahşi atmosferi nedeniyle yürüyüşçüler arasında hızla popüler oldu. 2010’ların başında ise, Simatai’nin eteğinde büyük bir turizm projesi başlatıldı ve sed bir süre kapalı kaldı. Bu projenin tamamlanmasıyla birlikte Simatai yeniden açıldı, ama artık ziyaret koşulları değişmişti: günlük ziyaretçi sayısı sınırlandırıldı ve önceden rezervasyon zorunlu hâle geldi.
Gece Açık Sed
Simatai’yi diğer sed bölümlerinden ayıran ilginç bir özellik, belirli dönemlerde gece de ziyarete açık olması. Simatai’nin bazı bölümleri, akşam saatlerinde ışıklandırılıyor ve ziyaretçiler, karanlıkta sedin üzerinde yürüyebiliyor. Kaynaklarda, Simatai’nin Çin Seddi’nin gece ziyarete açık nadir bölümlerinden biri olduğu belirtiliyor.
Gece sedin üzerinde yürümek, gündüzden çok farklı bir deneyim. Işıklandırılmış kuleler, karanlık dağların arasında altın rengi noktalar gibi parlıyor. Gökyüzünde yıldızlar, aşağıda Gubei Su Kasabası’nın ışıkları. Sessizlik, sadece rüzgârın ve ayak seslerinin bozduğu bir sessizlik. Bu deneyim, sedin romantik ve gizemli bir yüzünü gösteriyor. Ancak gece ziyaretinin hangi dönemlerde ve hangi saatlerde mümkün olduğu değişebildiği için, önceden kontrol etmeniz gerekiyor.
Gubei Su Kasabası
Simatai’nin eteğinde, son yıllarda inşa edilmiş Gubei Su Kasabası bulunuyor. Bu kasaba, geleneksel kuzey Çin mimarisini ve güney Çin’in su kasabalarını birleştiren, kanallar, taş köprüler, avlulu evler ve dar sokaklarla dolu bir turistik kompleks. Kasabada oteller, misafirhaneler, lokantalar, çay evleri, müzeler ve dükkânlar bulunuyor.
Gubei Su Kasabası, tarihî bir yer değil; ama Simatai ziyaretini kolaylaştıran ve zenginleştiren bir altyapı sunuyor. Kasabada bir gece konaklamak, hem Simatai’nin gece manzarasını görmek hem de sabahın erken saatlerinde sede çıkmak için güzel bir fırsat. Kasabanın sokaklarında yürürken, akşamları ışıklandırılmış kanalların ve köprülerin arasından, dağların tepesinde parlayan sed kulelerini izleyebilirsiniz.
Bazı ziyaretçiler, Gubei Su Kasabası’nın fazla turistik ve yapay olduğunu düşünüyor. Bu eleştiri haklı olabilir; ama kasaba, Simatai’ye ulaşımı ve konaklamayı kolaylaştırıyor. Simatai’ye girişin genellikle bu kasabanın içinden yapıldığını da belirtelim.

İki Sed Arasında Yürüyüş
Uzun yıllar boyunca, Cinşanling’den Simatai’ye uzanan sed boyunca yapılan yürüyüş, Çin Seddi’nin en ünlü yürüyüş rotalarından biri olarak biliniyordu. Yaklaşık 10 kilometre uzunluğundaki bu rota, yürüyüşçüleri restore edilmiş bölümlerden yıkık dökük bölümlere, yumuşak eğimli kısımlardan dik tırmanışlara, onlarca gözetleme kulesinin yanından geçirerek götürüyordu. Bu yürüyüş, genellikle dört ile beş saat arasında sürüyordu ve pek çok gezgin için Çin’deki en unutulmaz deneyimlerden biri oluyordu.
Ancak Simatai’nin 2010’ların başında yeniden düzenlenmesiyle birlikte, bu rotanın durumu değişti. İki sed bölümü arasındaki geçiş, farklı dönemlerde kapatıldı ya da kısıtlandı. Bazı kaynaklarda, iki bölüm arasında doğrudan yürüyüşün artık mümkün olmadığı, bazılarında ise belirli koşullarla izin verildiği belirtiliyor. Bu durum zaman içinde değişebildiği için, bu yürüyüşü yapmayı planlıyorsanız, güncel durumu mutlaka önceden öğrenmeniz gerekiyor.
Eğer iki bölüm arasında yürüyüş mümkün değilse, Cinşanling’in kendi içinde de harika yürüyüş rotaları bulunuyor. Cinşanling’in batı ve doğu bölümleri arasında, birkaç saatlik bir yürüyüşle sedin en güzel kısımlarını görebilirsiniz. Bu yürüyüşler, hem restore edilmiş hem de orijinal sed bölümlerini kapsıyor.
Sed üzerinde yürüyüş yaparken, birkaç önemli noktaya dikkat etmek gerekiyor. Sedin bazı bölümleri, özellikle restore edilmemiş kısımlar, son derece dik, düzensiz ve kaygan olabiliyor. Basamaklar kırık, korkuluklar eksik olabiliyor. Bu yüzden sağlam yürüyüş ayakkabıları giymek, yavaş ve dikkatli ilerlemek, yanınıza bol su almak ve hava durumunu önceden kontrol etmek çok önemli. Yağmurlu ya da karlı havalarda, sedin bu bölümlerinde yürümekten kaçınmanızı öneririz.
Gubeikou: Tarihî Geçit
Cinşanling ve Simatai’nin hemen batısında, Gubeikou adlı tarihî bir geçit ve kasaba bulunuyor. Gubeikou, yüzyıllar boyunca kuzeyden Pekin’e giden en önemli yollardan birinin üzerinde yer aldı. Bu geçit, Çin tarihindeki pek çok önemli olaya sahne oldu: Moğol ordularının geçişi, Ming dönemi savaşları ve Çing imparatorlarının Chengde’ye giden yolculukları.
Gubeikou’da, eski kasabanın dar sokakları, geleneksel evler ve tapınaklar bulunuyor. Kasabanın çevresindeki dağlarda da sed bölümleri var; bu bölümlerin çoğu restore edilmemiş ve vahşi durumda. Gubeikou’daki sed, 20. yüzyılda da önemli olaylara tanıklık etti: 1933’te Japon ordusu ile Çin ordusu arasında burada şiddetli çatışmalar yaşandı. Bu çatışmaların izleri, sedin bazı bölümlerinde hâlâ görülebiliyor.
Gubeikou, Cinşanling ve Simatai’ye göre daha az turistik ve daha otantik bir atmosfere sahip. Eğer kalabalıktan tamamen uzak, sakin bir köy hayatı ve vahşi sed deneyimi arıyorsanız, Gubeikou iyi bir seçenek olabilir. Ancak buradaki sed bölümlerinde yürüyüş yaparken, güvenliğe ve yerel kurallara özellikle dikkat etmeniz gerekiyor.
Sed Fotoğrafçılığı İçin Birkaç Öneri
Cinşanling, Çin Seddi fotoğrafçılığının başkenti gibi. Eğer siz de burada güzel kareler yakalamak istiyorsanız, birkaç öneri: Öncelikle, ışığı takip edin. Gün doğumu ve gün batımı, sedin en güzel göründüğü anlar. Öğle saatlerinin sert ışığı ise sedi düz ve renksiz gösterebilir.
İkincisi, yüksek noktaları arayın. Sedin kıvrımlarını ve kulelerin dizilişini en iyi gösteren kareler, genellikle yüksek bir kuleden ya da tepeden çekiliyor. Bu noktalardan, sedin dağların sırtlarında bir yılan gibi uzandığını görebilirsiniz. Üçüncüsü, hava durumunu takip edin. Sisli sabahlar, bulutlu gökyüzü ya da kar, sıradan bir kareyi olağanüstü bir fotoğrafa dönüştürebilir. Ve son olarak, insan unsurunu unutmayın. Sedin üzerinde yürüyen küçük bir insan silueti, sedin büyüklüğünü ve ölçeğini çok daha iyi anlatabilir.
Bir de önemli bir uyarı: Mükemmel kareyi yakalamak için asla güvenliğinizi riske atmayın. Sedin kenarlarında, kırık korkulukların yanında ya da kapatılmış bölümlerde fotoğraf çekmeye çalışmayın. Hiçbir fotoğraf, sağlığınızdan daha değerli değil.
Bir Günlük Program
Cinşanling ve Simatai’yi görmek için ideal program, bölgede bir gece konaklamayı içeriyor. Pekin’den sabah erken yola çıkarak öğlene doğru Cinşanling’e ulaşabilir, öğleden sonrayı sedin üzerinde yürüyerek geçirebilirsiniz. Akşamüstü, Cinşanling’de gün batımını izledikten sonra, Gubei Su Kasabası’na geçerek orada konaklayabilirsiniz. Akşam, Simatai’nin gece ziyareti mümkünse, ışıklandırılmış sedin üzerinde yürüyebilirsiniz.
Ertesi sabah, erken saatlerde Simatai’ye çıkarak, sabah ışığında sedi görebilirsiniz. Öğleden sonra ise Pekin’e dönebilirsiniz. Bu program, iki sed bölümünü de rahatça görmenizi ve hem gün batımını hem de gün doğumunu yaşamanızı sağlıyor.
Eğer sadece bir gününüz varsa, Cinşanling’i tercih etmenizi öneririz. Cinşanling’de birkaç saatlik bir yürüyüş, sedin vahşi ve görkemli yüzünü görmek için yeterli. Simatai ise rezervasyon gerektirdiği ve Gubei Su Kasabası’nın içinden giriş yapıldığı için, daha fazla planlama gerektiriyor.
Sedin Gölgesindeki Köyler ve Misafirhaneler
Cinşanling’in ve Simatai’nin eteklerinde, küçük dağ köyleri bulunuyor. Bu köylerin halkı, nesillerdir sedin gölgesinde yaşıyor ve sed, onların günlük hayatının ayrılmaz bir parçası. Son yıllarda, bu köylerin bazılarında aileler, evlerini ziyaretçilere açarak basit ama sıcak misafirhaneler işletmeye başladı.
Bu misafirhanelerde konaklamak, otelde kalmaktan çok farklı bir deneyim. Ev sahipleri, genellikle kendi yetiştirdikleri sebzelerle ve bölgenin geleneksel tarifleriyle hazırlanmış ev yemekleri sunuyor. Akşamları, avluda oturup yıldızları izlerken, ev sahiplerinden sedin ve köyün hikâyelerini dinleyebilirsiniz. Sabahları ise, köyden doğrudan sede doğru yürüyerek, gün doğumunu sedin üzerinde karşılayabilirsiniz.
Köylerde konaklarken, yerel halkın yaşam tarzına ve geleneklerine saygı göstermek önemli. Basit konaklama koşullarına hazırlıklı olun; bazı misafirhanelerde modern konforun tamamı bulunmayabilir. Ama bu basitlik, sedin etrafındaki doğal ve kültürel dokuyu yakından tanımak için verilmiş küçük bir bedel. Pek çok gezgin, bu köylerde geçirdiği geceyi, Çin gezisinin en samimi anıları arasında sayıyor.
Video
Cinşanling ve Simatai’yi gitmeden önce biraz görmek isterseniz, aşağıdaki video bu iki sed bölümü arasındaki manzarayı güzel bir şekilde gösteriyor.
Ulaşım ve Pratik Bilgiler
Cinşanling ve Simatai, Pekin’e Badaling ve Mutianyu’dan daha uzak. Pekin şehir merkezinden Cinşanling’e karayoluyla, trafiğe bağlı olarak, iki ile üç saat arasında ulaşabilirsiniz. Simatai’ye de benzer bir sürede gidilebiliyor. En rahat ulaşım seçeneği, bir taksi ya da özel araç kiralamak veya tur şirketlerinin düzenlediği turlara katılmak.
Toplu taşımayla gitmek de mümkün, ama daha karmaşık. Pekin’den Miyun ya da Gubeikou’ya giden otobüslerle bölgeye ulaşabilir, oradan taksiyle Cinşanling ya da Simatai’ye gidebilirsiniz. Ayrıca, turist sezonunda Pekin’den Cinşanling’e doğrudan giden turist otobüsleri de olabiliyor. Bu güzergâhlar ve saatleri zaman zaman değiştiği için, güncel bilgileri önceden kontrol etmenizi öneririz.
Simatai’ye giriş için önceden rezervasyon gerekebiliyor ve günlük ziyaretçi sayısı sınırlı olabiliyor. Cinşanling’de ise genellikle girişte bilet alınabiliyor. Her iki sed bölümünde de giriş ücretleri ve açılış saatleri mevsime göre değişebiliyor. Güncel bilgileri resmî kaynaklardan ya da otelinizden öğrenmenizi öneririz.
Hangi Mevsimde Gitmeli?
Cinşanling ve Simatai, her mevsim farklı bir güzelliğe sahip. İlkbaharda, nisan ve mayıs aylarında, dağların yamaçları yeşillenmeye başlıyor ve yabani kayısı ağaçları çiçek açıyor. Hava ılıman ve yürüyüş için ideal. Yazın, haziran ile ağustos arasında, dağlar yemyeşil; ama hava sıcak ve nemli olabiliyor, ayrıca yaz yağmurları sedin bazı bölümlerini kaygan hâle getirebiliyor.
Sonbahar, pek çok kişiye göre Cinşanling’in en güzel mevsimi. Eylül sonu ve ekim aylarında, dağlar kırmızı, turuncu ve sarı tonlarına bürünüyor. Sabahları vadilerde oluşan sis, sedi bir bulut denizinin üzerinde yüzüyormuş gibi gösteriyor. Fotoğrafçılar için bu dönem, yılın en verimli zamanı. Kışın ise, kar yağdığında Cinşanling bambaşka bir yere dönüşüyor. Beyaz bir örtüyle kaplanmış sed ve kuleler, eşsiz bir manzara oluşturuyor. Ama kışın hava çok soğuk ve sedin üzerindeki buzlu basamaklar tehlikeli olabiliyor.
Ziyaret İpuçları
- Erken yola çıkın: Cinşanling ve Simatai, Pekin’e uzak. Güne erken başlamak, sedin üzerinde yeterli zaman geçirmenizi sağlar.
- Bir gece konaklayın: Bölgede bir gece konaklamak, gün batımını ve gün doğumunu sedin üzerinde izlemek için harika bir fırsat.
- Sağlam ayakkabı giyin: Sedin restore edilmemiş bölümleri son derece dik ve düzensiz. Kaymayan, bileği destekleyen yürüyüş ayakkabıları şart.
- Bol su ve yiyecek alın: Sedin üzerinde satış noktaları çok sınırlı. Bazen yerel köylüler su ve atıştırmalık satıyor, ama buna güvenmeyin.
- Hava durumunu kontrol edin: Yağmurlu, karlı ya da çok rüzgârlı havalarda sedin vahşi bölümlerinde yürümekten kaçının.
- Simatai için rezervasyon yapın: Simatai’ye giriş için önceden rezervasyon gerekebiliyor; planınızı buna göre yapın.
- Kurallara uyun: Kapatılmış bölümlere girmeyin. Bu bölümler, güvenlik ve koruma nedeniyle kapatılmış.
- İz bırakmayın: Çöplerinizi geri götürün, sedin üzerine yazı yazmayın ve tuğlaları yerinden oynatmayın.

Vahşi Sed ve Sorumlu Turizm
Cinşanling ve Simatai, “vahşi sed” deneyimine en yakın, ama yine de düzenlenmiş ve görece güvenli bölümler. Ancak Çin Seddi’nin binlerce kilometrelik uzunluğunun büyük kısmı, hiç restore edilmemiş, bakımsız ve yıkık dökük durumda. Bu “vahşi” bölümler, son yıllarda maceracı yürüyüşçüler arasında giderek daha popüler hâle geliyor.
Ancak vahşi sed bölümlerinde yürüyüş yapmak, hem yürüyüşçüler hem de sed için riskler taşıyor. Yürüyüşçüler için, düşme, yaralanma ve kaybolma riski var. Sed için ise, her ayak basışı, zaten kırılgan olan yapının biraz daha aşınmasına yol açıyor. Bu nedenle Çin yetkilileri, bazı vahşi sed bölümlerinde yürüyüşü yasakladı ya da kısıtladı.
Sorumlu bir gezgin olarak, sedi ziyaret ederken birkaç basit kurala uymak çok önemli. Yasaklanmış bölümlere girmemek, sedin üzerinde tırmanmaya ya da oynamaya çalışmamak, hiçbir şeyi yerinden almamak ve çöplerinizi geri götürmek. Bu kurallar, hem sizin güvenliğinizi hem de bu eşsiz mirasın gelecek nesillere ulaşmasını sağlıyor.
Yakında: Chengde Yazlık Sarayı
Cinşanling’e kadar gelmişken, kuzeyde yaklaşık birkaç saatlik mesafedeki Chengde’yi de ziyaret etmeyi düşünebilirsiniz. Chengde, Çing imparatorlarının yazlık sarayının bulunduğu şehir. Bu sarayın adı, “Dağ Köşkü” ya da “Sıcaktan Kaçış İçin Dağ Konutu” gibi anlamlara geliyor ve Çin’in en büyük imparatorluk bahçelerinden biri. Sarayın etrafında, Tibet ve Moğol mimarisinden esinlenerek inşa edilmiş görkemli tapınaklar bulunuyor. Chengde’deki saray ve tapınaklar, 1994’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı.
Chengde, Çing döneminde sadece bir yazlık saray değil, aynı zamanda imparatorluğun Moğol, Tibet ve diğer Orta Asya halklarıyla ilişkilerinin yürütüldüğü önemli bir diplomatik merkezdi. İmparatorlar, burada Moğol prenslerini, Tibet lamalarını ve yabancı elçileri kabul ediyordu. Cinşanling’deki sed, bir zamanlar Moğollara karşı inşa edilmişken, sadece bir asır sonra Chengde’de Moğol prensleri imparatorun misafiri olarak ağırlanıyordu. Bu da tarihin ne kadar değişken olduğunu gösteren ilginç bir örnek.
Sedin Geleceği
Çin Seddi’nin büyük bir kısmı, her yıl biraz daha aşınıyor. Doğal etkenler, yani rüzgâr, yağmur, kar ve sıcaklık değişimleri, sedin taş ve tuğlalarını yavaş yavaş yıpratıyor. İnsan etkileri de bu süreci hızlandırıyor: kontrolsüz turizm, tuğlaların sökülüp yapı malzemesi olarak kullanılması, sedin yakınında yapılan inşaatlar ve tarım faaliyetleri. Bazı araştırmalar, Ming Seddi’nin önemli bir kısmının ciddi şekilde hasar gördüğünü ya da tamamen yok olduğunu gösteriyor.
Bu durumla mücadele etmek için, Çin’de 2006’da sedin korunmasına yönelik özel bir yönetmelik çıkarıldı. Bu yönetmelikle, sedden tuğla almak, sedin üzerine yazı yazmak ve sedin yakınında izinsiz inşaat yapmak gibi faaliyetler yasaklandı. Ayrıca, sedin farklı bölümlerinde koruma ve restorasyon çalışmaları yürütülüyor. Bu çalışmalarda, son yıllarda “minimum müdahale” ilkesi giderek daha fazla benimseniyor: sedi yeniden inşa etmek yerine, mevcut hâliyle korumak ve daha fazla bozulmasını önlemek.
Cinşanling, bu yaklaşımın güzel bir örneği. Burada sedin bazı bölümleri restore edilmiş, ama pek çok bölüm orijinal hâliyle, yıkık dökük ama korunarak bırakılmış. Bu denge, ziyaretçilere hem sedin görkemini hem de zamanın onun üzerindeki izlerini aynı anda gösteriyor. Ve belki de en önemlisi, sedin gelecek nesillere, bugün gördüğümüz hâliyle ulaşmasını sağlamaya çalışıyor.
Bir ziyaretçi olarak sizin de bu çabaya katkınız olabilir. Kurallara uymak, iz bırakmamak ve sedin değerini başkalarına anlatmak, bu büyük mirasın korunmasına yapabileceğiniz en küçük ama en anlamlı katkılar.
Cinşanling’den ayrılırken, son bir kez arkanıza dönüp dağların sırtında kıvrılan sede bakın. Yüzyıllar önce Qi Jiguang’ın askerlerinin inşa ettiği bu duvarlar, bugün sessizce manzaranın bir parçası olmuş durumda. Belki de sedin en güzel hâli, artık bir savaş aracı değil, insanları bir araya getiren, onlara hayranlık ve merak duygusu veren bir miras olması. Cinşanling ve Simatai, bu dönüşümü en iyi hissedebileceğiniz yerlerden biri. Bir gün yolunuz buraya düşerse, acele etmeyin; sedin üzerinde biraz oturun, rüzgârı dinleyin ve dört yüz yıllık bu yapının size anlatmak istediklerine kulak verin.
Çünkü bu taşların her biri, onları yerine koyan bir askerin, bir ustanın ve bir köylünün emeğini taşıyor. Ve bu emeği hatırlamak, belki de sedi ziyaret etmenin en anlamlı yanı.
Sık Sorulan Sorular
Cinşanling ile Simatai aynı yer mi? Hayır, iki komşu sed bölümü. Cinşanling Hebei eyaletinde, Simatai ise Pekin’in Miyun ilçesinde. Birbirlerine bağlı tek bir sed hattının parçaları.
İki bölüm arasında yürüyebilir miyim? Geçmişte bu yürüyüş çok popülerdi, ama son yıllarda farklı dönemlerde kapatıldı ya da kısıtlandı. Güncel durumu önceden öğrenmeniz gerekiyor.
Hangisi daha güzel? Her ikisinin de kendine özgü güzelliği var. Cinşanling, sık kuleleri ve fotoğrafik manzarasıyla; Simatai ise dik sırtları ve gece ziyaret imkânıyla öne çıkıyor.
Ne kadar zaman ayırmalıyım? Cinşanling için yarım gün ile bir gün, Simatai için de benzer bir süre ayırmanızı öneririz. İkisini birlikte görmek için iki gün idealdir.
Zorluk derecesi nasıl? Badaling ve Mutianyu’ya göre daha zorlayıcı. Dik basamaklar ve düzensiz zemin nedeniyle, iyi bir kondisyon ve uygun ayakkabılar gerekiyor.
UNESCO listesinde mi? Evet, Çin Seddi 1987’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı ve Cinşanling ile Simatai bu mirasın parçaları.

Son Söz
Cinşanling ve Simatai, Çin Seddi’nin belki de en romantik yüzü. Badaling’in kalabalığından ve Mutianyu’nun konforundan uzakta, dağların en keskin sırtlarında, yüzyıllardır rüzgâra ve yağmura direnen kuleler ve duvarlar. Bazı yerlerde restore edilmiş, bazı yerlerde yıkık dökük; ama her yerde etkileyici. Qi Jiguang’ın akıllı savunma tasarımları, Kilin Paravanı’nın ince işçiliği, yazılı tuğlaların sessiz tanıklığı ve dağların arasında kıvrılan sedin sonsuz görüntüsü, bu iki sed bölümünü unutulmaz kılıyor. Eğer Çin Seddi’nin sadece bir turistik yer değil, gerçek bir tarihî yapı olduğunu hissetmek istiyorsanız, Cinşanling ve Simatai tam size göre.

Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler
Cinşanling ve Simatai, Pekin’in kuzeydoğusundaki sed bölümleri. Serimizde anlattığımız diğer sed bölümleri ve kaleler:
Mutianyu: Pekin’in kuzeydoğusunda, ormanlarla kaplı dağlarda, sık dizilmiş kuleleriyle ünlü sed bölümü.
Badaling: Pekin’in kuzeybatısında, Çin Seddi’nin en ünlü ve en çok ziyaret edilen bölümü.
Şanhayguan ve Laolongtou: Seddin doğu ucunda, dağ ile denizin buluştuğu geçit ve seddin denize uzanan başı.
Ciayuguan: Seddin batı ucunda, Gobi Çölü’nün kenarındaki kale.
Serimizin bir sonraki yazısında, Pekin’in kuzeybatısındaki Cüyongguan geçidine ve onun ünlü Bulut Platformu’na gideceğiz.

Ayrıca okuyun: Cüyongguan: Pekin’in Kuzey Kapısı ve Bulut Platformu
