Gülistan Kalesi: Şirvanşahların Şamahı’daki Son Sığınağı
Bakü’den Şeki’ye giden yolda, yolculuğun aşağı yukarı üçte birinde, yeşil tepelerle çevrili bir şehre varırsınız: Şamahı. Bugün sakin bir ilçe merkezi gibi görünen bu şehir, yüzyıllar boyunca Şirvanşahların başkentiydi; şairlerin, tüccarların, ipek kervanlarının ve sayısız depremin şehri. Şamahı’nın hemen batısında, bir tepenin üzerinde, bu başkentin son sığınağı olan kalenin kalıntıları duruyor: Gülistan Kalesi. Adı “gül bahçesi” anlamına geliyor; ama tarihi, bu adın çağrıştırdığı kadar huzurlu değil.
Bu yazıda Gülistan Kalesi’ni ve onun bağlı olduğu Şamahı şehrini anlatacağım. Bir uyarıyla başlayayım: Azerbaycan’da “Gülistan” adını taşıyan birden fazla yer var. 1813’te Rusya ile İran arasında imzalanan ünlü Gülistan Antlaşması, Karabağ bölgesindeki başka bir Gülistan köyünde imzalandı. Bu yazının konusu olan kale ise Şamahı yakınındaki Şirvanşah kalesi. İkisini karıştırmamak gerekiyor.
İçindekiler

Genel Bakış
Gülistan Kalesi, Şamahı şehir merkezinin yaklaşık 2-3 kilometre batısında, çevresine göre belirgin biçimde yükselen bir tepenin üzerinde bulunuyor. Kalenin tepesinden Şamahı şehri, çevredeki bağlar ve vadiler geniş bir açıyla görülebiliyor. Kale, Şirvanşahların başkenti Şamahı’yı koruyan ve kriz anlarında hükümdar ailesinin sığındığı bir iç kale, bir tür son savunma noktası olarak işlev görüyordu.
Bugün kale büyük ölçüde harabe halinde. Surların bir kısmı, burç kalıntıları ve bazı yapıların temelleri ayakta. Kalenin bütünü, tepenin doruğunu kaplayan geniş bir alana yayılıyor. Kalıntıların dağınıklığı, ilk bakışta kalenin büyüklüğünü anlamayı zorlaştırıyor; ama tepenin etrafında dolaştıkça, surların ne kadar geniş bir alanı çevrelediğini fark ediyorsunuz.
Kalenin tarihlendirilmesi konusunda kaynaklar farklı bilgiler veriyor. En yaygın görüş, kalenin 9. ve 12. yüzyıllar arasında inşa edildiği ve sonraki yüzyıllarda genişletildiği yönünde. Bazı kaynaklar ise kalenin temellerinin daha eskiye uzandığını ileri sürüyor. Kesin bir tarih vermek zor; ama kalenin Şirvanşahlar döneminin büyük bir kısmında kullanıldığı kabul ediliyor.
Şirvanşahların Başkenti Şamahı
Gülistan Kalesi’ni anlamak için önce Şamahı’yı anlamak gerekiyor. Şamahı, Azerbaycan’ın en eski şehirlerinden biri. Antik yazarların eserlerinde “Kamachia” adıyla anılan bir yerleşimin Şamahı olduğu düşünülüyor; ancak bu özdeşleştirme kesin değil. Şehrin asıl parlak dönemi, Orta Çağ’da Şirvanşahların başkenti olduğu yüzyıllar. 9. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar, araya giren kesintilerle birlikte, Şamahı Şirvan’ın siyasi, ekonomik ve kültürel merkeziydi.
Şamahı, İpek Yolu’nun Kafkasya’dan geçen kolları üzerinde önemli bir ticaret merkeziydi. Şirvan ipeği, bu şehrin pazarlarından Avrupa’ya, Ortadoğu’ya ve Rusya’ya taşınıyordu. 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupalı seyyahlar ve tüccarlar, Şamahı’yı Kafkasya’nın en zengin ve kalabalık şehirlerinden biri olarak tanımladı. Şehirde Rus, Ermeni, Hint, İranlı ve Avrupalı tüccarların kervansarayları ve dükkânları bulunuyordu.
Şamahı aynı zamanda bir kültür merkeziydi. 12. yüzyılda büyük şair Hakani Şirvani burada doğdu ve Şirvanşah sarayında yaşadı. Şehir, şairlerin, âlimlerin ve sanatçıların toplandığı bir yerdi. Şamahı’nın kültürel mirası, sonraki yüzyıllarda da devam etti; şehir, 19. yüzyılda Azerbaycan edebiyatının ve müziğinin önemli isimlerini yetiştirdi.
Depremler şehri
Şamahı’nın tarihi, bir yandan da depremlerin tarihi. Şehir, Kafkasya’nın en aktif deprem bölgelerinden birinde yer alıyor. Tarih boyunca Şamahı, defalarca yıkıcı depremlerle sarsıldı. 1192’deki büyük deprem, şehri büyük ölçüde yıktı ve Şirvanşahları başkentlerini geçici olarak Bakü’ye taşımaya zorladı. Sonraki yüzyıllarda da 1667, 1859, 1872 ve 1902 yıllarında büyük depremler yaşandı. 1859 depreminden sonra Rus yönetimi, bölgenin idari merkezini Şamahı’dan Bakü’ye taşıdı; bu karar, Bakü’nün yükselişinde ve Şamahı’nın gerilemesinde önemli bir rol oynadı.
Bu depremler, Şamahı’nın tarihi yapılarının büyük kısmının yok olmasına yol açtı. Bugün şehirde, uzun ve zengin geçmişine kıyasla oldukça az tarihi yapı ayakta. Gülistan Kalesi’nin harabe hali de kısmen bu depremlerin sonucu. Şamahı’yı gezerken, bu şehrin ne kadar çok kez yıkılıp yeniden kurulduğunu hatırlamak, kalan yapılara daha derin bir saygıyla bakmanızı sağlıyor.

Kalenin Tarihi
Şirvanşahların sığınağı
Gülistan Kalesi, Şirvanşahların başkent Şamahı’yı korumak için inşa ettiği bir kale. Şehrin kendisi de surlarla çevriliydi; ama Gülistan, şehrin dışında, yüksek bir tepe üzerinde, daha güçlü bir savunma noktası olarak tasarlanmıştı. Kriz anlarında, şehir düşman eline geçtiğinde ya da büyük bir tehlike yaklaştığında, Şirvanşah ve ailesi, hazinesi ve en güvenilir askerleriyle birlikte bu kaleye çekiliyordu.
Kaynaklar, Gülistan Kalesi’nin Şirvanşahların hazinesinin ve önemli belgelerinin saklandığı bir yer olduğunu da belirtiyor. Bu da kaleyi yalnızca askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve siyasi bir merkez haline getiriyordu. Kalenin içinde sarayı andıran yapılar, depolar, sarnıçlar ve bir garnizon bulunduğu düşünülüyor.
Şirvanşahların başlıca hükümdarları
Gülistan Kalesi’nin tarihini daha iyi anlamak için, Şirvanşah hanedanının bazı önemli hükümdarlarını kısaca tanımak faydalı. Hanedan, 9. yüzyılda Abbasi halifeliğinin valisi olarak bölgeye gelen Yezid bin Mezyed’in soyundan geliyor. Bu nedenle ilk Şirvanşahlar “Mezyedîler” olarak da anılıyor. Zamanla aile yerelleşti ve Farsça adlar kullanmaya başladı; 11. yüzyıldan itibaren “Kesranîler” adıyla anılan bir kol öne çıktı.
12. yüzyılın en önemli hükümdarlarından III. Menuçehr, Şirvan’ı güçlendirdi ve Bakü surlarının inşasında önemli rol oynadı. Onun oğlu Ahsitan, Hakani’nin ve Nizami’nin döneminin hükümdarıydı; Nizami’nin “Leyla ile Mecnun” mesnevisini Ahsitan’a ithaf ettiği biliniyor. 14. yüzyılın sonlarında tahta çıkan I. İbrahim ise Derbendîler adlı yeni bir kolun kurucusuydu ve Timur’a karşı izlediği diplomasiyle Şirvan’ı korudu. Onun oğlu I. Halilullah, Bakü’deki Şirvanşahlar Sarayı’nın yapımını başlattı.
Hanedanın son dönemlerinde ise Ferruh Yesar, Şah İsmail’e karşı savaşta hayatını kaybetti. Ondan sonra gelen hükümdarlar, Safevîlere bağımlı olarak yönettiler. Bu uzun soy zinciri, Gülistan Kalesi’nin yüzyıllar boyunca farklı hükümdarlar tarafından kullanıldığını ve her birinin kaleye kendi izini bıraktığını düşündürüyor.
Bir sığınağın psikolojisi
Gülistan Kalesi gibi “son sığınak” kalelerinin, hükümdarlar için ne anlama geldiğini düşünmek ilginç. Şehir surlarının arkasında güvende hissetmek bir şey; ama şehir düştüğünde, ailenizi ve hazinenizi alıp bir tepenin üzerindeki kaleye çekilmek, bambaşka bir deneyim. Bu, artık her şeyin tehlikede olduğu, son direnişin başladığı an demek. Gülistan Kalesi’nin duvarları, bu tür anların gerilimini, korkusunu ve umudunu taşıyor.
Bu tür kaleler, Orta Çağ’da pek çok hanedan için hayati önem taşıyordu. Bir hükümdar, son sığınağında direnebildiği sürece, hâlâ müzakere edebilir, müttefiklerinden yardım bekleyebilir ya da düşmanın geri çekilmesini umabilirdi. Kale düştüğünde ise genellikle hanedanın da sonu geliyordu. Şirvanşahların hikâyesi, bu açıdan Gülistan Kalesi’nin kaderiyle yakından bağlantılı.
Moğol istilası ve sonrası
13. yüzyılda Moğol orduları Kafkasya’ya ulaştığında, Şamahı da bu istiladan nasibini aldı. Kaynaklarda Moğolların 1221’de Şamahı’yı kuşattığı ve şehri ele geçirdiği anlatılıyor. Bu kuşatma sırasında Gülistan Kalesi’nin nasıl bir rol oynadığı tam olarak bilinmiyor. Moğol hâkimiyetinden sonra Şirvanşahlar, Moğollara bağlı bir yerel hanedan olarak varlıklarını sürdürdü ve kale, bu dönemde de kullanılmaya devam etti.
14. yüzyılın sonlarında Timur’un Kafkasya seferleri sırasında, Şirvanşah I. İbrahim akıllıca bir diplomasi izleyerek Timur’a boyun eğdi ve Şirvan’ı büyük bir yıkımdan korudu. Bu dönemde Gülistan Kalesi’nin büyük bir kuşatmaya sahne olmadığı düşünülüyor. 15. yüzyılda ise Şirvanşahlar başkentlerini fiilen Bakü’ye taşıdı; ancak Şamahı ve Gülistan Kalesi önemlerini korumaya devam etti.
Şah İsmail’in seferi
Gülistan Kalesi’nin tarihindeki en dramatik dönem, 16. yüzyılın başında yaşandı. Safevî hükümdarı Şah İsmail, babası Şeyh Haydar’ın 1488’de Şirvanşahlarla yapılan bir savaşta öldürülmesinin intikamını almak için 1500 yılında Şirvan’a girdi. Şirvanşah Ferruh Yesar, Şah İsmail’in ordusuyla karşı karşıya geldi. Kaynaklarda, iki ordunun Gülistan Kalesi yakınlarında karşılaştığı ve Ferruh Yesar’ın bu savaşta öldürüldüğü anlatılıyor. Savaşın tam yeri ve ayrıntıları konusunda kaynaklar farklı bilgiler veriyor; bazıları savaşın Cabani adlı bir yerde gerçekleştiğini belirtiyor.
Ferruh Yesar’ın ölümünden sonra, Şirvanşah ailesinin bazı üyeleri Gülistan Kalesi’ne sığındı. Şah İsmail’in kaleyi kuşattığı ve bir süre sonra kaleyi ele geçirdiği anlatılıyor; bazı kaynaklar ise kuşatmanın sonuçsuz kaldığını ve Şah İsmail’in başka hedeflere yöneldiğini belirtiyor. Bu dönemin olayları, farklı tarihçiler tarafından farklı şekillerde aktarıldığı için kesin bir tablo çizmek zor.

Şah İsmail’in seferinden sonra Şirvanşahlar, Safevîlere bağımlı bir hanedan olarak birkaç on yıl daha varlıklarını sürdürdü. 1538’de ise Şah Tahmasp döneminde Şirvan doğrudan Safevî topraklarına katıldı ve Şirvanşahlar hanedanı sona erdi. Bu tarihten sonra Gülistan Kalesi, eski önemini yitirdi. Kaynaklarda Safevîlerin kaleyi tahrip ettiği ya da en azından kullanılmaz hale getirdiği de belirtiliyor.
Sonraki yüzyıllar
Safevî, Osmanlı ve Şirvan Hanlığı dönemlerinde Gülistan Kalesi’nin nasıl kullanıldığına dair bilgiler sınırlı. 16. yüzyılın sonlarında Osmanlıların Şirvan’ı ele geçirdiği dönemde, Şamahı bir Osmanlı eyalet merkezi oldu. Bu dönemde kalenin onarılıp onarılmadığı bilinmiyor. 18. yüzyılda Şirvan Hanlığı döneminde ise hanlığın merkezi zaman zaman Şamahı’dan uzaklaştı; Yeni Şamahı ve Eski Şamahı arasında gidip gelen bir başkent hikâyesi yaşandı.
Depremler, savaşlar ve ihmal, yüzyıllar içinde kalenin harabeye dönmesine yol açtı. 19. ve 20. yüzyıllarda kale, tepenin üzerinde yıkık duvarları ve dağınık taşlarıyla, geçmişin sessiz bir tanığı olarak kaldı. Sovyet döneminde koruma altına alındı ve bazı arkeolojik çalışmalar yapıldı. Bağımsızlıktan sonra kalenin korunmasına yönelik bazı adımlar atıldı; ancak kapsamlı bir restorasyon henüz yapılmadı. Yerel kaynaklarda kaleye giden yolun ve kalıntıların bakıma ihtiyaç duyduğu sıkça dile getiriliyor.
Osmanlılar ve Şamahı
Şirvanşahlar hanedanının sona ermesinden sonra Şamahı, Safevî ve Osmanlı imparatorlukları arasındaki mücadelenin önemli sahnelerinden biri oldu. 1578’de başlayan Osmanlı-Safevî savaşı sırasında, Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Kafkasya’ya girdi. Özdemiroğlu Osman Paşa, Şirvan’da Osmanlı yönetimini kurmakla görevlendirildi ve Şamahı, bir süre Osmanlı Şirvan eyaletinin merkezi oldu. Bu dönemde Safevîler ve onlara bağlı Kırım Hanlığı birlikleri arasında bölgede sert çatışmalar yaşandı.
Osmanlı hâkimiyeti, 1607’de Şah Abbas’ın Şirvan’ı geri almasıyla sona erdi. Bu dönemde Şamahı, iki imparatorluk arasında birkaç kez el değiştirdi ve büyük zararlar gördü. Gülistan Kalesi’nin bu mücadelelerde nasıl bir rol oynadığı konusunda ayrıntılı bilgi yok; ancak şehrin stratejik konumu düşünüldüğünde, kalenin de bu çatışmalardan etkilendiği tahmin edilebilir.
Avrupalı tüccarlar ve seyyahlar
16. ve 17. yüzyıllarda Şamahı, Avrupalı tüccarların ve seyyahların dikkatini çeken bir şehirdi. İngiliz Moskova Şirketi’nin temsilcisi Anthony Jenkinson, 1562’de Şamahı’ya gelerek Şirvan’ın Safevî valisiyle görüştü ve ipek ticareti için izin almaya çalıştı. Sonraki yıllarda başka İngiliz tüccarlar da Hazar üzerinden Şamahı’ya ulaştı. 17. yüzyılda Alman seyyah Adam Olearius da Holstein elçiliğiyle birlikte Şamahı’dan geçti ve şehri ayrıntılı olarak tanımladı. Bu seyyahların anlatıları, Şamahı’nın o dönemdeki zenginliğine ve kozmopolit yapısına dair değerli bilgiler sunuyor.
1721 olayları ve Rus seferi
18. yüzyılın başında Safevî Devleti zayıfladığında, Şamahı yeni bir trajediye sahne oldu. 1721’de Dağıstanlı ve yerel Sünni gruplar, Hacı Davud liderliğinde Şamahı’ya saldırdı ve şehri yağmaladı. Bu saldırı sırasında şehirde bulunan Rus tüccarlar da öldürüldü ve malları yağmalandı. Rus Çarı I. Petro, bu olayı bahane ederek 1722’de Hazar kıyılarına bir sefer düzenledi; bu sefer sonucunda Derbent ve Bakü bir süre Rus kontrolüne geçti. Şamahı ise bu dönemde Osmanlı himayesine girdi. Bu olaylar, Kafkasya’nın büyük güçler arasında nasıl bir rekabet alanına dönüştüğünü gösteriyor.
Şirvan Hanlığı ve iki Şamahı
Nadir Şah’ın 1747’deki ölümünden sonra Şirvan’da bağımsız bir hanlık kuruldu. Şirvan Hanlığı’nın tarihi, ilginç bir “iki başkent” hikâyesi içeriyor. Nadir Şah döneminde, eski Şamahı’nın yerine birkaç kilometre uzaklıkta Yeni Şamahı (Ağsu yakınlarında) adlı bir şehir kurulmuştu. Hanlık döneminde başkent, Eski Şamahı ile Yeni Şamahı arasında birkaç kez yer değiştirdi. Hanlar, siyasi ve askeri koşullara göre bazen dağlardaki eski şehri, bazen ovadaki yeni şehri tercih ediyordu.
Şirvan Hanlığı’nın en tanınmış hükümdarlarından biri, Mustafa Han’dı. Mustafa Han, 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başında hüküm sürdü ve Rus ilerleyişine karşı uzun süre direndi. Sonunda 1820’de hanlık Rus yönetimi tarafından ortadan kaldırıldı ve Mustafa Han İran’a kaçtı. Yeddi Gümbez türbelerinde, Şirvan hanlarının ve ailelerinin bazı üyelerinin gömülü olduğu düşünülüyor.
Bu dönemde Gülistan Kalesi, artık eski stratejik önemini büyük ölçüde yitirmişti. Ancak bazı kaynaklarda, hanlık döneminde de kalenin zaman zaman bir sığınak olarak kullanıldığı belirtiliyor. Kalenin yüksek konumu ve kalın duvarları, harabe halinde bile, kriz anlarında bir güvenlik sunabiliyordu.
Kalıntılar
Surlar ve burçlar
Gülistan Kalesi’nin surları, tepenin doruğunu çevreleyen uzun bir hat oluşturuyor. Surların toplam uzunluğu konusunda kesin bilgi vermek zor; ancak kalenin oldukça geniş bir alanı kapladığı açık. Surlar, yerel taşlardan, kireç harcıyla örülmüş. Bazı bölümlerde surlar birkaç metre yüksekliğe kadar ayakta; bazı bölümlerde ise yalnızca temeller kalmış.
Surların belirli aralıklarla yuvarlak ve dörtgen burçlarla desteklendiği görülüyor. Bu burçların bazıları oldukça iyi korunmuş ve kalenin savunma düzenini anlamak için ipuçları veriyor. Burçların konumu, kalenin en savunmasız noktalarının, yani tepeye daha kolay ulaşılabilen tarafların, daha güçlü bir şekilde tahkim edildiğini gösteriyor.

İç yapılar
Kalenin içinde, çeşitli yapıların temelleri ve kalıntıları bulunuyor. Bunların arasında konutlar, depolar, bir sarnıç ve muhtemelen bir saray ya da yönetim binası olduğu düşünülüyor. Sovyet döneminde yapılan sınırlı kazılarda seramik parçaları, metal eşyalar ve sikkeler bulunduğu aktarılıyor. Bu buluntular, kalenin uzun bir süre boyunca yoğun bir şekilde kullanıldığını gösteriyor.
Kalenin su ihtiyacı, sarnıçlar ve muhtemelen tepenin eteklerindeki kaynaklardan getirilen kanallarla karşılanıyordu. Uzun bir kuşatmaya dayanabilmek için yeterli su depolamak, bir tepe kalesi için hayati önem taşıyordu. Kalenin sarnıçlarının kalıntıları, bu konuda gösterilen özeni yansıtıyor.

Kalenin girişi
Kalenin ana girişinin, tepenin daha az sarp olan tarafında bulunduğu düşünülüyor. Girişin çevresinde, onu koruyan güçlü burçların kalıntıları var. Kaleye ulaşan yol, tepenin yamacını kıvrılarak tırmanıyor; bu da saldırganların girişe yaklaşırken uzun süre savunucuların ateşine maruz kalmasını sağlıyordu. Bugün de kaleye çıkan patika, büyük ölçüde bu eski yolu takip ediyor.

Kalenin tepesinden manzara
Gülistan Kalesi’nin tepesinden görülen manzara, kalenin neden burada inşa edildiğini çok net bir şekilde anlatıyor. Doğuda, Şamahı şehri ve onun ötesindeki ovalar uzanıyor. Kuzeyde, Büyük Kafkas Dağları’nın yamaçları yükseliyor. Batıda ve güneyde ise bağlar, tarlalar ve küçük köyler görülüyor. Buradan, Şamahı’ya yaklaşan herhangi bir orduyu kilometrelerce öteden görmek mümkündü.
Manzara, bugün de çok etkileyici. Özellikle ilkbaharda, yeşil tepeler ve çiçek açmış meyve ağaçlarıyla, ve sonbaharda, hasat zamanı sararan bağlarla, kalenin tepesinden görülen tablo büyüleyici. Şamahı bölgesi, Azerbaycan’ın en önemli şarapçılık bölgelerinden biri; kalenin çevresindeki bağlar da bu geleneğin bir parçası.

Kalenin adı
“Gülistan” adı, Farsçada “gül bahçesi” anlamına geliyor. Bu ad, İran ve Kafkasya kültüründe sıkça kullanılan şiirsel bir isim. Sadi Şirazi’nin ünlü eseri “Gülistan” da bu adı taşıyor. Bir savunma kalesine böyle şiirsel bir ad verilmesi, Şirvanşahların kültürel zevklerini yansıtıyor olabilir. Belki de kalenin çevresinde, gerçekten de gül bahçeleri vardı; ya da kale, hükümdarın gözünde güvenli ve huzurlu bir sığınak olarak, bir gül bahçesi kadar değerliydi.

Kaleye ilk bakış
Şamahı’ya Bakü yönünden yaklaşırken, şehrin batısındaki tepelere dikkatle bakın. Tepelerden birinin doruğunda, taş duvar kalıntılarının belirsiz bir silueti seçilebiliyor. Bu, Gülistan Kalesi. Uzaktan bakıldığında kale, tepenin doğal kayalıklarıyla neredeyse bütünleşmiş gibi görünüyor. Yaklaştıkça, duvarların ve burçların insan eliyle yapıldığı daha net anlaşılıyor.
Tepenin eteğinden yukarı tırmanırken, her adımda Şamahı’nın manzarası genişliyor. Kalenin girişine vardığınızda ise kendinizi dağınık taşların, yıkık duvarların ve yabani otların arasında buluyorsunuz. İlk bakışta biraz düzensiz ve terk edilmiş görünebilir; ama biraz dolaştıktan sonra, kalenin planı ve büyüklüğü zihninizde şekillenmeye başlıyor. Bu, hayal gücünüzü kullanmanızı gerektiren bir ziyaret; ama tam da bu yüzden çok kişisel ve unutulmaz bir deneyim.
Arkeolojik araştırmalar
Gülistan Kalesi’nde yapılan arkeolojik araştırmalar, Sovyet döneminde başladı. Bu çalışmalarda, kalenin farklı bölümlerinde sondajlar yapıldı ve çeşitli buluntular elde edildi. Bulunan seramik parçaları, sırlı ve sırsız kaplar, metal eşyalar ve sikkeler, kalenin özellikle 11. ve 16. yüzyıllar arasında yoğun bir şekilde kullanıldığını gösteriyor. Bazı buluntuların daha erken dönemlere ait olması, kalenin bulunduğu tepenin daha önce de kullanıldığını düşündürüyor.
Ancak kalede kapsamlı ve sistematik kazılar henüz yapılmadı. Bu nedenle kalenin planı, yapıların işlevleri ve tarihlendirmesi konusunda pek çok soru hâlâ yanıtsız. Gelecekte yapılacak kazılar, Şirvanşahların bu önemli kalesine dair çok daha ayrıntılı bilgiler sunabilir. Şamahı Cuma Camii’nin restorasyonu sırasında yapılan kazıların ortaya çıkardığı zengin buluntular düşünüldüğünde, Gülistan Kalesi’nin de toprağın altında önemli sırlar sakladığı tahmin edilebilir.
Koruma sorunları
Gülistan Kalesi, bugün çeşitli koruma sorunlarıyla karşı karşıya. Depremler, erozyon, bitki örtüsünün duvarlara verdiği zarar ve insan kaynaklı tahribat, kalenin kalıntılarını tehdit ediyor. Yerel basında ve sosyal medyada, kalenin ve ona ulaşan yolun bakıma ihtiyaç duyduğu sıkça dile getiriliyor. Kapsamlı bir koruma ve restorasyon projesi, kalenin geleceği için önemli olacak. Bu süreçte, Abşeron’daki kalelerin restorasyonunda yaşanan özgünlük tartışmalarından ders çıkarılması, kalenin tarihi dokusunun korunmasına yardımcı olabilir.
Mevsimlere göre kale
Gülistan Kalesi, her mevsimde farklı bir güzelliğe bürünüyor. İlkbaharda, tepenin yamaçları yabani çiçeklerle kaplanıyor; gelincikler, papatyalar ve yabani lâleler, kalenin gri taşlarına renk katıyor. Yaz aylarında tepeler sararıyor ve kale, sıcak bir güneşin altında altın rengi bir görünüme bürünüyor. Sonbaharda ise çevredeki bağların hasadı yapılıyor ve tepelerden üzüm kokusu yükseliyor. Kış aylarında, kar yağdığında, kale beyaz bir örtünün altında sessiz ve masalsı bir görüntü sunuyor.
Bence kaleyi ziyaret etmek için en güzel zaman, mayıs ayının ilk yarısı. Bu dönemde hava ılık, tepeler yemyeşil ve çiçekler açmış oluyor. Kalenin tepesinden görülen manzara, bu dönemde en canlı halinde.
Ekim ayı da güzel bir alternatif. Sonbaharın yumuşak ışığı, kalenin taşlarını sıcak tonlara boyuyor ve bağların sarı-kızıl renkleri, manzaraya ayrı bir derinlik katıyor. Bu dönemde hava açık ve berrak olduğu için uzak manzaralar daha net görünüyor; açık bir günde Kafkas Dağları’nın karlı zirvelerini bile seçebilirsiniz.
Hangi mevsimde giderseniz gidin, kalenin tepesinde biraz zaman geçirip manzaranın tadını çıkarmayı unutmayın.
Şamahı’da Görülecek Yerler
Şamahı Cuma Camii
Şamahı’nın en önemli tarihi yapısı, şehrin merkezindeki Cuma Camii. Caminin ilk olarak 743 yılında, Arap hâkimiyeti döneminde inşa edildiği kabul ediliyor; bu da onu Kafkasya’nın en eski camilerinden biri yapıyor. Bazı kaynaklar, onu Azerbaycan’ın en eski camisi olarak tanımlıyor; ancak “en eski” iddiaları konusunda farklı görüşler bulunduğunu belirtmek gerekiyor. Cami, tarih boyunca depremler ve savaşlar nedeniyle defalarca yıkılıp yeniden inşa edildi. Bugünkü yapı, 2010’lu yıllarda tamamlanan kapsamlı bir restorasyonun ürünü.

Restore edilmiş cami, büyük kubbeleri, geniş ibadet salonları ve zarif süslemeleriyle etkileyici bir görünüme sahip. Restorasyon sırasında yapılan kazılarda, caminin farklı dönemlere ait katmanları ortaya çıkarıldı. Bu katmanlar, caminin binlerce yıllık hikâyesini anlatıyor. Ziyaretçiler, uygun kıyafetlerle ve namaz vakitleri dışında camiyi gezebiliyor.
Yeddi Gümbez
Şamahı’nın batısında, Gülistan Kalesi’ne giden yolun yakınında, Yeddi Gümbez adlı bir türbe kompleksi bulunuyor. Adı “yedi kubbe” anlamına gelen bu kompleks, 18. ve 19. yüzyıllarda Şirvan hanlarının ve ailelerinin gömüldüğü türbelerden oluşuyor. Türbelerin bir kısmı yıkılmış; bugün ayakta olanlar, kubbeli yapılar ve çevresindeki mezar taşlarıyla atmosferik bir mekân oluşturuyor. Türbelerin çevresindeki eski mezarlıkta, işlemeli mezar taşları görülebiliyor.
Yeddi Gümbez’in bulunduğu tepeden, Şamahı şehri ve çevresi güzel bir şekilde görülüyor. Gülistan Kalesi’ni ziyaret ederken bu türbe kompleksine de uğramak, bölgenin tarihine dair bütünlüklü bir fikir edinmenizi sağlıyor.
Diri Baba Türbesi
Şamahı’nın doğusunda, Bakü yolunun üzerindeki Mereze (Maraza) köyünde, kayalara oyulmuş iki katlı bir türbe bulunuyor: Diri Baba Türbesi. 1402 yılında inşa edildiği kabul edilen bu türbe, adını burada gömülü olduğuna inanılan bir dervişten alıyor. “Diri” kelimesi “canlı” anlamına geliyor; rivayete göre dervişin bedeni hiç çürümemiş. Türbe, kayalık bir yamaca oyulmuş ve yarısı kayanın içinde, yarısı dışarıda olan ilginç bir yapıya sahip. Bakü’den Şamahı’ya giderken bu türbeye uğramak, yolculuğun keyifli bir durağı olabilir.
Şamahı Astrofizik Gözlemevi
Şamahı’nın kuzeyinde, Pirkuli dağlarında, Nasreddin Tusi adını taşıyan Şamahı Astrofizik Gözlemevi bulunuyor. Sovyet döneminde kurulan bu gözlemevi, bölgenin temiz havası ve yüksek rakımı nedeniyle burada inşa edildi. Gözlemevinin büyük teleskoplarını görmek ve astronomi hakkında bilgi edinmek için ziyaret edilebiliyor. Ziyaret koşulları için önceden bilgi almanız gerekiyor.
Şamahı bağları ve şarapçılık
Şamahı bölgesi, Azerbaycan’ın en köklü şarapçılık bölgelerinden biri. Bölgede yetişen Şirvanşahi, Madrasa (Matrasa) ve diğer yerel üzüm çeşitlerinden şaraplar üretiliyor. Madrasa üzümü, adını Şamahı yakınlarındaki Madrasa köyünden alıyor. Bölgede ziyaret edilebilecek şarap imalathaneleri bulunuyor. Şarap içmeyen ziyaretçiler için de bağların arasında yürümek ve taze üzüm tatmak keyifli bir deneyim.
Şamahı ve Gobustan
Bakü’den Şamahı’ya giderken yol üzerinde Gobustan bölgesinden geçiyorsunuz. Gobustan, kayalara oyulmuş binlerce yıllık resimleri ve çamur volkanlarıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bir bölge. Gobustan Milli Parkı, Bakü’nün güneyinde, Hazar kıyısında bulunuyor; Şamahı yolundan biraz sapma gerektiriyor. Ancak tarih meraklıları için bu sapmaya değer. Gobustan’daki kaya resimleri, bölgenin insanlık tarihinin ne kadar eskiye dayandığını gösteriyor ve Gülistan Kalesi’nin hikâyesine çok daha geniş bir zaman perspektifi katıyor.
Hakani ve Şamahı’nın edebi mirası
Şamahı’yı anlatırken, büyük şair Hakani Şirvani’ye ayrı bir paragraf ayırmak gerekiyor. 12. yüzyılda Şamahı’da doğan Hakani, Farsça yazan en büyük kaside şairlerinden biri olarak kabul ediliyor. Şirvanşah sarayında saray şairi olarak bulundu; ancak sarayla ilişkileri zaman zaman gerginleşti ve bir süre hapsedildiği bile anlatılıyor. Hapishanede yazdığı şiirler, onun en güçlü eserleri arasında sayılıyor. Hakani, hac yolculuğu sırasında yazdığı “Tuhfetü’l-Irakeyn” adlı mesnevisiyle de tanınıyor.
Hakani’nin şiirlerinde Şirvan’ın, Şamahı’nın ve Şirvanşah sarayının izleri görülüyor. Onun dönemi, Şamahı’nın kültürel açıdan en parlak dönemlerinden biriydi. Gülistan Kalesi’nin tepesinde dururken, Hakani’nin de belki bu tepeye çıktığını, aynı manzarayı seyrettiğini hayal etmek hoş bir düşünce. Kesin bir bilgimiz yok; ama Şamahı’nın en büyük şairinin, şehrin en yüksek kalesini bildiğinden şüphe etmek zor.
Şamahı, 19. ve 20. yüzyıllarda da kültürel önemini korudu. Azerbaycan’ın ilk opera ve tiyatro eserlerinin ortaya çıktığı dönemde, Şamahılı sanatçılar önemli roller üstlendi. Şehir, ayrıca geleneksel müziği ve dansıyla da tanınıyordu. “Şamahı dansçıları”, 19. yüzyıl seyyahlarının sıkça bahsettiği bir konuydu. Bu zengin kültürel miras, bugün de şehrin kimliğinin önemli bir parçası.
Gezi Rehberi
Nasıl gidilir?
Şamahı, Bakü’nün yaklaşık 120 kilometre batısında, Bakü-Şeki karayolu üzerinde bulunuyor. Arabayla yaklaşık 2 saatte ulaşılabiliyor. Yol, Gobustan’ın çıplak tepelerinden geçerek yavaş yavaş yeşil dağlara doğru yükseliyor. Toplu taşıma ile gitmek isterseniz, Bakü’den Şamahı’ya düzenli otobüs seferleri bulunuyor. Şamahı’dan Gülistan Kalesi’nin bulunduğu tepenin eteğine ise taksiyle kısa sürede ulaşabilirsiniz.
Kaleye çıkış
Kaleye ulaşmak için tepenin eteğinden yukarıya doğru bir patikayı takip etmeniz gerekiyor. Yürüyüş, kondisyonunuza bağlı olarak 20-40 dakika sürebiliyor. Patika yer yer dik ve taşlı; yağmurlu havalarda kaygan olabiliyor. Yerel kaynaklarda kaleye giden yolun bakıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor; bu nedenle dikkatli olmanızı ve uygun ayakkabılar giymenizi öneririm.
Ziyaret saatleri ve bilet
Gülistan Kalesi, açık bir alan olduğu için belirli ziyaret saatleri yok ve giriş ücretsiz. Ancak güvenlik açısından gündüz saatlerinde ziyaret etmenizi öneririm. Şamahı Cuma Camii ise genellikle her gün açık; namaz vakitlerinde ziyaret kısıtlanabiliyor.
Ne kadar zaman ayırmalı?
Gülistan Kalesi için 1,5-2 saat ayırmanız yeterli. Şamahı’daki diğer yerleri, yani Cuma Camii’ni, Yeddi Gümbez’i ve şehir merkezini de gezmek isterseniz, yarım gün ayırmanızı öneririm. Şamahı’yı Bakü’den Şeki’ye giderken bir ara durak olarak planlayabilir ya da Bakü’den günübirlik bir gezi olarak düzenleyebilirsiniz.
Şamahı’nın el sanatları
Şamahı, halıcılığıyla da tanınan bir bölge. Şirvan halıları, Azerbaycan halıcılığının en önemli ekollerinden biri. Küçük geometrik desenleri, canlı renkleri ve sık düğümleriyle Şirvan halıları, dünyanın dört bir yanındaki koleksiyoncular tarafından aranıyor. Şamahı ve çevresindeki köylerde, geleneksel halı dokuma atölyelerini ziyaret etmek mümkün. Bu atölyelerde, kadınların el tezgâhlarında saatlerce, hatta aylarca çalışarak tek bir halıyı nasıl dokuduğunu görebilirsiniz.
Ne zaman gidilmeli?
Şamahı’yı ziyaret etmek için en uygun dönemler ilkbahar ve sonbahar. Nisan ve mayıs aylarında tepeler yemyeşil, meyve ağaçları çiçek açmış oluyor. Eylül ve ekim aylarında ise bağ bozumu zamanı; bölge, hasat telaşıyla canlanıyor. Yaz aylarında Şamahı, Bakü’ye göre daha serin; ama öğle saatlerinde tepeye çıkmak yorucu olabilir. Kış aylarında ise kar yağabiliyor ve patika tehlikeli hale gelebiliyor.
Konaklama ve yemek
Şamahı’da ve çevresinde, özellikle Pirkuli dağlarında, çeşitli oteller ve tatil tesisleri bulunuyor. Pirkuli, ormanlık dağları ve serin havasıyla, yaz aylarında Bakülülerin tercih ettiği bir dinlenme yeri. Şamahı şehir merkezinde de küçük oteller ve pansiyonlar var.
Yemek konusunda, Şamahı bölgesinin mutfağı, Azerbaycan’ın genel mutfağıyla benzerlikler taşıyor; ama bazı yerel özellikler de var. Bölgenin kuzu eti, dağ otlarıyla hazırlanan yemekleri ve taze meyveleri ünlü. Yol kenarındaki lokantalarda kebap, plov ve dolma gibi klasik lezzetleri tadabilirsiniz. Şamahı’nın bağlarından gelen taze üzüm ve şarap da bölgenin önemli lezzetleri arasında.
Bir günlük rota önerisi
Bakü’den Şamahı’ya günübirlik bir gezi için şöyle bir rota önerebilirim: Sabah erken Bakü’den çıkın ve yol üzerinde Diri Baba Türbesi’ne uğrayın. Kayalara oyulmuş bu ilginç yapıyı gezdikten sonra Şamahı’ya devam edin. Şehre vardığınızda önce Cuma Camii’ni ziyaret edin. Ardından şehrin batısına geçerek Yeddi Gümbez türbelerini görün ve oradan Gülistan Kalesi’ne tırmanın. Kalenin tepesinde manzarayı seyrettikten sonra aşağı inin ve bir lokantada öğle yemeği yiyin. Öğleden sonra Pirkuli dağlarına çıkarak ormanda bir yürüyüş yapabilir ya da Madrasa köyündeki bağları ziyaret edebilirsiniz. Akşam Bakü’ye dönün ya da Şamahı’da konaklayıp ertesi gün Şeki’ye doğru yolunuza devam edin.
Çocuklarla ziyaret
Gülistan Kalesi’ne çocuklarla gitmek mümkün; ancak tepeye tırmanış ve kalıntıların korumasız olması nedeniyle dikkatli olmak gerekiyor. Okul çağındaki çocuklar, kalenin hikâyesini, özellikle Şah İsmail ile Şirvanşah arasındaki savaşı dinlemekten ve kalıntıların arasında “gizli odalar” aramaktan keyif alabilir. Küçük çocuklar için ise tırmanış yorucu olabilir; bu durumda Şamahı’daki Cuma Camii ve şehir merkezi daha uygun seçenekler.
Pratik notlar
- Kaleye çıkış için sağlam, kaymayan ayakkabılar giyin.
- Tepede gölge az; yaz aylarında şapka, güneş kremi ve su bulundurun.
- Kalenin kalıntıları korumasız; yıkık duvarlara tırmanmayın.
- Cuma Camii’ni ziyaret ederken uygun kıyafetler giyin.
- Şamahı, deprem bölgesinde; konakladığınız yerin güvenlik bilgilerini öğrenin.
Son bir söz
Gülistan Kalesi, bir hanedanın son sığınağı, bir şehrin koruyucusu ve depremlerle, savaşlarla yıpranmış bir tarihin sessiz tanığı. Bugün tepenin üzerinde dağınık taşlar ve yıkık duvarlar halinde duruyor; ama bu taşlar, Şirvanşahların yükselişini ve düşüşünü, Hakani’nin şiirlerini, Şah İsmail’in ordularını ve Şamahı’nın sayısız kez yıkılıp yeniden doğuşunu hatırlatıyor. Bakü’den Şeki’ye giderken, Şamahı’da bir mola verin ve bu tepeye tırmanın. Gül bahçesi adını taşıyan bu kalenin tepesinde, Azerbaycan tarihinin en dramatik sayfalarından birini okuyacaksınız.
Video
Konum
Koordinatlar: 40.6417° K, 48.6106° D
Google Haritalar’da Gülistan Kalesi, Şamahı
Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler
- Şirvanşahlar Sarayı ve Bakü Surları – Şirvanşahların Bakü’deki saray kompleksi.
- Şeki Kalesi ve Han Sarayı – Şamahı’dan Şeki’ye uzanan yolun sonundaki kale.
- Gelersen-Görersen Kalesi – Şeki yakınlarındaki dağ kalesi.
- Gebele – Şamahı ile Şeki arasında, Kafkas Albanyası’nın eski başkenti.
- Bakü Kız Kalesi ve İçerişehir – Şirvanşahların sonraki başkenti.

One thought on “Gülistan Kalesi: Şirvanşahların Şamahı’daki Son Sığınağı”