Kaiping Diaolou: Göçmenlerin Memleketine Diktiği Kule Kaleler

Güney Çin’in pirinç tarlalarının ortasında, bambu korularının ve balık göletlerinin arasında, beklenmedik yapılar yükseliyor. Kimisi Roma tapınaklarını andıran sütunlara, kimisi Gotik kemerlere, kimisi Bizans kubbelerine, kimisi ise Barok süslemelere sahip. Ama hepsi de, kalın beton duvarları, demir kapıları, küçük pencereleri ve çatılarındaki gözetleme kuleleriyle, birer kale. Bunlar, Kaiping’in diaolou’ları: Güney Çin’in kule evleri.

Çin kaleleri serimizin yirmi birinci durağında, şimdiye kadar gördüğümüz kalelerden çok farklı bir dünyaya gidiyoruz. Bu kez imparatorluk surları ya da sınır geçitleri değil, okyanus ötesine göç etmiş Çinlilerin, memleketlerindeki ailelerini korumak için inşa ettiği kuleler. Doğu ile Batı’nın, göç ile özlemin, korku ile umudun buluştuğu bu ilginç yapıları birlikte, sohbet havasında keşfedelim. Her zamanki gibi, kesin bilinenlerle tahminleri ayırmaya özen gösterdik.

Kaiping Zili köyündeki diaolou kuleleri
Kaiping Zili köyündeki diaolou kuleleri

Kaiping Nerede?

Kaiping, Çin’in güneyindeki Guangdong eyaletinde, Jiangmen şehrine bağlı bir ilçe düzeyindeki şehir. Kaiping, Guangdong’un başkenti Guangzhou’nun yaklaşık 130-150 kilometre güneybatısında, İnci Irmağı Deltası’nın batı kenarında yer alıyor. Bölge, düz pirinç tarlaları, bambu koruları, balık göletleri ve küçük köylerden oluşan, tipik bir Güney Çin kırsal manzarasına sahip.

Zili köyü koordinatları: yaklaşık 22°20′ K, 112°33′ D. Google Haritalar’da Zili köyünü açın.

Kaiping ve çevresindeki ilçeler, Çin’in en önemli göçmen memleketlerinden biri. Bölgeden, 19. yüzyılın ortalarından itibaren on binlerce kişi, Kuzey Amerika’ya, Güneydoğu Asya’ya, Avustralya’ya ve dünyanın başka yerlerine göç etti. Bugün de, dünyanın dört bir yanında, kökleri Kaiping ve çevresine uzanan büyük Çinli topluluklar bulunuyor. Bu yüzden Kaiping, Çin’de “göçmenlerin memleketi” olarak anılıyor.

Diaolou Nedir?

“Diaolou” kelimesi, Çincede kabaca “kule bina” ya da “gözetleme kulesi binası” anlamına geliyor. Diaolou’lar, çok katlı, kule biçimli, savunma amaçlı konut yapıları. Genellikle dört ile dokuz kat arasında yükseklikte, kalın duvarlı, küçük pencereli ve tek kapılı yapılar. Çatılarında ise, etrafı gözetlemek ve savunma yapmak için tasarlanmış balkonlar, köşe kuleleri ve mazgallar bulunuyor.

Kaynaklarda, Kaiping’de bugün hâlâ ayakta olan diaolou sayısının 1.800’ü aştığı belirtiliyor. Bu diaolou’ların büyük çoğunluğu, 1920’ler ve 1930’larda inşa edilmiş. Ancak bölgede daha eski diaolou’lar da var; bazılarının kökeninin Ming dönemine kadar uzandığı söyleniyor. Diaolou’lar, tek başlarına ya da köylerin içinde gruplar hâlinde, pirinç tarlalarının ortasında yükseliyor.

Yunhuan Lou kulesi, Zili
Yunhuan Lou kulesi, Zili

Okyanus Ötesine Giden Köylüler

Diaolou’ların hikâyesi, 19. yüzyılın ortalarında başlıyor. Bu dönemde, Güney Çin büyük sıkıntılar içindeydi. Nüfus artışı, toprak kıtlığı, doğal afetler, Taiping Ayaklanması gibi iç savaşlar ve yerel çatışmalar, Kaiping ve çevresindeki köylüleri büyük bir yoksulluğa sürüklemişti. Aynı dönemde, dünyanın öbür ucunda, Kaliforniya’da altın bulunmuştu ve Kuzey Amerika’da demiryolu inşaatları için büyük miktarda işçiye ihtiyaç vardı.

Bu koşullar, Kaiping’den büyük bir göç dalgası başlattı. On binlerce genç erkek, ailelerini geride bırakarak, Pasifik Okyanusu’nu aşıp Amerika’ya, Kanada’ya, Avustralya’ya ve Güneydoğu Asya’ya gitti. Bu göçmenlerin çoğu, madenlerde, demiryolu inşaatlarında, tarlalarda ve çamaşırhanelerde, son derece zor koşullarda çalıştı. Ayrıca, gittikleri ülkelerde ayrımcılığa ve ağır yasalara maruz kaldılar; örneğin ABD’de 1882’de çıkarılan bir yasa, Çinli göçmenlerin ülkeye girişini büyük ölçüde kısıtladı.

Bütün bu zorluklara rağmen, göçmenler kazandıkları parayı biriktirerek memleketlerindeki ailelerine gönderdi. Bu para, Kaiping’in köylerinde büyük bir değişime yol açtı. Göçmen aileleri, görece zenginleşti; yeni evler, okullar ve yollar inşa edildi. Ama bu zenginlik, beraberinde yeni bir tehlikeyi de getirdi.

Neden Kule Evler?

20. yüzyılın başında, Çin büyük bir kargaşa içindeydi. 1911’de Çing hanedanı yıkılmış, ama yerine istikrarlı bir yönetim kurulamamıştı. Ülkenin pek çok bölgesi, savaş ağalarının ve eşkıya çetelerinin kontrolündeydi. Kaiping ve çevresinde de, eşkıyalar köylere saldırıyor, zengin ailelerin evlerini yağmalıyor ve insanları fidye için kaçırıyordu. Göçmenlerin gönderdiği parayla zenginleşen aileler, bu eşkıyaların en önemli hedefleriydi.

Ayrıca, Kaiping bölgesi alçak ve düz bir arazide bulunuyor ve sık sık sellere maruz kalıyordu. Yağmur mevsiminde, ırmaklar taşıyor ve köyler sular altında kalıyordu.

Diaolou’lar, işte bu iki tehlikeye karşı bir çözüm olarak inşa edildi. Kalın duvarlı, demir kapılı, yüksek kuleler, eşkıyalara karşı güvenli bir sığınak sağlıyordu. Bir saldırı sırasında, köy halkı diaolou’ya sığınıyor, kapıları kilitliyor ve üst katlardan, mazgallardan ve çatı kulelerinden kendini savunuyordu. Kaynaklarda, bazı diaolou’larda, aileleri korumak için ateşli silahlar ve hatta ışıldaklar bulunduğu anlatılıyor. Sel zamanında ise, diaolou’nun üst katları, suyun ulaşamayacağı güvenli bir yer oluyordu.

Diaolou’ların inşası için gereken para, büyük ölçüde okyanus ötesindeki göçmenlerden geldi. Göçmenler, bazen tek başlarına, bazen de birkaç aile ya da bütün bir köy birlikte para toplayarak diaolou inşa ettirdi. Bu yüzden diaolou’lar, okyanus ötesindeki göçmenlerin, memleketlerindeki ailelerine duydukları sevginin ve kaygının somut birer ifadesi.

Doğu ile Batının Buluştuğu Mimari

Kaiping diaoloularına ilk baktığınızda insanın aklına gelen soru şu oluyor: Bu binalar burada ne arıyor? Pirinç tarlalarının ortasında, bambu korularının arasında yükselen bu kulelerin tepelerinde Roma kemerleri, Gotik sivri pencereler, Bizans tarzı kubbeler, hatta Barok süslemeler görüyorsunuz. Alt katlarına indikçe ise karşınıza tamamen yerel bir yapı çıkıyor: kalın duvarlar, küçük demir kepenkli pencereler, tek ve sağlam bir kapı. Yani bu kuleler aşağıdan bakınca bir kale, yukarıdan bakınca bir villa gibi.

Bu karışımın sebebi aslında oldukça insani. Kuleleri yaptıranların çoğu Kuzey Amerika, Güneydoğu Asya ya da Avustralya’da yıllarca çalışmış göçmenlerdi. Gittikleri yerlerde gördükleri binaların fotoğraflarını, kartpostallarını, bazen kafalarında kalan izlenimlerini köylerine geri getirdiler. Yerel ustalar da bu görüntüleri kendi bildikleri tekniklerle yorumladı. Sonuç ne tam Batılı ne tam Çinli, kendine has bir üslup oldu. Bazı uzmanlar bu yapıları, göçün mimariye en çarpıcı şekilde yansıdığı örneklerden biri olarak görüyor.

Malzeme açısından da ilginç bir çeşitlilik var. En eski diaoloular genellikle sıkıştırılmış topraktan ya da kerpiçten yapılmıştı. Daha sonra taş ve tuğla kullanıldı. Yirminci yüzyılın başlarından itibaren ise ithal çimento, çelik ve betonarme devreye girdi. O dönemde çimento bölgede kolay bulunan bir malzeme değildi; göçmenlerin gönderdiği paralarla dışarıdan getirildiği anlatılır. Bu da kulelerin sadece birer savunma yapısı değil, aynı zamanda ailenin refahını gösteren birer simge olduğunu düşündürüyor.

Kulelerin iç düzeni genelde benzer. Alt katlar depo ve günlük yaşam için kullanılır, orta katlarda yatak odaları bulunur, en üst katlarda ise gözetleme ve savunma alanları yer alır. Pek çok kulenin tepesinde dışarı taşan küçük köşe kuleleri, yani balkon benzeri çıkıntılar görürsünüz. Bunlardan aşağıyı gözetlemek ve gerekirse ateş açmak mümkündü. Duvarlarda tüfek mazgalları açılmıştı. Yani o şık süslemelerin hemen altında oldukça ciddi bir güvenlik kaygısı yatıyordu.

Nan Lou kulesi, Kaiping
Nan Lou kulesi, Kaiping

Diaolou Türleri: Herkesin Kulesi Bir Değil

Kaiping’deki kuleler kullanım amaçlarına göre genellikle üç ana gruba ayrılıyor. Bu ayrımı bilmek, gezerken gördüklerinizi anlamlandırmayı epey kolaylaştırıyor.

İlki ortak kuleler. Bunlar bir köyün ya da birkaç ailenin birlikte para toplayarak yaptırdığı yapılardı. Haydut saldırısı ya da sel gibi tehlikeli durumlarda köylüler değerli eşyalarıyla birlikte bu kulelere sığınırdı. Genellikle sade, işlevsel ve dayanıklı yapılardı. Gösterişten çok güvenliğe odaklanmışlardı.

İkincisi yaşam kuleleri. Bunlar zengin ailelerin hem oturmak hem de korunmak için yaptırdığı yapılardı. Göçmenlerin yurtdışından gönderdiği paralarla inşa edilen bu kuleler, iç mekânlarıyla da dikkat çeker. Ahşap mobilyalar, ithal seramikler, aile fotoğrafları, bazen yabancı dilde yazılmış belgeler… Bu kulelerin bazılarının içini gezdiğinizde, sanki ev sahipleri birkaç dakika önce çıkıp gitmiş gibi bir his yaşayabiliyorsunuz.

Üçüncüsü gözetleme kuleleri. Bunlar köy girişlerine ya da yüksek noktalara yapılmış, genelde daha ince ve uzun yapılardı. Görevleri uzaktan gelen tehlikeyi erkenden fark etmek ve köyü uyarmaktı. Bazılarında projektör ya da alarm düzenekleri bulunduğu anlatılır, ancak bunların ayrıntıları kaynaklara göre değişiyor.

Bu üç türün yanında, bir de geleneksel köy evlerinin yanına eklenmiş Batı tarzı villalar var. Bunlara yerelde “lu” ya da villa denir ve diaoloulardan daha alçak, daha konforlu yapılardır. Kaiping’in manzarasında kulelerle villaların bir arada durması, o dönemin hem korku hem de umut dolu ruhunu çok iyi yansıtıyor.

Ruishi Lou, Kaiping'in en yüksek diaolousu
Ruishi Lou, Kaiping’in en yüksek diaolousu

Zili Köyü: Kulelerin En Kalabalık Olduğu Yer

Kaiping’e gidip de Zili’yi görmeden dönmek, bence yolculuğun yarısını kaçırmak demek. Zili, aslında birkaç küçük köyün oluşturduğu bir köy grubu ve UNESCO listesindeki dört alandan biri. Burada pirinç tarlalarının arasına serpiştirilmiş onlarca diaolou görüyorsunuz. Özellikle bir tepeden ya da kulelerden birinin çatısından baktığınızda manzara gerçekten etkileyici.

Zili’nin en bilinen yapılarından biri Mingshi Lou. Görece geç bir dönemde, yirminci yüzyılın ilk yarısında yapıldığı bilinen bu kule, betonarme yapısı ve tepesindeki zarif sütunlu bölümüyle dikkat çekiyor. İçine girdiğinizde dönemin mobilyalarını ve ev eşyalarını görmeniz mümkün. Yunhuan Lou ise köyün diğer simgelerinden. Adının bir hikâyesi olduğu söylenir, ancak bu hikâyenin ayrıntılarını farklı kaynaklarda farklı biçimlerde okuyabiliyorsunuz.

Zili’yi gezerken yol boyunca yürümenizi öneririm. Kuleler birbirine yakın, tarlaların arasındaki dar patikalar keyifli. Köyde hâlâ yaşayan insanlar var; tavuklar, ördekler, sulama kanalları, kurumaya bırakılmış sebzeler… Turistik bir alan olsa da kırsal hayatın ritmi tamamen kaybolmamış. Sonbaharda, pirinç hasadı öncesinde tarlalar altın sarısına döndüğünde fotoğraflar bambaşka bir hal alıyor.

Zili köyü pirinç tarlaları ve kuleler
Zili köyü pirinç tarlaları ve kuleler

Majianglong: Bambuların Arasındaki Saklı Köy

Zili ne kadar açık ve geniş bir manzara sunuyorsa, Majianglong o kadar içe dönük ve gizemli. UNESCO alanlarından biri olan bu köy grubu, bir nehrin kıvrımında, sık bambu korularının arasında yer alıyor. Köye yaklaşırken önce yeşil bir duvar görüyorsunuz, sonra yaprakların arasından kulelerin tepeleri beliriyor. Bu sahne bende hep bir masal sahnesi etkisi bırakmıştır.

Majianglong’da birkaç köy yan yana duruyor ve her birinin kendine ait kuleleri var. Buradaki yapılar Zili’dekilere göre biraz daha mütevazı görünebilir, ama çevreyle kurdukları uyum gerçekten etkileyici. Bambu koruları sadece süs değil; kuşaklar boyunca rüzgârı kesmek, köyü saklamak ve günlük ihtiyaçlar için malzeme sağlamak gibi işlevleri olmuş. Köyün önündeki tarlalar ve arkasındaki koru, geleneksel Çin yerleşim anlayışının güzel bir örneğini oluşturuyor.

Burayı ziyaret ederken acele etmeyin. Kalabalık genellikle Zili ve Liyuan’a yoğunlaştığı için Majianglong görece sakin olabiliyor. Bambuların arasında yürümek, kanalların kenarında oturup kulelerin suya yansımasını izlemek, Kaiping deneyiminin en huzurlu anlarından biri olabilir.

Majianglong köyü, bambu korulukları arasında
Majianglong köyü, bambu korulukları arasında

Ruishi Lou: Kaiping’in En Yüksek Kulesi

Ruishi Lou, Kaiping’in en ünlü ve genellikle en yüksek diaolousu olarak anılan yapı. Jinjiangli köyünde bulunan bu kule, dokuz kata yakın yüksekliğiyle çevresindeki her şeyin üzerinde yükseliyor. Yirminci yüzyılın başlarında, yurtdışında iş yapan bir aile tarafından yaptırıldığı biliniyor. İnşaatının birkaç yıl sürdüğü anlatılır.

Kulenin alt katları oldukça sade. Kalın duvarlar, küçük pencereler, sağlam bir giriş. Ama yukarı çıktıkça süslemeler artıyor. Üst katlarda Roma tarzı sütunlar, kemerli balkonlar, köşe kuleleri ve en tepede küçük bir kubbe dikkat çekiyor. Bazı kaynaklar bu tepe bölümünü Bizans ya da Rönesans etkileriyle ilişkilendiriyor. Hangi etiketi koyarsanız koyun, sonuç gerçekten göz alıcı.

Ruishi Lou’nun bulunduğu Jinjiangli köyünde ondan başka iki önemli kule daha var: Jinjiang Lou ve Shengfeng Lou. Bu üç kule köyün arkasında yan yana durarak etkileyici bir siluet oluşturuyor. Ön tarafta ise geleneksel köy evleri, bir gölet ve tarlalar uzanıyor. Bu düzen, geleneksel yerleşim mantığına dayanıyor: arkada koruma, önde su ve açık alan.

Ruishi Lou’nun içine girebilip giremeyeceğiniz döneme göre değişebiliyor. Bazı dönemlerde sınırlı ziyarete açılıyor, bazen ise yalnızca dışarıdan görülebiliyor. Gitmeden önce güncel durumu yerel turizm kaynaklarından kontrol etmenizi öneririm.

Ruishi Lou cephe ayrıntıları
Ruishi Lou cephe ayrıntıları
Jinjiangli köyü ve diaolouları
Jinjiangli köyü ve diaolouları

Liyuan Bahçesi: Bir Göçmenin Rüyası

Liyuan, diaoloulardan biraz farklı bir deneyim sunuyor. Burası, yirminci yüzyılın başlarında Amerika’da çalışmış bir göçmen olan Xie Weili tarafından yaptırılmış büyük bir bahçe ve villa kompleksi. Adı da bu kişinin isminden geliyor. İnşaatı uzun yıllar sürmüş ve sonuçta Çin bahçe geleneğini Batı mimarisiyle buluşturan özgün bir yer ortaya çıkmış.

Bahçe kabaca üç bölüme ayrılıyor: büyük bir villa alanı, küçük bir bahçe bölümü ve bunları bağlayan kanallar. Kanalların üzerindeki köprüler, kemerli geçitler, havuzlar ve süslü köşkler gezmeyi oldukça keyifli hale getiriyor. Villaların içinde dönemin mobilyalarını, aile eşyalarını ve süsleme detaylarını görebiliyorsunuz.

Liyuan, Kaiping’deki en turistik noktalardan biri ve çoğu zaman kalabalık oluyor. Yine de burayı görmek, diaolouları yaptıran insanların hayallerini anlamak açısından çok değerli. Bir kule savunmayı simgeliyorsa, Liyuan huzuru ve rahatı simgeliyor. Uzak diyarlarda yıllarca çalışan bir göçmenin, sonunda memleketinde kendine bir cennet kurma çabası diyebiliriz.

Duanshi Lou, Kaiping
Duanshi Lou, Kaiping

Sinemadaki Kaiping

Kaiping’in kuleleri, sıra dışı görüntüleri sayesinde sinemacıların da dikkatini çekmiş. Bunlardan en çok bilineni, Jiang Wen’in yönettiği ve 2010 yılında gösterime giren “Let the Bullets Fly” adlı film. Filmin bazı sahnelerinin Kaiping çevresinde çekildiği ve bu filmin bölgenin tanınırlığına katkı sağladığı söyleniyor. Kaiping’de film çekimleri için kullanılmış bir set alanının da ziyaretçilere açık olduğu biliniyor.

Bunun dışında farklı belgesellerde ve dizilerde de diaolou görüntülerine rastlamak mümkün. Bu kuleleri ekranda görüp sonra gerçekte karşısında durmak, insana tuhaf bir tanıdıklık hissi veriyor. Eğer filmi izlemediyseniz, gitmeden önce bir göz atmak yolculuğunuza farklı bir boyut katabilir.

UNESCO Dünya Mirası Statüsü

Kaiping diaoloları ve köyleri, 2007 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Listeye giren alan dört bölümden oluşuyor: Sanmenli’deki Yinglong Lou ve çevresi, Zili köy grubu, Majianglong köy grubu ve Jinjiangli köyü. Bu dört alan birlikte, diaolou geleneğinin farklı dönemlerini ve farklı yüzlerini temsil ediyor.

Bu dört alan içinde Yinglong Lou özellikle önemli, çünkü bölgedeki en eski diaoloulardan biri olarak kabul ediliyor. Kesin yapım tarihi konusunda farklı görüşler olsa da birkaç yüzyıl öncesine dayandığı düşünülüyor. Süslemelerden uzak, kalın tuğla duvarlarıyla daha sonraki gösterişli kulelerden çok farklı görünüyor. Bu yüzden Yinglong Lou, diaolou fikrinin ilk halini görmek isteyenler için ilginç bir durak.

UNESCO’nun bu alanı önemli bulmasının temel nedeni, göç ile mimari arasındaki ilişkiyi bu kadar açık şekilde göstermesi. Diaoloular, yurtdışına giden ve oradan memleketine para gönderen insanların hikâyesini somut biçimde anlatıyor. Aynı zamanda bölgenin yaşadığı güvensizlik dönemlerinin, haydutluğun ve sel felaketlerinin de birer tanığı. Listeye girdikten sonra koruma ve restorasyon çalışmaları hız kazandı; ancak bölgede binden fazla kule bulunduğu için hepsinin aynı özeni gördüğünü söylemek zor.

Bugün bazı kuleler bakımlı ve ziyarete açıkken, bazıları terk edilmiş halde tarlaların ortasında yalnız başına duruyor. Sarmaşıklarla kaplanmış, pencereleri kırılmış bu kuleler bile bence ayrı bir güzellik taşıyor. Ama elbette içlerine girmek tehlikeli olabilir, uzaktan izlemekle yetinmek en doğrusu.

Kaiping’i Gezmek İçin Önerilen Rota

Kaiping’deki önemli noktalar birbirine çok yakın değil, bu yüzden biraz plan yapmak gerekiyor. Benim önerim, bölgeye en az bir tam gün, mümkünse iki gün ayırmanız. Tek günde de önemli yerleri görebilirsiniz, ancak acele etmek zorunda kalırsınız.

Birinci gün sabah erkenden Zili köyüyle başlayabilirsiniz. Sabah ışığında tarlalar ve kuleler çok güzel görünüyor, üstelik kalabalık henüz gelmemiş oluyor. Zili’de rahatça iki üç saat geçirebilirsiniz. Ardından öğle yemeği için yakındaki bir köy lokantasına uğrayıp öğleden sonra Liyuan bahçesine geçebilirsiniz. Liyuan’ın kanallarında gezinmek ve villaları dolaşmak da iki saati bulabilir.

İkinci gün Jinjiangli köyüne gidip Ruishi Lou’yu görmek, ardından Majianglong’un bambu koruları arasında yürümek iyi bir fikir. Vaktiniz kalırsa Sanmenli’deki Yinglong Lou’yu da rotanıza ekleyebilirsiniz. Bu şekilde UNESCO’nun dört alanını da görmüş olursunuz.

Bölgede birleşik bilet uygulaması olduğu biliniyor; birkaç ana alanı tek biletle gezmenize izin veriyor. Ancak bilet kapsamı ve fiyatlar zaman zaman değişebildiği için güncel bilgiyi gitmeden önce kontrol etmenizi öneririm.

Rotanızı planlarken her köyde biraz serbest zaman bırakmanızı öneririm. Kaiping’in asıl güzelliği, listedeki noktaları tek tek işaretlemekte değil, tarlaların kenarında durup bir kulenin rüzgârda sallanan bambuların ardından görünmesini izlemekte gizli. Rehberli turlar pratik olsa da çoğu zaman her durakta kısa süre veriyor. Eğer imkânınız varsa kendi temponuzla gezmek, bölgenin ruhunu yakalamanın en iyi yolu. Yol üstündeki küçük köylerde, hiçbir rehberde adı geçmeyen ama en az ünlüler kadar etkileyici kulelere rastlamanız da şaşırtıcı olmaz. Bu sürprizler, Kaiping gezisini kendinize ait kılan anlar olacaktır.

Bir de şunu hatırlatmak isterim: Kaiping’e hafta sonları ve Çin’in resmi tatil dönemlerinde, özellikle ekim başındaki Ulusal Gün haftasında gitmek, kalabalık nedeniyle deneyimi zorlaştırabilir. Mümkünse hafta içi bir gün seçin. Sabah erkenden yola çıkmak hem serin havadan yararlanmanızı hem de en güzel ışığı yakalamanızı sağlar.

Kaiping Diaolou’yu Videoda İzleyin

Bu kuleleri hareketli görüntülerle görmek, ölçeklerini ve çevreyle ilişkilerini anlamak açısından çok faydalı. Aşağıdaki videoda Kaiping’in köylerini ve kulelerini izleyebilirsiniz.

Kaiping’e Nasıl Gidilir?

Kaiping, Guangdong eyaletinde, Jiangmen şehrine bağlı bir ilçe. Guangzhou’ya yaklaşık 140 kilometre, Hong Kong ve Makao’ya da görece yakın. Bu yüzden genellikle Guangzhou’dan ya da Hong Kong’dan günübirlik veya bir gecelik gezi olarak planlanıyor.

Guangzhou’dan Kaiping’e otobüsle gitmek en yaygın yöntemlerden biri. Şehirdeki büyük otogarlardan Kaiping’e düzenli seferler bulunuyor ve yolculuk trafiğe bağlı olarak iki ila üç saat sürebiliyor. Hızlı tren seçeneği de var; Guangzhou’dan Kaiping yakınındaki istasyonlara ulaşan hatlar sayesinde süre epey kısalabiliyor. Hong Kong’dan da doğrudan otobüs seferleri olduğu biliniyor, ancak sınır geçişi nedeniyle yolculuk daha uzun sürüyor.

Kaiping’e vardıktan sonra köylere ulaşmak ayrı bir mesele. Köyler arasında toplu taşıma sınırlı. En pratik yol bir taksi ya da araçlı şoför kiralamak. Pek çok gezgin günlük olarak bir şoförle anlaşıp bütün noktaları bu şekilde geziyor. Bisiklet kiralamak da mümkün, özellikle Zili çevresinde tarlaların arasında pedal çevirmek çok keyifli olabilir.

Ziyaret İçin Pratik İpuçları

Kaiping subtropikal bir iklime sahip. Yazlar sıcak, nemli ve yağmurlu geçiyor; tayfun sezonu da yaz sonuna denk geliyor. Bu yüzden ziyaret için en uygun dönem sonbahar ve ilkbahar. Ekim ve kasım aylarında hava ılık oluyor, gökyüzü daha açık ve tarlalar hasat renklerine bürünüyor.

Rahat yürüyüş ayakkabıları mutlaka yanınızda olsun. Köylerde toprak yollarda, tarla kenarlarında ve dar merdivenlerde epey yürüyeceksiniz. Kulelerin içindeki merdivenler bazen dik ve dar olabiliyor. Yağmurluk ya da küçük bir şemsiye, güneş kremi ve bol su da unutulmaması gerekenler arasında.

Kaiping’de konaklamak isterseniz ilçe merkezinde oteller bulunuyor. Son yıllarda bazı köylerde, eski evlerin restore edilmesiyle oluşturulmuş butik pansiyonlar da açıldı. Bir geceyi köyde geçirmek, akşam sessizliğinde kuleleri görmek ve sabah erkenden kalabalık gelmeden gezmek için harika bir fırsat.

Yerel mutfağı denemeyi de ihmal etmeyin. Bölge Kanton mutfağının etkisinde; taze balık, pirinç erişteleri ve mevsim sebzeleriyle yapılan basit ama lezzetli yemekler bulabilirsiniz. Köy lokantalarında menü çoğu zaman yalnızca Çince olabiliyor, bir çeviri uygulaması işinizi çok kolaylaştırır.

Okyanus Ötesinden Gelen Mektuplar

Kaiping’in hikâyesini anlamak için kulelerin yanı sıra bir şeye daha bakmak gerekiyor: göçmenlerin memleketlerine gönderdiği mektuplar ve para havaleleri. Bölgede bunlara genel olarak “qiaopi” deniyor. Bu mektuplar, yurtdışındaki işçilerle köydeki aileleri arasındaki tek bağdı. İçlerinde hem para hem de haber vardı; kimin evlendiği, kimin hastalandığı, hasadın nasıl geçtiği, yeni kulenin inşaatının ne aşamada olduğu…

Düşünün ki bir baba Kaliforniya’da bir demiryolu inşaatında ya da bir çamaşırhanede çalışıyor, ailesini belki on yıldır görmemiş. Kazandığı her kuruşu biriktirip mektupla birlikte köyüne gönderiyor. Mektupta “çatıyı yaptırın, pencerelere demir kepenk taktırın” gibi talimatlar veriyor. Diaoloular işte bu mektupların taşa ve betona dönüşmüş halleri gibi. Bu belgelerin bir kısmı müzelerde ve arşivlerde korunuyor; hatta qiaopi koleksiyonlarının UNESCO’nun Dünya Belleği programında da yer aldığı biliniyor.

Kaiping’de bu konuya ayrılmış küçük sergiler ve bir diaolou müzesi bulunuyor. Eğer vaktiniz olursa uğramanızı öneririm. Eski fotoğraflar, mektuplar, pasaportlar ve göçmenlerin kullandığı eşyalar, kulelere baktığınızda gördüğünüz şeyi bambaşka bir gözle değerlendirmenizi sağlıyor. Taş duvarların ardında, ailesinden ayrı düşmüş binlerce insanın sabrı ve emeği var.

Bu göç hikâyesinin acı tarafları da var elbette. Pek çok göçmen gittiği ülkelerde ayrımcı yasalarla, ağır çalışma koşullarıyla ve yalnızlıkla mücadele etti. Bazıları hiç geri dönemedi. Bazı kulelerin hiç kullanılmadan boş kaldığı, sahiplerinin yurtdışında kaldığı ya da sonraki savaş ve karışıklık yıllarında başka yerlere göç ettiği anlatılıyor. Bu boş kuleler, tamamlanamamış bir dönüş hayalinin sessiz tanıkları gibi.

Fotoğraf Meraklıları İçin Notlar

Kaiping fotoğraf çekmek için gerçekten bereketli bir yer. Kuleler, tarlalar, kanallar ve bambular birlikte çok zengin kompozisyonlar sunuyor. En güzel ışık, diğer pek çok yerde olduğu gibi sabahın erken saatlerinde ve gün batımına yakın zamanlarda yakalanıyor. Öğle saatlerinde güneş tepedeyken kulelerin cepheleri düzleşiyor ve detaylar kayboluyor.

Zili’de yüksek bir noktadan çekilen geniş açılı kareler, kulelerin tarlalara nasıl serpiştirildiğini güzel gösterir. Majianglong’da ise bambuların arasından kulelere doğru çekilen kareler, çerçeve içinde çerçeve etkisi yaratıyor. Jinjiangli’de göletin karşısından Ruishi Lou ve komşu kulelere bakan bir açı, suya düşen yansımalarla birlikte klasik bir Kaiping fotoğrafı veriyor.

Detaylara da dikkat edin. Pencere kepenkleri, demir parmaklıklar, eski Çince yazılar, kapı üstlerindeki süslemeler, sütun başlıkları… Bunlar kulelerin hikâyesini geniş açılı fotoğraflardan çok daha samimi biçimde anlatıyor. Köylülerin fotoğrafını çekmek isterseniz de önce gülümseyip izin istemeyi unutmayın.

Drone kullanmayı düşünüyorsanız, Çin’de drone uçuşlarına ilişkin kuralların sıkı olabileceğini ve bazı alanlarda izin gerektiğini aklınızda bulundurun. Gitmeden önce güncel düzenlemeleri araştırmak sizi olası sorunlardan korur.

Kaiping Çevresinde Neler Var?

Kaiping’e kadar gelmişken çevredeki birkaç yeri daha görmek isteyebilirsiniz. Bunlardan en bilineni Chikan eski kasabası. Nehir kenarına sıralanmış, yirminci yüzyılın başlarından kalma kemerli dükkânlarıyla dikkat çeken bu kasaba, diaolou döneminin şehir hayatını yansıtıyor. Yürüyen yolların üstünü örten bu kemerli yapılar, hem yağmurdan hem güneşten koruduğu için bölgede çok yaygın. Chikan’da akşam saatlerinde nehir kenarında yürümek, günün yorgunluğunu atmak için güzel bir seçenek.

Jiangmen şehri ve çevresindeki diğer ilçelerde de daha az bilinen diaolou toplulukları bulunuyor. Taishan gibi yerlerin de yoğun bir göç geçmişi olduğu biliniyor. Bu bölgeler turistik açıdan daha sakin, ama ilgilenenler için Kaiping hikâyesinin devamını görmek mümkün. Daha geniş bir Güney Çin turu planlıyorsanız Guangzhou’nun tarihi semtlerini ve Foshan’ı da rotanıza ekleyebilirsiniz.

Kulelerin Bugünü ve Geleceği

Kaiping’in en büyük sorunlarından biri, kulelerin çoğunun sahiplerinin artık bölgede yaşamaması. Pek çok diaolou’nun sahibi ya da mirasçısı yurtdışında, bazen birkaç kuşaktır başka ülkelerde yaşıyor. Bu durum, bakım ve onarım kararlarının alınmasını zorlaştırıyor. Yerel yönetimin bu sorunu çözmek için bazı kuleleri sahiplerinden belirli süreliğine devralıp koruma altına aldığı, onarımdan sonra ziyarete açtığı anlatılıyor. Bu model tartışmalı olsa da pek çok yapının ayakta kalmasına yardım etmiş gibi görünüyor.

Bir diğer mesele turizmin etkisi. UNESCO listesine girdikten sonra ziyaretçi sayısı arttı; bu da köylere gelir getirdi ama aynı zamanda yaşam düzenini de değiştirdi. Bazı köylerde gençler turizm sektöründe iş bulurken, bazılarında köy neredeyse tamamen bir müzeye dönüştü. Ziyaretçi olarak bizim yapabileceğimiz şey, yerel esnafı desteklemek, çevreye saygılı davranmak ve köyde yaşayanların gündelik hayatını rahatsız etmemek.

İklim de kuleler için bir tehdit. Yüksek nem, şiddetli yağmurlar ve tayfunlar, özellikle bakımsız kalmış yapılarda duvarları zayıflatıyor. Erken dönemde kullanılan ithal çimento ve demir donatıların zamanla paslanması da betonarme kulelerde çatlaklara yol açabiliyor. Uzmanların bu yapıları belgelemek ve restore etmek için çalıştığı biliniyor, ancak bu kadar çok sayıda kuleyi korumak uzun soluklu bir iş.

Yine de umutlu olmak için sebepler var. Son yıllarda yurtdışındaki Kaipingli toplulukların köklerine olan ilgisi arttı. Bazı aileler atalarının kulelerini ziyaret etmek, hatta onarımına katkıda bulunmak için geri geliyor. Bir zamanlar okyanusu aşıp giden insanların torunlarının, aynı kulelerin merdivenlerini tırmanması, hikâyeyi bir anlamda tamamlıyor. Bu kuleler, sadece geçmişin değil, hâlâ süren bir bağın da simgesi.

Kaiping’i ziyaret ettiğinizde, bu kuleleri birer müze objesi gibi değil, yaşayan bir mirasın parçası olarak görmeye çalışın. Tarlada çalışan bir çiftçiye, kulenin önünde çay satan bir yaşlıya ya da bisikletle okula giden bir çocuğa selam vermek, bu hikâyeye sizin de küçük bir katkınız olabilir. Sonuçta diaoloular, insanların ailelerini korumak ve onlara daha iyi bir hayat sunmak için verdikleri mücadelenin ürünü; bu mücadele de hâlâ farklı biçimlerde sürüyor.

Gitmeden önce birkaç kaynak okumak, bir belgesel izlemek ya da Kaiping’in göç tarihine dair kısa bir araştırma yapmak, gördüklerinizi çok daha anlamlı kılacaktır. Kuleler önünüzde yalnızca güzel binalar olarak durmayacak; her biri, adını belki hiç bilmeyeceğiniz birinin umutlarını, korkularını ve sabrını anlatan sessiz bir anlatıcıya dönüşecek. Bence Kaiping’i unutulmaz kılan da tam olarak bu.

Sıkça Sorulan Sorular

Diaolou kelimesi ne anlama geliyor?

Kabaca “gözetleme kulesi” ya da “savunma kulesi” anlamına geldiği kabul ediliyor. Kelime, yapının hem yüksek hem de korunaklı olduğunu vurguluyor.

Kaiping’de kaç diaolou var?

Bugün ayakta olan diaolou sayısının 1.800 civarında olduğu söyleniyor. Geçmişte bu sayının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor, ancak kesin rakamlar kaynağa göre değişiyor.

Kulelerin içine girilebiliyor mu?

Ana turistik alanlardaki bazı kuleler ziyarete açık. Mingshi Lou ve Liyuan’daki villalar gibi yapıları içeriden gezebiliyorsunuz. Diğer pek çok kule ise özel mülk ya da bakımsız olduğu için yalnızca dışarıdan görülebiliyor.

Kaiping’i görmek için kaç gün gerekir?

Ana noktaları bir günde görmek mümkün, ama rahat bir gezi için iki gün ayırmanızı öneririm. Böylece dört UNESCO alanını da acele etmeden gezebilirsiniz.

Çocuklarla gitmek uygun mu?

Genel olarak evet. Açık alanlar, tarlalar ve kanallar çocukların ilgisini çekiyor. Yalnızca kulelerin dik merdivenlerinde ve korkuluk olmayan çatılarda dikkatli olmak gerekiyor.

Unutmayın, Kaiping her mevsim farklı bir yüz gösteren, tekrar tekrar gidilecek kadar zengin bir yer.

Sonuç: Uzak Diyarlardan Gelen Bir Memleket Özlemi

Kaiping diaoloları, ilk bakışta tuhaf ve hatta biraz yerinden oynamış görünen yapılar. Pirinç tarlalarının ortasında Avrupa’dan fırlamış gibi duran bu kuleler, aslında çok tanıdık bir duygunun ürünü: memleket özlemi. Yıllarca okyanusların ötesinde çalışan insanlar, kazandıklarını ailelerinin güvenliği ve rahatı için köylerine gönderdi. Gittikleri yerlerden getirdikleri hayalleri de bu kulelere işlediler.

Bu yüzden Kaiping’i gezerken sadece mimariye değil, bu kuleleri yaptıran insanların hikâyelerine de kulak vermenizi öneririm. Bir kulenin balkonunda durup tarlalara baktığınızda, bir zamanlar aynı noktadan haydut gelip gelmediğini kollayan ya da uzaktaki oğlundan mektup bekleyen birini düşünmek, yolculuğu çok daha anlamlı kılıyor. Kaleler serimizde gördüğümüz büyük surlardan çok farklı, daha küçük ve daha kişisel bir savunma hikâyesi bu.

Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler

Güney Çin’de kale ve savunma yapılarına ilgi duyuyorsanız, Fucien eyaletindeki Fucien Tulou’ları mutlaka listenizde olmalı. Hakka halkının yuvarlak toprak kale evleri, Kaiping kuleleriyle aynı güvenlik kaygısının bambaşka bir cevabı. Kuzeye doğru yol alacaksanız Singçeng Antik Kenti ile Siangyang Kalesi de serimizin diğer duraklarından. Çin’in en uzun ayakta kalan surlarını merak ediyorsanız Nankin Şehir Surları yazımıza da göz atabilirsiniz.

Tibet’e uzanırsanız Potala Sarayı ve Lhasa yazımız sizi bekliyor.

Bir İyilik

Dünyayı daha iyi yapmayan insan insan değildir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir