Singçeng Antik Şehri: Liaodong’un Ming Kalesi

Bir kalenin en büyük zaferi, bazen kazandığı savaştan çok, durdurduğu tarihtir. Çin’in kuzeydoğusunda, Bohay Denizi’nin kıyısında duran küçük bir kale şehri olan Singçeng, tam olarak böyle bir zafere sahne oldu. 1626’nın soğuk bir kış gününde, Mançuların büyük lideri Nurhaçi, binlerce kişilik ordusuyla bu kaleyi kuşattı. Daha önce hiç yenilgi yüzü görmemiş olan Nurhaçi, Singçeng’in surları önünde hayatının ilk büyük yenilgisini tattı. Ve birkaç ay sonra hayatını kaybetti.

Çin kaleleri serimizin on dokuzuncu durağında, Şanhayguan’ın kuzeydoğusundaki bu küçük ama efsanevi kaleye gidiyoruz. Çin’deki en iyi korunmuş Ming dönemi kale şehirlerinden biri olan Singçeng, Avrupa’dan gelen toplar, bir dâhi komutan ve trajik bir sonla biten bir hikâye barındırıyor. Gelin, bu hikâyeyi birlikte, sohbet havasında dinleyelim. Her zamanki gibi, kesin bilinenlerle efsaneleri ayırmaya özen gösterdik.

Singçeng eski şehrinin doğu kapısı
Singçeng eski şehrinin doğu kapısı

Singçeng Nerede?

Singçeng, Çin’in kuzeydoğusundaki Liaoning eyaletinde, Huludao şehrine bağlı bir ilçe. Şehir, Bohay Denizi’nin kuzey kıyısında, serimizin Şanhayguan yazısında anlattığımız Liaoxi Koridoru’nun ortasında yer alıyor. Şanhayguan’a karayoluyla yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta.

Koordinatlar: yaklaşık 40°37′ K, 120°43′ D. Google Haritalar’da konumu açın.

Singçeng’in konumunu anlamak için, Şanhayguan yazımızı hatırlayalım. Liaoxi Koridoru, kuzeydoğudaki Mançurya ovası ile Çin’in kalbi arasındaki dar kıyı şeridi. Bu koridorun bir ucunda Şanhayguan, öbür ucunda ise Mançurya’nın kapısı olan Jinzhou ve Shenyang bulunuyor. Singçeng, bu koridorun ortasında, Mançurya’dan Şanhayguan’a giden yolun üzerinde. Yani Mançurya’dan Pekin’e ulaşmak isteyen bir ordu, Şanhayguan’a varmadan önce Singçeng’i geçmek zorundaydı.

Singçeng, Ming döneminde Ningyuan adıyla biliniyordu. Bu ad, kabaca “uzakları huzura kavuşturan” anlamına geliyor; Şian yazımızda anlattığımız Anyuan Kapısı’nın adıyla benzer bir anlam taşıyor. Çing döneminde ise şehrin adı Ningyuan Eyaleti olarak kullanılmaya devam etti. 20. yüzyılın başında, şehrin adı Singçeng olarak değiştirildi. Bu yazıda, tarihî olayları anlatırken Ningyuan, bugünkü şehri anlatırken ise Singçeng adını kullanacağız.

Singçeng surları
Singçeng surları

Ming Döneminde Kuruluş

Singçeng’in, yani Ningyuan’ın surları, kaynaklara göre 1428 yılında, Ming imparatoru Xuande’nin hükümdarlığının üçüncü yılında inşa edildi. Bu dönemde, Ming hanedanı kuzeydoğu sınırını güçlendirmek için Liaoxi Koridoru boyunca bir dizi kale ve garnizon kurmuştu. Ningyuan, bu kalelerin en önemlilerinden biriydi.

Ningyuan kurulduğunda, kuzeydoğuda henüz büyük bir tehdit yoktu. Mançurya’daki Cürçen boyları, Ming’e bağlıydı ve aralarında düzenli bir ticaret vardı. Ningyuan, bu dönemde daha çok bir garnizon ve idari merkez olarak işlev görüyordu. Ama iki yüz yıl sonra, bu sakin kale, Çin tarihinin en önemli savaşlarından birine sahne olacaktı.

Ningyuan’ın surları, sonraki yüzyıllarda birkaç kez onarıldı. Özellikle 17. yüzyılın başında, Mançu tehdidinin artmasıyla birlikte, surlar büyük ölçüde güçlendirildi. Bugün gördüğümüz surların önemli bir kısmı, Ming ve Çing dönemlerindeki onarımların ürünü. Singçeng, Çin’de en iyi korunmuş dört Ming dönemi kale şehrinden biri olarak kabul ediliyor; diğerleri arasında serimizde anlattığımız Pingyao ve Şian da var.

Mançuların Yükselişi

Şanhayguan yazımızda, 17. yüzyılın başında Mançurya’da Nurhaçi adlı bir liderin dağınık Cürçen boylarını birleştirdiğini anlatmıştık. Nurhaçi, 1616’da kendini han ilan etti ve devletine “Sonraki Cin” adını verdi. İki yıl sonra, 1618’de, Ming hanedanına karşı açıkça savaş ilan etti. Bu savaş ilanında, Ming’in Cürçenlere yaptığı haksızlıkları sıralayan “Yedi Büyük Şikâyet” adlı bir bildiri yayınladı.

Nurhaçi’nin orduları, kısa sürede büyük başarılar kazandı. 1619’da, Sarhu Savaşı’nda, Ming’in büyük bir ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Ardından, Mançurya’daki Ming kalelerini birer birer ele geçirdi. 1621’de Shenyang ve Liaoyang’ı aldı. 1625’te Shenyang’ı başkenti yaptı. Nurhaçi’nin süvarileri, adeta durdurulamaz görünüyordu. Ming yönetimi, Liaoxi Koridoru’ndaki kaleleri terk edip Şanhayguan’a çekilmeyi bile düşünüyordu.

Nurhaçi’nin ordusunun bu kadar başarılı olmasının nedenlerinden biri, “Sekiz Sancak” adlı askerî ve sosyal örgütlenme sistemiydi. Bu sistemde, bütün Mançu halkı, sekiz büyük birliğe bölünmüştü ve her birlik hem asker hem de sivil bir topluluk olarak örgütlenmişti. Bu sistem, Mançulara son derece disiplinli ve hareketli bir ordu sağlıyordu. Mançuların atlı okçuları, bozkır savaş geleneğinin mirasçılarıydı; bu gelenek, serimizde anlattığımız Hiung-nu’lardan, Göktürklerden ve Moğollardan gelen bir mirastı.

Sekiz Sancak: Mançu Gücünün Sırrı

Nurhaçi’nin ordusunu bu kadar güçlü yapan Sekiz Sancak sistemine biraz daha yakından bakalım. Nurhaçi, bütün Mançu halkını, her biri kendine özgü bir renkte sancak taşıyan sekiz büyük birliğe böldü. Sarı, beyaz, kırmızı ve mavi renkler, düz ve kenarlı olmak üzere ikişer sancak oluşturuyordu. Her Mançu ailesi, bu sancaklardan birine bağlıydı.

Sancaklar, sadece askerî birlikler değildi. Aynı zamanda, vergi toplama, toprak dağıtımı ve sosyal örgütlenmenin de temel birimleriydi. Barış zamanında sancak üyeleri tarım ve avcılıkla uğraşıyor, savaş zamanında ise hemen ordunun bir parçası hâline geliyordu. Bu sistem, Mançulara son derece hızlı seferber olabilen, disiplinli ve dayanışma içinde bir toplum sağlıyordu.

Sonraki yıllarda, Mançuların yanında savaşan Moğollar ve Çinliler için de ayrı sancaklar oluşturuldu. Bu sistem, Çing hanedanı boyunca, yaklaşık üç yüz yıl devam etti. Ningyuan’ın surlarından görülen o renkli sancaklar, aslında bütün bir halkın askerî ve sosyal örgütlenmesinin simgesiydi.

Yuan Chonghuan: Kaleyi Kurtaran Komutan

Ming yönetimi Liaoxi Koridoru’nu terk etmeyi düşünürken, bir adam buna karşı çıktı: Yuan Chonghuan. Yuan Chonghuan, güney Çin’den gelen, sivil bir memur olarak kariyerine başlamış, ama askerî konulara büyük ilgi duyan biriydi. Kaynaklara göre, kuzeydoğu sınırına gönderilmek için gönüllü oldu ve bölgeyi bizzat inceledikten sonra, Ningyuan’ın savunulabileceğini ve savunulması gerektiğini savundu.

Yuan Chonghuan, Ningyuan’a gelerek kalenin savunmasını yeniden düzenledi. Surları onardı ve güçlendirdi, askerleri eğitti, erzak depoladı ve en önemlisi, kaleye o dönemin en gelişmiş silahlarını yerleştirdi: Avrupa’dan gelen toplar. Yuan Chonghuan’ın amiri, kaleyi terk etmesini emrettiğinde, Yuan Chonghuan bu emre uymayı reddetti ve kalede kalarak savaşmaya karar verdi. Bu karar, Çin tarihinin seyrini değiştirecekti.

Singçeng sahili
Singçeng sahili

Avrupa’dan Gelen Toplar

Ningyuan Savaşı’nın en ilginç yönlerinden biri, Avrupa kökenli topların kullanılması. 17. yüzyılın başında, Çin’de Cizvit misyonerler bulunuyordu. Bu misyonerler, Avrupa’nın bilimsel ve teknik bilgilerini, astronomi, matematik ve top dökümü gibi alanlarda Çin’e taşıyordu. Ming yönetimi, Mançu tehdidine karşı, Avrupa tarzı topları satın almaya ve üretmeye başladı.

Bu topların bir kısmı, Güney Çin’deki Makao’da bulunan Portekizlilerden satın alındı. Çinliler, bu toplara “kırmızı barbar topları” adını verdi; “kırmızı barbar,” o dönemde Çinlilerin Hollandalılar ve diğer Avrupalılar için kullandığı bir ifadeydi. Bazı toplar, Avrupalılardan alınmış, bazıları ise Çin’de Avrupa modeline göre dökülmüştü. Kaynaklara göre, Ningyuan’a bu toplardan bir kısmı yerleştirildi.

Bu toplar, Mançu süvarilerinin karşılaştığı en büyük sürpriz oldu. Mançular, o zamana kadar Ming’in topları ve tüfekleriyle karşılaşmıştı; ama bu Avrupa topları, menzil ve güç bakımından çok daha etkiliydi. Surların üzerine yerleştirilen bu toplar, kaleye yaklaşan Mançu birliklerine büyük kayıplar verdirdi.

Bu hikâye, 17. yüzyılda dünyanın ne kadar birbirine bağlı hâle geldiğini gösteriyor. Avrupa’da dökülen ya da Avrupa modeline göre Çin’de üretilen toplar, Mançurya’nın sınırında, bozkır geleneğinin mirasçısı süvarilere karşı kullanılıyordu. Siangyang yazımızda anlattığımız Müslüman mancınıkları gibi, Ningyuan’ın toplarının hikâyesi de, teknolojinin kıtalar arasında nasıl dolaştığını ve savaşların sonuçlarını nasıl değiştirdiğini gösteren güzel bir örnek.

1626 Ningyuan Savaşı

1626’nın başında, Nurhaçi, büyük bir orduyla Liaoxi Koridoru’na doğru ilerledi. Kaynaklarda Nurhaçi’nin ordusunun sayısı için farklı rakamlar veriliyor; bazı kaynaklar on binlerce, bazıları ise çok daha büyük rakamlar veriyor. Ming’in koridordaki diğer kaleleri, Nurhaçi’nin ordusu yaklaşırken terk edildi. Ningyuan ise, Yuan Chonghuan’ın komutasında, birkaç bin kişilik bir garnizonla direnmeye kararlıydı.

Nurhaçi’nin ordusu, Ningyuan’ı kuşattı ve surlara saldırdı. Mançu askerleri, kalkanlar ve kuşatma araçlarıyla surlara yaklaşmaya, surların dibini kazarak gedik açmaya çalıştı. Ancak Yuan Chonghuan’ın askerleri, surların üzerinden toplar, oklar ve diğer silahlarla şiddetli bir şekilde karşılık verdi. Kaynaklara göre, savunmacılar, surların dibine yaklaşan Mançu askerlerinin üzerine yanıcı maddeler ve ateş de döktü.

Savaş birkaç gün sürdü. Mançular, defalarca saldırdı, ama her seferinde ağır kayıplarla geri püskürtüldü. Sonunda, Nurhaçi kuşatmayı kaldırmak ve geri çekilmek zorunda kaldı. Bu, Nurhaçi’nin askerî kariyerindeki ilk büyük yenilgiydi. Kaynaklara göre, Nurhaçi bu yenilgiden büyük bir üzüntü duydu; yıllardır hiçbir kalenin kendisine direnemediğini, ama bu küçük kalenin direnmeyi başardığını söylediği anlatılıyor.

Nurhaçi’nin Sonu

Ningyuan Savaşı’ndan birkaç ay sonra, 1626’nın sonbaharında, Nurhaçi hayatını kaybetti. Ölümünün nedeni hakkında farklı görüşler var. Bazı kaynaklar ve popüler anlatılar, Nurhaçi’nin Ningyuan Savaşı sırasında bir top mermisiyle yaralandığını ve bu yaranın sonunda ölümüne yol açtığını ileri sürüyor. Ancak bu iddia, tarihçiler arasında tartışmalı; Mançu kaynakları böyle bir yaralanmadan söz etmiyor. Bazı araştırmacılar, Nurhaçi’nin yaşlılığı ve hastalığı nedeniyle öldüğünü, yenilginin moral bozukluğunun da bu süreci hızlandırmış olabileceğini düşünüyor.

Nurhaçi’nin ölümünden sonra, oğlu Hong Taiji tahta çıktı. Hong Taiji, 1627’de Ningyuan’ı ve yakınındaki Jinzhou’yu tekrar kuşattı, ama Yuan Chonghuan bu saldırıyı da püskürttü. Bu iki zafer, Yuan Chonghuan’ı Ming’in en ünlü komutanı yaptı.

Singçeng şehrinden bir görünüm
Singçeng şehrinden bir görünüm

Bir Kahramanın Trajedisi

Yuan Chonghuan’ın hikâyesi, ne yazık ki trajik bir sonla bitiyor. Ningyuan ve Jinzhou’daki zaferlerinden sonra, Yuan Chonghuan, kuzeydoğu cephesinin başkomutanı oldu. Ming imparatoru Chongzhen, ona büyük güven duyuyordu ve Yuan Chonghuan, beş yıl içinde Liaodong’u geri alacağına söz vermişti.

Ancak 1629’da, Hong Taiji, Yuan Chonghuan’ın savunduğu Liaoxi Koridoru’nu dolaşarak, batıdaki Moğol toprakları üzerinden Pekin’e doğru ilerledi ve başkenti tehdit etti. Yuan Chonghuan, Pekin’i savunmak için hızla geri döndü ve Mançuları başkentin önünde durdurmayı başardı. Ama bu sırada, sarayda Yuan Chonghuan’a karşı entrikalar başlamıştı. Kaynaklara göre, Hong Taiji, Yuan Chonghuan’ın Mançularla gizlice anlaştığına dair yanlış bir haberin Ming sarayına ulaşmasını sağladı.

İmparator Chongzhen, bu habere inandı. Yuan Chonghuan tutuklandı ve 1630’da, vatana ihanetle suçlanarak son derece acımasız bir şekilde idam edildi. Kaynaklarda, Pekin halkının da bu habere inandığı ve Yuan Chonghuan’a büyük bir öfke duyduğu anlatılıyor. Ming hanedanı, en yetenekli komutanını kendi elleriyle yok etmişti. On dört yıl sonra, 1644’te, Şanhayguan yazımızda anlattığımız gibi, Ming hanedanı çöktü.

Yuan Chonghuan’ın masumiyeti, Çing döneminde ortaya çıktı. Çing tarihçileri, Hong Taiji’nin hilesini kayıtlara geçirdi ve Yuan Chonghuan’ın ihanetle hiçbir ilgisi olmadığını kabul etti. Bugün Yuan Chonghuan, Çin’de sadakatin ve haksızlığa uğramış kahramanlığın sembolü olarak anılıyor. Pekin’de, onun mezarı ve anısına bir tapınak bulunuyor. Kaynaklara göre, bir hizmetkârı gizlice onun cesedinin bir kısmını alıp gömmüş ve bu hizmetkârın torunları yüzyıllar boyunca mezarın bekçiliğini yapmış.

Kalenin Planı

Singçeng’in surları, neredeyse mükemmel bir kare planına sahip. Kaynaklarda surların çevresinin yaklaşık 3,3 kilometre, yüksekliğinin ise 8-9 metre civarında olduğu belirtiliyor. Surlar, dış yüzleri tuğla ve taşla kaplanmış, iç kısmı ise sıkıştırılmış topraktan yapılmış.

Surların dört yönünde birer kapı bulunuyor ve her kapının önünde, serimizde sık sık bahsettiğimiz türden kapı avluları var. Surların dört köşesinde ise, köşe kuleleri yükseliyor. Kaleyi çevreleyen bir hendek de vardı; bu hendeğin izleri bugün kısmen görülebiliyor.

Singçeng’in planı, geleneksel Çin şehir planlamasının güzel bir örneği. Dört kapıdan gelen dört ana cadde, şehrin tam ortasında kesişiyor ve bu kesişme noktasında Davul Kulesi yükseliyor. Bu düzen, şehri dört eşit bölgeye ayırıyor. Pingyao’nun daha karmaşık “kaplumbağa” planına ve Nankin’in araziye uyan düzensiz planına kıyasla, Singçeng’in planı son derece sade ve düzenli.

Singçeng’in surları, küçük boyutlarına rağmen son derece etkileyici. Surların üzerinde yürümek, birkaç saat içinde kalenin bütün çevresini dolaşmanıza imkân veriyor. Surların üzerinden, bir yanda eski şehrin geleneksel çatılarını, öbür yanda uzakta Bohay Denizi’ni görebiliyorsunuz.

Singçeng'den bir görünüm
Singçeng’den bir görünüm

Mançu Yazısının Uygur Kökeni

Nurhaçi’nin Mançuları, Tunguz dil ailesine ait bir dil konuşan bir halktı; yani Türk değillerdi. Ama Mançuların tarihinde, Türk dünyasıyla ilginç bir bağ da bulunuyor: yazıları. Cüyongguan yazımızda, Moğolların Uygur alfabesini benimsediğini ve bu alfabenin Moğol alfabesine dönüştüğünü anlatmıştık. İşte Nurhaçi de, 1599’da, kendi halkı için bir yazı geliştirilmesini emrettiğinde, bu Moğol alfabesini temel aldı.

Böylece Mançu alfabesi, Moğol alfabesinden, Moğol alfabesi ise Uygur alfabesinden türemiş oldu. Uygur alfabesi de, Orta Asya’nın eski Soğd alfabesinden geliyordu. Yani Nurhaçi’nin askerlerinin sancaklarında ve resmî belgelerinde kullanılan yazı, binlerce kilometre batıdaki Turfan ve Koçu’nun Uygur kâtiplerinin kullandığı yazının bir torunuydu. Çing hanedanı döneminde, Mançu yazısı, Çin imparatorluğunun resmî yazılarından biri oldu; Pekin’deki Yasak Şehir’in kapılarındaki tabelalarda, Çince ile birlikte Mançu yazısını da görebilirsiniz.

Bu bağ, serimizin farklı duraklarını birbirine bağlayan ilginç bir ip. Koçu’nun Uygur kâtipleri, Cüyongguan’ın Bulut Platformu ve Singçeng’in önünde savaşan Mançuların sancakları, aynı yazı geleneğinin farklı halkaları.

Davul Kulesi ve Eski Şehir

Singçeng eski şehrinin tam ortasında, dört ana caddenin kesiştiği noktada, Davul Kulesi yükseliyor. Bu kule, taş bir kaidenin üzerine inşa edilmiş, ahşap çatılı bir yapı. Kaidenin altından, dört yöne açılan kemerli geçitler bulunuyor. Eskiden bu kulede, zaman bildirmek ve tehlike anında halkı uyarmak için davullar çalınıyordu.

Davul Kulesi’nin tepesinden, eski şehrin dört ana caddesini ve dört kapısını aynı anda görebiliyorsunuz. Bu manzara, Singçeng’in düzenli planını anlamak için en iyi yer. Kulenin çevresindeki caddeler, geleneksel tarzda dükkânlar, lokantalar ve hediyelik eşya satıcılarıyla dolu.

Eski şehrin içinde, Davul Kulesi’nin yanı sıra, başka tarihî yapılar da bulunuyor. Bunların en önemlileri, Konfüçyüs Tapınağı ve eski bir sınav salonu. Singçeng’deki Konfüçyüs Tapınağı, kaynaklara göre Kuzeydoğu Çin’deki en eski Konfüçyüs tapınaklarından biri. Ayrıca, Yuan Chonghuan’ın anısına düzenlenmiş bir sergi alanı da bulunuyor; burada Ningyuan Savaşı’nı ve Yuan Chonghuan’ın hayatını anlatan sergiler yer alıyor.

Zu Ailesinin Taş Takları

Singçeng’in güney kapısının yakınında, ana caddenin üzerinde, iki görkemli taş takı kapı bulunuyor. Bu taş takların, Ming döneminde Zu ailesinden iki komutanın, Zu Dashou ve Zu Dale’nin onuruna, 17. yüzyılın başında inşa edildiği belirtiliyor. Taş takların üzerinde, son derece ince işçilikli kabartmalar, savaş sahneleri, hayvan figürleri ve yazıtlar bulunuyor.

Zu ailesinin hikâyesi de, Ningyuan’ın tarihinin ilginç bir parçası. Zu Dashou, Yuan Chonghuan’ın komutası altında savaşmış ve Ningyuan ile Jinzhou savunmalarında önemli roller üstlenmiş bir komutan. Ancak Yuan Chonghuan’ın idamından sonra, Zu Dashou’nun hikâyesi de karmaşık bir hâl aldı. Kaynaklara göre, Jinzhou’nun uzun bir kuşatmadan sonra düşmesiyle Zu Dashou, sonunda Mançulara teslim oldu ve Çing hanedanına hizmet etti.

Ming hanedanına sadakati onurlandırmak için inşa edilen bu taş takların, aynı kişinin daha sonra Mançulara teslim olmasıyla birlikte, ironik bir anlam kazandığı sık sık dile getiriliyor. Bu taş taklar, tarihin karmaşıklığını ve insan kararlarının ne kadar zor olabileceğini hatırlatan sessiz anıtlar.

Juehua Adası ve Sahil

Singçeng’in birkaç kilometre güneyinde, Bohay Denizi’nin kıyısında, uzun ve güzel bir kumsal bulunuyor. Bu kumsal, yaz aylarında tatilcilerin uğrak yeri. Kıyının açığında ise, Juehua Adası adlı küçük bir ada var. Kaynaklara göre, Ming döneminde bu ada, Ningyuan garnizonunun erzak deposu olarak kullanılıyordu. Mançular, 1626’daki saldırıları sırasında, buz tutmuş denizin üzerinden geçerek bu adaya da saldırmış ve buradaki erzakları yakmıştı.

Bugün Juehua Adası, teknelerle ulaşılabilen, sakin bir turistik ada. Adada, eski tapınaklar, kumsallar ve yürüyüş yolları bulunuyor. Singçeng’i ziyaret ederken, bir günü sahile ve adaya ayırmak, tarihî geziye güzel bir deniz molası katacak.

Singçeng ayrıca, kaplıcalarıyla da ünlü. Şehrin yakınındaki sıcak su kaynakları, yüzyıllardır şifa arayanların uğrak yeri. Kaynaklara göre, bu kaplıcalar Çing döneminde bile biliniyordu. Bugün de bölgede, kaplıca otelleri ve tesisleri bulunuyor.

Singçeng şehrinden bir görünüm
Singçeng şehrinden bir görünüm

Surların Üzerinde Bir Kış Günü

1626’nın o soğuk kış gününde, Ningyuan’ın surlarında nöbet tutan bir askerin ne hissettiğini hayal edelim. Kuzeydoğunun dondurucu rüzgârı, surların üzerinde acımasızca esiyor. Ufukta, Mançu ordusunun sancakları görünüyor; sekiz farklı renkte, sekiz büyük birlik. Atların kişnemeleri, davulların sesi ve binlerce askerin çıkardığı uğultu, kaleye doğru yaklaşıyor.

Asker, yanındaki arkadaşlarına bakıyor. Hepsi biliyor ki, Liaoxi Koridoru’ndaki diğer kaleler terk edildi; geride sadece onlar kaldı. Komutanları Yuan Chonghuan, kaleyi terk etmeyi reddetmiş ve onlara son nefeslerine kadar savaşacaklarını söylemişti. Surların üzerinde, yeni getirilen büyük toplar duruyor; topçular, bu silahların ne kadar etkili olacağını henüz bilmiyor.

Ve sonra saldırı başlıyor. Mançu askerleri, kalkanlarının arkasında surlara doğru koşuyor. Topçular, ilk atışlarını yapıyor; gürültü, kalenin her köşesinde yankılanıyor. Saatler, günler geçiyor. Ve sonunda, Mançu ordusu geri çekilmeye başlıyor. Surların üzerindeki asker, yorgun ama sevinçli, ufukta uzaklaşan sancakları izliyor. Bu kez, kale ayakta kalmıştı. Elbette bu sahne bir canlandırma; ama kaynakların anlattığı olayların ruhunu yansıtmaya çalışıyor.

Liaoxi Koridoru’nun Diğer Kaleleri

Ningyuan, Liaoxi Koridoru boyunca uzanan bir kale zincirinin parçasıydı. Bu zincirin en kuzeydoğu ucunda Jinzhou, en güneybatı ucunda ise Şanhayguan bulunuyordu. Aralarında, Songshan, Xingshan, Tashan gibi daha küçük kaleler ve karakollar vardı. Bu kaleler, birbirini destekleyecek şekilde konumlandırılmıştı; biri saldırıya uğradığında, diğerleri yardım gönderebiliyordu.

1640’ların başında, bu kalelerin çoğu, Çing ordularının uzun kuşatmalarına sahne oldu. Özellikle Songshan ve Jinzhou kuşatmaları, son derece kanlı geçti. Bu kuşatmaların sonunda, Ming’in kuzeydoğudaki savunma hattı büyük ölçüde çöktü. Bugün bu kalelerin çoğundan geriye çok az iz kalmış; ama Singçeng, bu zincirin en iyi korunmuş halkası olarak ayakta duruyor.

Çocuklarla Singçeng

Singçeng, çocuklu aileler için de güzel bir gezi noktası. Küçük ve kolay gezilebilir eski şehir, surların üzerinde yürümek, Davul Kulesi’ne tırmanmak ve sahilde vakit geçirmek, çocukların seveceği deneyimler. Nurhaçi ve Yuan Chonghuan’ın hikâyesini çocuklara bir kahramanlık masalı gibi anlatırsanız, onlar da surların üzerinde bu hikâyenin izini sürmekten keyif alacaklar. Juehua Adası’na yapılacak bir tekne gezisi de, çocuklar için unutulmaz bir macera olabilir.

Singçeng’de Bir Gün

Singçeng küçük bir kale şehri; bu yüzden bir günde rahatça gezilebiliyor. Güne, surların üzerinde bir yürüyüşle başlayabilirsiniz. Surların bütün çevresini yürümek, bir-iki saat sürüyor. Kapı kulelerinden ve köşe kulelerinden, eski şehrin ve çevrenin manzarasını izleyin. Ardından, Davul Kulesi’ne çıkarak şehrin dört caddesini ve dört kapısını aynı anda görebilirsiniz.

Öğle yemeğinden sonra, Zu ailesinin taş taklarını, Konfüçyüs Tapınağı’nı ve Yuan Chonghuan sergisini ziyaret edebilirsiniz. Öğleden sonra ise, sahile inerek kumsalda yürüyebilir ya da Juehua Adası’na bir tekne gezisi yapabilirsiniz. Akşam, eski şehrin ışıklandırılmış sokaklarında yürüyerek, yerel lokantalarda deniz ürünlerinden oluşan bir akşam yemeği yiyebilirsiniz.

Eğer zamanınız varsa, Singçeng’i Şanhayguan ve Laolongtou ziyaretiyle birleştirebilirsiniz. Singçeng’den Şanhayguan’a trenle kısa sürede ulaşabilirsiniz. Bu rota, Ming hanedanının kuzeydoğu savunma hattının iki önemli kalesini bir arada görmenizi sağlayacak.

Video

Singçeng’in eski şehrini gitmeden önce biraz görmek isterseniz, aşağıdaki video kalenin surlarını ve sokaklarını gösteriyor.

Singçeng Sofrası

Singçeng, Bohay Denizi’nin kıyısında olduğu için, deniz ürünleriyle ünlü. Şehrin lokantalarında, taze balık, karides, yengeç, deniz tarağı ve midye gibi deniz ürünlerinden yapılan yemekler bulabilirsiniz. Kuzeydoğu Çin mutfağının diğer lezzetleri de, Singçeng sofralarında yer alıyor: büyük porsiyonlu güveçler, ekşi lahana ile pişirilen etler, el yapımı mantılar ve buğday unundan yapılan çeşitli hamur işleri. Kuzeydoğu Çin’in soğuk kışlarına uygun, doyurucu ve sıcak bir mutfak.

Ulaşım ve Pratik Bilgiler

Singçeng’e ulaşmanın en kolay yolu, tren. Singçeng, Pekin ile Shenyang arasındaki demiryolu hattının üzerinde bulunuyor; Pekin’den hızlı trenle birkaç saatte ulaşabilirsiniz. Ayrıca, Şanhayguan ve Çinhuangdao’dan da trenle kısa sürede gidilebiliyor. En yakın havalimanları, Çinhuangdao ve Jinzhou’da.

Singçeng’in eski şehri, tren istasyonundan taksiyle kısa bir mesafede. Eski şehrin içinde ve surların üzerinde yürüyerek dolaşabilirsiniz. Sahile ve Juehua Adası’na gitmek için ise taksi ya da yerel otobüs kullanabilirsiniz. Giriş ücretleri ve açılış saatleri değişebildiği için, güncel bilgileri önceden kontrol etmenizi öneririz.

Hangi Mevsimde Gitmeli?

Singçeng, deniz kıyısında olduğu için yazları görece serin, kışları ise soğuk ve rüzgârlı. En güzel ziyaret dönemi, haziran ile eylül arası. Yaz aylarında, hem eski şehri gezebilir hem de sahilde denizin tadını çıkarabilirsiniz. Ancak temmuz ve ağustos aylarında, sahil tatilcilerle kalabalık olabiliyor. İlkbahar ve sonbahar da güzel; hava ılıman ve kalabalık daha az.

Ziyaret İpuçları

  • Tarihi okuyun: Nurhaçi, Yuan Chonghuan ve Ningyuan Savaşı hakkında biraz okumak, Singçeng gezinizi çok daha anlamlı kılacak.
  • Surların üzerinde yürüyün: Singçeng’in surları küçük ama etkileyici; bütün çevresini yürümek mümkün.
  • Davul Kulesi’ne çıkın: Şehrin düzenli planını görmek için en iyi yer.
  • Sahili ve adayı unutmayın: Tarihî geziye bir deniz molası katmak için harika bir fırsat.
  • Şanhayguan ile birleştirin: İki kale, aynı savunma hattının parçaları ve birbirine yakın.
  • Deniz ürünlerini deneyin: Singçeng’in lokantalarında Bohay Denizi’nin taze deniz ürünlerini tadabilirsiniz.
Singçeng şehrinden bir görünüm
Singçeng şehrinden bir görünüm

Cizvitler ve Çin’de Avrupa Bilimi

Ningyuan’ın toplarının hikâyesi, 17. yüzyılda Çin’de faaliyet gösteren Cizvit misyonerlerin hikâyesiyle de bağlantılı. Cizvitler, Katolik kilisesinin bir tarikatıydı ve 16. yüzyılın sonlarından itibaren Çin’de misyonerlik faaliyetleri yürütüyordu. Bu misyonerlerin en ünlüsü, İtalyan Matteo Ricci’ydi. Ricci, Çince öğrenmiş, Çin kültürünü derinlemesine incelemiş ve Ming sarayında saygın bir yer edinmişti.

Cizvitler, Çin’de dinlerini yaymak için Avrupa’nın bilimsel bilgilerini bir araç olarak kullandı. Astronomi, matematik, coğrafya ve harita yapımı gibi alanlarda Çinli bilginlerle işbirliği yaptılar. Ming sarayının takvim hesaplamalarında, Cizvit astronomlarının bilgisinden yararlanıldı. Ricci’nin hazırladığı dünya haritası, Çinlilere dünyanın geri kalanı hakkında yeni bir bakış açısı sundu.

Mançu tehdidinin artmasıyla birlikte, Ming yönetimi Cizvitlerin askerî bilgilerinden de yararlanmak istedi. Bazı Cizvitler, top dökümü konusunda danışmanlık yaptı. Ming döneminin önemli devlet adamlarından Xu Guangqi, Hristiyanlığı kabul etmiş ve Cizvitlerle yakın işbirliği yapmış bir bilgindi; Avrupa topları ve Avrupa askerî teknolojisinin Ming ordusuna kazandırılmasında önemli bir rol oynadığı belirtiliyor. Ningyuan’ın topları, bu işbirliğinin somut bir sonucuydu.

İlginç bir şekilde, Ming hanedanı çöktükten sonra, Cizvitler bu kez Mançuların kurduğu Çing hanedanına hizmet etti. Alman Cizvit Johann Adam Schall von Bell ve Belçikalı Ferdinand Verbiest gibi misyonerler, Çing sarayında astronom ve top dökümcüsü olarak görev yaptı. Yani Avrupa’nın bilgisi, Ming’e karşı savaşan Mançuların da hizmetine girdi.

Ningyuan’dan Pekin’e: Çing Hanedanı’nın Kuruluşu

Ningyuan’daki yenilgilere rağmen, Mançuların yükselişi durmadı. Hong Taiji, Ningyuan’ı ve Liaoxi Koridoru’nu doğrudan aşamayacağını anlayınca, farklı stratejiler geliştirdi. Batıdaki Moğol boylarını kendi tarafına çekti, Kore’yi kendisine bağladı ve Ming’e karşı Moğol toprakları üzerinden akınlar düzenledi. 1636’da devletinin adını Çing olarak değiştirdi ve kendini imparator ilan etti.

1640’ların başında, Çing orduları, Liaoxi Koridoru’ndaki Ming kalelerini birer birer ele geçirmeye başladı. Jinzhou, uzun bir kuşatmanın ardından 1642’de düştü. Ancak Ningyuan ve Şanhayguan, hâlâ Ming’in elindeydi. Şanhayguan yazımızda anlattığımız gibi, 1644’te Pekin’in Li Zicheng’in eline geçmesiyle birlikte, Şanhayguan’daki Ming komutanı Wu Sangui, kapıları Mançulara açtı. Ningyuan da kısa süre sonra Çing’in kontrolüne geçti.

Bu açıdan bakıldığında, Ningyuan’ın 1626’daki zaferi, Çing’in Çin’e hâkim olmasını yaklaşık yirmi yıl geciktirdi. Eğer Ningyuan o gün düşseydi, belki de Çin tarihi çok farklı bir seyir izleyecekti. Bu, küçük bir kalenin, büyük bir tarihi nasıl değiştirebileceğinin güzel bir örneği.

Fotoğraf İçin Öneriler

Singçeng’de en güzel fotoğraflar, genellikle surların köşe kulelerinden ve Davul Kulesi’nin tepesinden çekiliyor. Davul Kulesi’nden, dört ana caddenin şehrin dört kapısına doğru uzandığı simetrik manzarayı yakalamak mümkün. Sabahın erken saatlerinde, eski şehrin sokakları henüz sakinken, geleneksel çatıların ve dükkânların fotoğraflarını çekmek için güzel bir zaman. Akşamları ise, kapı kuleleri ve surlar ışıklandırıldığında, surların dışından çekilen fotoğraflar çok etkileyici olabiliyor. Sahilde ise, gün doğumunda Bohay Denizi üzerinde yükselen güneşi ve uzaktaki Juehua Adası’nın silüetini fotoğraflamayı unutmayın.

Singçeng, Çin’in en ünlü turistik yerleri kadar kalabalık olmadığı için, sakin ve huzurlu bir gezi imkânı sunuyor. Bu sakinlik, kalenin tarihini düşünmek ve atmosferini hissetmek için ideal bir ortam yaratıyor. Belki de Singçeng’in en büyük güzelliği, burada tarihle baş başa kalabilmek.

Singçeng’den ayrılırken, surların doğu kapısından son bir kez kuzeydoğuya, Mançurya’ya doğru bakın. Dört yüz yıl önce, bu yönden gelen sancaklar, Çin’in kaderini değiştirmek üzereydi. Ve bu küçük kale, o kaderi yirmi yıl boyunca durdurmayı başardı. Bazen tarihin en büyük kahramanlıkları, en küçük kalelerde yazılıyor. Singçeng, tam olarak böyle bir kale. Onu ziyaret ettiğinizde, Yuan Chonghuan’ın cesaretini ve onun trajik sonunu hatırlayın; ve belki de, tarihin bazen kahramanlarına karşı ne kadar acımasız olabileceğini düşünün.

Singçeng gezinizi tamamladıktan sonra, Şanhayguan’a doğru yola çıkarak, Mançuların Çin’e giriş yolculuğunun son durağını da görebilirsiniz. Böylece, 1626’da durdurulan ve 1644’te tamamlanan bu büyük yolculuğun iki önemli noktasını bir arada görmüş olursunuz. Bu iki kale arasındaki mesafe kısa; ama aralarında yirmi yıllık bir tarih ve bir hanedanın sonu yatıyor.

Bu kısa yolculuk, belki de serimizin en anlamlı rotalarından biri olacak; çünkü burada, tarihin nasıl bir anda değişebileceğini kendi gözlerinizle görmüş olacaksınız.

Şimdiden hepinize keyifli ve bol hikâyeli bir yolculuk dileriz.

Sık Sorulan Sorular

Singçeng ile Ningyuan aynı yer mi? Evet. Ningyuan, şehrin Ming ve Çing dönemlerindeki adı; Singçeng ise 20. yüzyılda verilen bugünkü adı.

Ningyuan Savaşı ne zaman oldu? 1626’nın başında. Bu savaşta Ming komutanı Yuan Chonghuan, Mançu lideri Nurhaçi’nin ordusunu püskürttü.

Nurhaçi gerçekten bu savaşta yaralandığı için mi öldü? Bu konu tartışmalı. Bazı anlatılar böyle olduğunu ileri sürüyor, ama Mançu kaynakları bir yaralanmadan söz etmiyor. Nurhaçi’nin yaşlılık ve hastalık nedeniyle öldüğü de düşünülüyor.

Surlar ne zaman inşa edildi? Kaynaklara göre 1428’de, Ming döneminde inşa edildi ve sonraki yüzyıllarda onarıldı.

Ne kadar zaman ayırmalıyım? Eski şehir için yarım gün ile bir gün, sahil ve Juehua Adası için de bir gün ayırmanızı öneririz.

Son Söz

Singçeng, küçük boyutlarına rağmen, Çin tarihinin en dramatik sayfalarından birine sahne olmuş bir kale. Burada, daha önce hiç yenilmemiş bir fatih, hayatının ilk ve son büyük yenilgisini tattı. Burada, Avrupa’dan gelen toplar, bozkırın atlı okçularına karşı kullanıldı. Ve burada, bir kahraman komutan, kaleyi kurtardı ama kendi hayatını kurtaramadı. Singçeng’in surlarında yürürken, Yuan Chonghuan’ın kararlılığını, Nurhaçi’nin hayal kırıklığını ve Ming hanedanının son parlak zaferini hayal edebilirsiniz. Ve Davul Kulesi’nin tepesinden şehre bakarken, bu küçük kalenin büyük bir imparatorluğun kaderini nasıl yirmi yıl boyunca değiştirdiğini düşünebilirsiniz.

Singçeng şehrinden bir görünüm
Singçeng şehrinden bir görünüm

Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler

Şanhayguan: Singçeng’in güneybatısında, 1644’te kapıları Mançulara açılan “göğün altındaki birinci geçit.”

Laolongtou: Şanhayguan’ın yakınında, Çin Seddi’nin Bohay Denizi’ne uzandığı “Yaşlı Ejderha Başı.”

Pingyao ve Şian: Singçeng ile birlikte Çin’in en iyi korunmuş Ming dönemi şehir surları arasında sayılan şehirler.

Badaling: Mançuların 1629’da Pekin’e ilerlerken yaklaştığı başkentin kuzeyindeki sed bölümleri.

Singçeng şehrinden bir görünüm
Singçeng şehrinden bir görünüm

Güneye inerseniz Fucien Tulou’ları yazımız da sizi bekliyor.

Bir İyilik

Dünyayı daha iyi yapmayan insan insan değildir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir