mükemmel

Hiçbir şey

Bu oluş, düşünce ile doğan soyuttan başkası değil. “Hiçbir şey mükemmel değildir.” cümlesi ise cömert bir pes edişten ibarettir. Bu cümleyi zikredene mükemmelin ne olduğu sorusunu sormak ise onun hayal gücünü a?aşılamak gibi görülebilir. Karı?lı?ında güler yüzle “Hiçbir şeydir.” diyerek geri adım atacaktır. Çünkü dişerlerinin tersine o hiçbir şeyi görmüş yegane kişidir. O belki de geçmişte tattığı mükemmel aşk duygusunu somutla?mamış bir yalan olarak kavramak istemektedir. Ya da her şeyi kendi eksiklik filtresinden geçirmeye tutkundur, tıpkı kendinde gördüğü eksiklikler gibi. Bunun nedeni, kuşkusuz kaybettişini sandığı, artık sadece kendi soyutluşunda yaşadığını düşündüğü aşkının değerini arttırma isteği ve aynı değerli nehirde yıkanma arzusudur. Hiçbir şeye değişemeyeceği bir şey olan aşkı, aslında herhangi bir şeye değişmek istemedişi kadar değerlidir. Bu yüzden mükemmeldir ve aslında onun için de bir şeyler mükemmeldir ya da aslında mükemmel onun için en değerli olandır. En değerli olan artık onun değildir, yitirilmiş bir değerli belki de onu aynı nehirde yıkanmaya çeken yegane şeydir. Zaten kendisi dışında kalanların varlığı hep soru işaretidir. Belki de tek mükemmelin kendisi olduğunu savunma zamanı gelmiş de çatmıştır bile. Bu denli zayıf bir kontrolle elbette tanrısal bir öne çıkışı gerçekleştiremeyeceğini biliyordu ancak içinde var olduğunu sandığı ve aslında sadece hissettişi güç, onu vazgeçilmez bir sahiplenme arzusuyla buluşturmaya çalışıyordu, düşündüğü eksikliklere rağmen.

Kendisi için değersiz ya da daha az değerli olan bir şeyler var mıydı? Görsel netlişin yetersiz olduğunu düşünmüyordu elbette fakat en değerli ile az değerli arasındaki farkı nasıl ortaya koyacaktı? O acının tadını önceden de biliyordu ve acı olanı istemiyordu. Bir dünya günü daha biterken nefes alımları acıdan daha değerliydi en azından. Tatlıyı seviyordu mesela. Sonra farketti, aslında acı yoktu tatlının da olmadığı gibi, acı ile anlatmak istedişi o şeylerden vardı. Şeker tatlı değildi, Şekerin verdişi haz vardı ve tatlı yetmemeye başladı cümlelere. Hem ne kadar acıydı anlatılanı Belki de acının miktarı değil tadıydı önemli olan. Kaybettişi aşkı bir çokluklar yIşın? değil aksine bütünsel bir tat hissiydi. O tamdı ve birdi. Ne eksik olabilirdi ne de fazla. Böylece az değerli ve çok değerlinin de olamayacağını anladığını düşündü. Öyleyse değersiz olan neydiş Mükemmel bir tamlı?a sahip acı, değersiz olamazdı. Bir Şeker, iki Şeker, üç Şeker. Bunlar mIydı değersiz olanı
Her şey

Her şey mükemmeldi ve buna hiçbir şeyin anlamı da dahildi. O, her aklın aradığını birinde bulmuş, sonra üflemişti. Mükemmel olanı kaybetmek de mükemmeldi, bir mükemmeli ikinci kez bulmak gibi. Ancak ikinci kez üflemek için yorgundu ve o artık okyanusa dökülmek üzereyken yalnız kalmak istemiyordu. Mükemmel sessizlişe bir kız Doğuracak ve ancak bu şekilde dünya yıllarına verilen nefes geri alınacaktı. O birden suskun kaldı. Oysa kısa bir süre önce dile getirdişi zoraki yalanlar tam tersi bir düşünceyi sergiliyordu. Neyse ki mükemmelin bu durumun farkında olduğuna emindi.

Hiçbir bulgu kesinlik belirtmiyor, duyduğu hikayeler daha da yoruyordu tekrar tekrar düşündükçe. Sonra farketti ki, mükemmel zaten olması gerektişi gibi olacaktı. Ne fazla ne de eksik. Hiçbir güç bunu değiştirme saçmalığına kapılamazdı çünkü onun için mükemmel Doğulur ve mükemmel ölünürdü. Mükemmel üzülmek gerekiyorsa mükemmel bir tadı olacaktı. Mükemmel susacaktı o, tıpkı söz verdişi gibi.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir