Amerikalılar için “Karar Günü”
Önemli tarih, konu, kişi ve olaylar hakkında zaman zaman yazılar kaleme almaya, algılayışlarımızı yansıtmaya çalışıyoruz. Bugün; 4 Kasım 2008 Salı; işte öyle önemli bir gün.
Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlarının karar günü!
Tabiri uygunsa yakın gelecekte vatandaşların gitmek istedikleri yöne dair çoğunluk olarak bir duruş sergileyecekleri kısa bir zaman dilimi.
ABD , ticari, dini, fikri farklılıklarını özgürce yaşamak için envai çeşit millet din ve topluluklardan insanların bir araya gelerek oluşturdukları son yüzyıla damgasını vuran açık bir devlet . Kısa bir deyişle ‘mutluluğun peşinde gitme’ (pursuit of happiness) özgürlüğünün anayasaca garanti altına alınmış olduğu, yeni göçlere, katılımlara açık çekici müstesna bir coğrafya.
Hep düşünmüşümdür; Amerika her devlet gibi doğup büyüyüp gelişip ölecekse nasıl yolun sonuna gelecekler diye. Basit bir mantığım vardır: halk doğruları seçiyorsa devleti yaşayacak, yanlışlara onay veriyor ve yanlışta ısrar ediyorsa devlet tarih sahnesinden silinip gidecektir diye.
***
THE WEST AND THE REST !
Gerçek o ki ABD; içindeki insanların ortak bir mukaveleyi kabulüyle oluştu ve bu prensiplerin yaşanması ile de bu günlere gelindi. Bu mutluluk zemininde oluşan refah, ülke içindekilere ve ülke ile pozitif ilişkide bulunanlara doğru artarak genişledi. Zaman zaman dünyanın kıskançlık, takdir ve zaman zaman da hayranlıkla baktığı ABD fikir,sanat, bilgi, meta, alım-satımının mukavale içinde özgürce yapılabildiği açık bir global markete dönüştü. Bu dönüşüme karşı duran, kapalı yapılar, ülkeler bu süreç içinde globalleşmeye ne kadar direnebildiler; dünyanın değişen siyasi, ekonomik, dini coğrafyasından ne kadar uzak kalabildiler takdir siz okuyucuların.
Bu kazanımlar dönüşümlere paralel olarak arttıkça artan çeşit çeşit zenginliklerin , tatmin ettiği kesimler olduğu gibi, yetinmeyen, sınır tanımayan, azdırdığı, kişi kurum ve kuruluşlar da oldu ve bir yekün oluşturdular.
Dünyaya fayda getiren bu mukavele zaman içinde biz iyi olalımda gerisi ne olursa olsun anlayışınlarının lobi faaliyetlerine sahne oldu. ‘Wild West’; ‘The West and the Rest’; ‘Clash of Civilizations’ gibi yaklaşımlar akla bu çerçevede hemen gelen örnekler olabilir. Hatırlarsanız ABD yönetimi ABD Kyoto Protokolünde dünyadaki refah kazanımlarını kabul etmekle birlikte dünyaya karşı “İklim Değişikliği Kontrolü gibi” dünyaca kabul görmüş sorumluklarını, anlaşmayı onaylamayarak “devlet düzeyinde” almak istememişti. Bununla birlikte ABD’deki bazı bireysel ve özel kuruluşlar bu duyarlılıklara sahip olup sorumlulukların kabulüne dair söylevsel ve zayıf da olsa eylemsel çabalar göstermişlerdi.
Benzer örnekler çoğaltılabilmesi mümkun ise de, kanaatimce Irak’in İşgali dünya medyasının gözü önünde cereyan etmesi itibariyle ABD halkının tepkisini ölçmeye ve ABD’nin gelecegi öngörmeye vesile olabilecek bir örnek olabilir.
***
IRAK NEDEN İŞGAL EDİLMİŞTİ?
Hatırlarsanız ABD önderliğindeki Irak işgali kitle imha silahları, kimyasal biyolojik silahlar, el kaide bağlantısı vb iddialara dayanılarak icra edilmişti. ABD halkı ise “support our toops “ (askerlerimizi destekleyelim) şeklinde araç arkasında kullanılan çıkartmaları ile yıllardır Irak’taki bu fiili durumu desteklemekte. En azından aksi bir mesaj arabaların arkasında henüz pek görülmemekte.
Bu gün Irak’da işgale konu edilen ana iddialara ulaşılamamıştır. Aksine farklı milletlerce, Irak yönetimince, Irak halkınca, bazı ABD’ müttefiklerince komşularının büyük çoğunluğunca, ABD’nın Irak’dan ayrılması, veya ayrılmasına yönelik bir plan deklare etmesi yüksek sesle istenmiş ve istenmektedir.
Kanaatimce 2008 seçimlerinde ABD halkının Irak savaşının geleceği hakkındaki tavrı ABD halkının ve devletinin istikbalini anlamak açısından bir turnusol kağıdı hükmündedir. Ve halkın savaşa devam noktasındaki duruşu ile ABD’nin etkisi azalacak veya sona erecekse sonun başlangıcının büyük bir vesilesi olabilecektir. Çünkü dünya ve yerel kamuoyunda Irak savaşının sürdülmesinin meşruiyeti açık tartışmaların konusudur. Halkın haksız görülen bir konuda ittifak ederek devletçe yanlışta ısrar etmesi düşünülenden de öte ABD’de varolduğu varsayılan ve transfer ettiği öngörülen evrensel değerlere olan inancı tüketerek, dünyada ABD’nin meşruiyetini “ legıtımacy” derinden sorgulatacaktır.
Bu gün seçim yapılacak olan ABD’de bir parti bu savaşın bitmesi ve süresi konusunda açık bir tavır sergilememekte ve varolan durumu meşru kabul etmekte iken; diğer parti ise açıkça bu savaşın mümkün olan en kısa zamanda bitirilmesi gerektiğini ilan etmekte ve planlar taahüt etmektedir. Bir çok benzeri örneği verilebilecek argümanların varolduğu bugünkü seçimlerde özetle bir partide “Change-Degisim” ve “Hope-Umut” öne çıkarken diğerinde “Country First- Ilk once devlet” ve “Fight for America – Amerika icin savas” sloganları önce çıkmaktadır.
***
ABD’DE SONA DOGRU MU?
Gelelim Amerikan devletinin sonu nasıl olabilir sorusunun cevabını aramaya!
Amerikan devleti ve Amerikalılar bu seçimle büyük bir kavşağın başına gelmişlerdir. Biz iyi olalım da (the West) dünyaya ne olursa olsun (the Rest) olarak adlandırılabilecek bir seçim sonucu; Amerikan devletinden öte halkının da layık olacağı potansiyel bir tükeniş geleceğini göstermesi açısından kanaatimce tarihsel bir önem taşımaktadır.
Özelikle amerikan vatandaşları bu gün büyük bir yol ayrımına gelmişlerdir. Önceki seçimlerdeki gibi parti ve başkanların söylemleri ve potansiyel eylemleri birbirine yakın (aynı yönde farklı şeritlerde) değil ; aksine farklı yönlere doğru ayrılan bir siyasi eğilim göstermektedirler. Bu gün Amerikalılar, evrensel, herkese açık değerlere veya doğruluğu tartışılmakta olan halihazırdaki ABD’deki statükoyu sürdüren amerikalıları koruyucu kapalı değerlere yönelik bir taraf tercihi yapmak durumundadırlar.
ABD NEYİN KARARINI VERİYOR?
Aslında yeni şeçilecek başkan çoğunlukla ABD’devletinin yüzyıllardır sürdürdüğü politikaların benzerlerini türetecektir. Bu açıdan siyasi tercih hangisi olursa olsun ABD devletinin muhtemel sonunu değiştirmesi genel anlamda mümkün gözükmemektedir. Bu seçim kanaatimce daha çok ABD vatandaşlarının bireysel mutluluk ve huzurlarını sürdürmesi kararı açısından önem arzetmektedir.
ABD’nin yönetimi için iki ana talipli siyasi aktör vardır. Bir tarafta Irak savaşı, ekonomik krizler, uluslarası hoşgörüsüzlükler, tartışmalı güç kullanımları ile yaralı Cumhuriyetçi Parti;
Diğer tarafta aynı cinslerle evlilik, kürtaja özgürlük türü evrensel ahlak kuralların sınırlarını aşan yaklaşımlara özgürlükler vaadeden tartışmalı Demokratik Parti.
Bu günkü seçimde ABD’de kazanan parti hangisi olursa olsun, devletler için sosyolojik ve dinsel yaklaşımların çizdiği “bir devletin yok oluşu” şartlarının, ve ABD’de devam eden sürecin değişmesi pek mümkün gözükmemektedir.
Ama ABD vatandaşları için mutluk ve huzura ulaşılması, niyetlerini gösteren oyların en doğru tarafı işaret etmesi ile, pekala mümkündür.
