Çehov’un Silahı ve Kırmızı Ringa

Ünlü Rus yazar Anton Çehov’un 1889’da kayda geçen bir sözü var: “Eğer ilk yarıda duvara asılı bir tüfek görülürse, ikinci yarıda mutlaka patlayacaktır.” “Çehov’un silahı”, alakasızmış gibi görünen bir objenin, sonra kayda değer bir önem taşıması anlamına gelen senaryo terimi. Yani bu objenin illa ki bir silah olmasına gerek yok 🙂

Aslında bir filmde hiçbir şey boşuna gösterilmez demeye çalışıyoruz. Tabii gösterilen obje bir “Kırmızı ringa” değilse. Kırmızı ringa, senaryo tekniği olarak izleyiciyi yanıltma amacıyla gösterilen obje anlamına gelir.

“Çehov’un cephaneliği” ise daha sonra türetilmiş bir terim. Eğer yazar, bol miktarda Çehov’un silahı kullandıysa (ki deneyimli yazarlar kullanır), buna da cephanelik deniyor.

Örneklerle açıklayalım…

“Transformers”ta Sam’in eski bir gözlüğü eBay’de satmaya çalıştığını görürüz. Gözlük, daha sonra filmin en önemli objesi olacaktır. “Avatar”daki dev ejderha, başta sadece bir halk öyküsüdür, oysa filmin finalini bağlayacaktır. “Terminator 2”de John Connor bilgisayarı ile ATM makinelerini soyabilmesi, daha sonra başka işlere yarayacaktır. “Hangover”daki ayılma sahnesindeki her obje Çehov’un silahına bir örnektir. “Slumdog Millionaire”, tamamen flashback’lerden oluştuğu için bir Çehov cephaneliği olarak düşünülebilir. “Shaun of the Dead”de geyiği yapılan duvara asılı tüfek, Çehov’un silahına alenen bir göndermedir.

“Se7en”da Dedektif Summerset’in çakısını ne kadar iyi kullandığını, çok da iyi fırlattığını görürüz. Hatta Dedektif Mills, yanında her zaman çakı taşıdığını da söyler. Ancak o çakı, finaldeki kutuyu açmaktan başka hiçbir işe yaramaz. İşte bu da bir Kırmızı ringadır.

“The Machinist”te Trevor’un buzdolabından kan sızdığını gördüğümüzde, aklımıza orada bir ceset olduğu gelir. Oysa sadece elektrikler kesilmiş ve dolaptaki balık kokuşmuştur.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir