EMPATI (: M-PAT-i ):?

Empati kelimesinin kökleri eski Yunan’a dayansa da günümüz toplumlarında entellektüel bir anlamda kullanılmaktadır. Lipps, empatiyi diğer insanların duygu ve düşüncelerini bilişsel yönden anlamamız olarak yorumlar. Mill ise empatiyi başkalarının zihinlerindeki düşünceleri derinlemesine özümsemek olarak benimser. Empati, basitçe tanımlanmak istenirse, kendimizi başkasının yerine koymak demektir (Feigenson,1997).

Mesela karşımızdaki bireyin sağlık sorunu varsa, karşımızdaki insanın sağlık sorunlarını özümsememizi gerektirir. Eğer karşımızdaki insanın davranışlarında düşünce, duygu, ya da inanç bakımından bir takım farklılıklar varsa, empatinin odağı, karşımızdaki şahsın duygu, düşünce ya da inançlarını anlayabilme olmalıdır. Empati başkalarının duygularının farkında olmak, kabul etmek ve karşılık vermek gibi çeşitli yöntemlerle yapılır. Empati başkalarının yaşadığı duyguları veya düşünceleri aynıyla yaşamak değil; karşımızdaki şahsın yaşadıklarını kendi dünyamızda içselleştirmektir (Feigenson,1997). Örneğin, ya aynı şey benim de başıma gelse, ya aynı ekonomik zorlukları ben de yaşasam, ben de aynı davranışları sergilermiydim gibi sorular sormak içselleştirmeyi önemli ölçüde kolaylaştırır.

Empatinin kişinin kendisine güveninin gelişmesinde de faydası vardır. Toplum içerisindeki fertlerin kendine güvenleri, başta empati olmak üzere, ilgi ve pozitif bakış ve düşüncenin bir arada yoğrulmasıyla gelişir. Çoğu zaman kişilerde empati yeteneğinin eksikliği, kişilerin kendine duydukları güvendeki eksikliklerden kaynaklanmaktadır (Irvin, Mitnick & Niemi, 2004). Kişiler zaman zaman kendilerinde hissetikleri eksikleri, başkalarını küçümseyerek, dalga geçerek, ya da toplum içerisinde küçük düşürmeye çalışarak gidermeye çalışırlar. Çoğu zaman başkalarını küçümseyerek verilen mesajlar, aslında kendi iç komplekslerimizin başkalarını da zor duruma düşürerek tatmin edilmesi yada rahatlatılması çabasıdır. Bu tür davranışların kendine güven yoksunluğu yaşayan insanlar da çokça görülmesi şaşırtıcı değildir.

Çoğu zaman başkaları hakkında yorum yapmak ya da varsayımda bulunmak kolaydır. Zira eleştirdiğimiz kişinin duygu, düşünce ya da tecrübeleri hakkında bilgimiz sandığımızin aksine çok azdır. Aslında, başkası hakkında yaptığımız yorum, aktardığımız duygu ya da düşünceler kendi duygu, düşünce ve tecrübelerimizin iz düşümünden ibarettir (Irvin, Mitnick & Niemi, 2004). Dolaysıyla bizler empati yapmak istiyorsak hangi düşünce ve davranışların kendimize ait, hangilerininse başkalarına ait olduğunu kavramaya çalışmalı ve düşünce eksenimizde karışıklığa meydan vermemeliyiz. Bir çok insanın kendisi gibi davranmıyor diye başkalarını eleştiren bir tavır alması, esasen kendisini ve çevresini tanımamasından kaynaklanır. Daha da ötesi, bazen şahısların kendisiyle aynı tavırları sergileyen başkalarına ait tavırları eleştirirken, aslında kendisinin de eleştirdiği davranışlardan hiç de geri durmadığını zaman zaman görürüz ki bu da bir kara mizah örneğidir.

Empatinin en temel noktalarının bir tanesi başkalarını suçlamayı bırakmaktır. Örneğin çocuklar büyüklerinin kendi davranışları hakkında bir yorum yapmalarına çok önem verirler. Mesela çocuğumuza daha çok çalış demek, çocuğu yargıladığımız ve de suçladığımız anlamına gelme ihtimaline sahiptir. Bunun yerine, “bu konuda uyguladığın stratejiler çok mükemmel bir karşılık vermiyor olabilir” demek daha yapıcı olabilir. Bu sayade çocukla ebeveyn arasında bir beyin fırtınası uygulanabilir ve sorunun temellerine inmemize fırsat verebilir (Irvin, Mitnick & Niemi, 2004). Ya da bir kimsenin doğum günümüze hatırlamadığından şikayet ediyorsak, geçmişte o kimsenin doğum gününü hatırlayıp hatırlamadığımızı ya da başka bir konuda onu unutmadığımızı kendimizce teyid etmeliyiz.

Empatiyi uygularken etkili olabilmek için dünya’ya başkalarının gözleriyle bakabilmeyi öğrenmemiz gerekir. Çoğu zaman empati yaptığımızı düşünürüz. Peki ya gerçekten öyle mi? Dostlarımızla, çocuklarımızla, ya da mesai arkadaşlarımızla onca vakit geçirdiğimiz halde, kaç defa onlardan kendimizi tasvir etmemizi talep etmişizdir? Empatik ilişkiler kurmakta, başkalarının bizleri nasıl algıladıklarını ve tasvir ettiklerini bilmek önemli bir etkendir. Bu sayede kendi davranışlarımızı yeniden düzenleyebilir ve tutarlı davranış sergileyebiliriz (Irvin, Mitnick & Niemi, 2004). Kendi yaptıklarımızın daima doğru olduğuna kendimizi inandırmışsak, daha yolun başında empatik iletişim şansını kaybetmiş sayılırız. Daha çok kendimiz hakkında konuşmayı seviyor, başkalarının dinlemesinden hoşlanıyorsak iletişimde ciddi zafiyetlerimiz var demektir. Hep karşımızdaki bize iltifat etsin, biz de tevazu gösterelim diyorsak, empati açısından daha çok yol almamız gerekmektedir. Başkalarının acıları biz de herhangi bir duygusal kıpırdanma oluşturmuyorsa empatiden daha fazla şeylere ihtiyacımız var demektir…

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir