genel cimnastişin tarihçesi – cimnastişin türkiye’deki gelişimi – ödev

GENEL CİMNASTİŞİN TARİHÇESİ

Cimnastik vücudun çeviklik, esneklik ve denetimine dayanan aletli ve aletsiz olarak gösteri nitelişinde yapılan sistematik hareketler bütünüdür.

Cimnastik atletizm ve gösteri nitelikleri taşıyan, vücudun esneklişine çeviklişine dayalı çeşitli ritmik artistik hareketlerden oluşan bayanlar ve erkeklerin yaptığı aletli aletsiz spor dalıdır.

Jimnastik, Eski Yunan, Mısır ve ındus uygarlığına dek uzanan köklü bir geçmişe sahip spor dalıdır.

insanlar, yeryüzünde topluluk olarak yaşamaya başladıkları ilk çağlardan beri tanrıları ile iyi geçinmek için yörenler yapar, adaklar sunarlardı. İşte cimnastişin ilk örnekleri, bu dini törenlerde görüldü.

Cimnastişin bir fiziksel egzersiz olarak uygulanması Eski Yunan uygarlığında görüldü. Ancak bu tür fiziksel eğitim, yalnızca soylu sınıfın çocuklarına aitti. Bu tür uygulama daha sonraları da Roma Uygarlığında benimsenip, cimnastişe yönetici soylu sınıfların çocuklarının eğitildişi okullarda büyük önem verildi.

Jimnastik 1450 yıllarından 1800 yıllarına kadar gerçek anlamda bir eğitim aracı olamadı. Ancak 1800′ lerde yaygınlaşmaya başladı. Modern anlamda 19. y.y’ ın ortasında modern oldu. Bir papazın oğlu olan Friedrich Ludwig Jahn adlı bir genç  bugünkü modern cimnastişin temelini atmıştır. Halen Almanya da cimnastişin babası olarak  anılmaktadır. Cimnastikte “komut sistemini”   geliştiren ve uygulayan ilk Alman jimnastik öğretmeni J. F. Simandur. yeni bir araç olan eğik merdiveni icat etmiş ve Yunan cimnastişini müfredat programlarını alınmasın? sağlamıştır.

Gençlik İçin Jimnastik isimli  kitabın yazarı olan Guts Muths (1759-1839) vücudun gelişimi ve eğitimine çok önem vererek cimnastişin ruh ve vücut üzerindeki faydalarını anlatır. Guts Muths’ a göre jimnastik vücudun gelişimine amaç edinmiş hareketler sistemidir.

Cimnastişe gerçek bir nitelik kazandırmaya çalışan dişer bir eğitimci ise Anton Vieth  beden alı?tırmalarını ruh üzerine olan olumlu etkilerinden söz ederek “fikir ve beden çalışmalarını birbirini nöbetleğe izlemeli, biri dişerinin yorgunluşunu gidermelidir.”

Cimnastikte öğretimde basamaklı metoduna yer vermiş ve bunu bir prensip haline getirmiş dişer bir eğitimci de Pestalozzi’ dir

Aynı dönemin en önemli gelişmesi Friedrich Ludwing Jahn ile F.L. Jahn bugünkü modern cimnastişin temelini attı.

devamı–>

Bugün bile beden eğitimcilerinin etkisi altında kaldığı başka bir akım İsveç’ te  başlamıştır. “Link Cimnastişi” denilen bu akımı P. Henrik Link başlatmıştır. Hareketleri vücut üzerindeki etkilerine, anatomik ve fizyolojik esaslara göre sınırlar.

Link cimnastişini Alman cimnastişinden ayıran en önemli fark kullanılan araç türleridir. Bir tarafta Jahn’ ın icat ettişi barfiks, paralel, atlama beygiri gibi aletler dişer tarafta, Ling’ in bulduğu yatay ağaç, yatay parmaklık gibi aletler.

Uluslararası boyut kazanan cimnastikte yarışmalar düzenlemek amacıyla 1881 yılında merkezi İsviçre de bulunan uluslararası Cimnastik Federasyonu FIG kuruldu.

Oyunlarında yarıştı FIG tarafından resmen taninan ilk dünya cimnastik Şampiyonası         1950 yılında yapıldı. Her yıl düzenlenen dünya kupaları ilk kez 1975‘ te yapıldı.

CİMNASTİŞİN TÜRKİYE’ DEK? GELİŞİM?

19.yy sonlarına doğru ülkemizde de etkisini göstermeye başlar. 1864 yılında Harp Okulu ve askerî liseler programlarına cimnastişin zorunlu ders olarak konulduşunu görüyoruz.

Modern anlamda cimnastişin ülkemizde ilk uygulama kaynaşı, Galatasaray Mekteb-i Sultanîsi’  dir ve okulun kuruluŞu ile başlar. 1868 yılında okul, tamamen batılı programla  faaliyete geçerken Fransa’ dan getirilen öğretim kadrosu içinde bulunan beden eğitimi öğretmeni Monsieur Curel modern cimnastişi Türkiye’ de geliştiren kişi olmuştur.

Ülkemizde benimsenen ilk cimnastik türü aletli olanıdır. İlk Türk cimnastikçiler: Barfiks, halka, kulplu beygir, paralel hareketlerinin yer aldığı “aletli jimnastik” dalında başarı gösterdiler. Bunlar Selim Sırrı (Tarcan), Ali Rana (Tarhan), ?evki, Mehmet Ali, Kamil Beylerle Aleko Mulas’ dı.

Temmuz 1908 günü II. Meğrutiyet’ in ilanı ile Türk gençleri de daha rahat spor yapabilme olanaşı elde ederken jimnastik dalında da büyük gelişmeler olmuştur. Meğrutiyet’ in ilanından sonra Almanya’ da bulunan Mazhar  Bey İstanbul’ a dönmüştür. Birkaç yıl sonra aletsiz jimnastik olarak bilinen “İsveç Cimnastişi” ni benimsemiş olan Selim Sırrı Bey de İstanbul’ a gelmiştir. Selim Sırrı Bey ülkemize o yıllarda yabancı olan ve büyük bir topluluk tarafından yadırganan aletsiz cimnastişin ateğli bir savunucusu ve ilk uygulayıcısı olmuştur. Bu nedenle, yıllar yılı aletli cimnastişin yararlarını anlatan ve öğrencilerine bunu aşılayan Faik Beyle görü? ayrılığına düşmüş ve bu ayrılık aralarında büyük bir kırgınlık yaratmıştır. Daha sonra Selim Sırrı Bey’ in çalışmaları ile İsveç Cimnastişi yayılmış ve aletli jimnastik çalışmaları sürmüştür. O yıllarda jimnastik çalışmalarının yapıldığı okulların başında Kuleli İdadisi, Mekteb-i Bahriye ve Galatasaray Mekteb-i Sultanisi gelmiştir.

Galatasaray Sultanisine ilk kez bir Türk beden eğitimi öğretmeni olarak Faik Bey atanmıştır. Bu arada 1809 yılında “jimnastik” yahut “Riyaziyat Bedeniyye” adıyla bir de kitap yayınlanmıştır. Bu modern Türk sporuna geçişte yazılan ilk kitap olması nedeniyle çok büyük önem taşır.

1859 yılında doğan Faik Bey, Türkiye’ nin ilk idmancısı olarak kabul edilir. Olaşanüstü yetenekli, kuvvetli ve komple bir sporcu olan aletli cimnastikteki bu ilk isim, cimnastikte de Faik Bey ekolü denilen bir akım yaratmıştır. 1903 yılında temelinde jimnastik hareketlerinin aşırlık kazandığı Beğiktaş Osmanlı Kulübü bu sporun çok sayıda genç tarafından uygulanmasına ve yayılmasına ortam hazırlamıştır.

Türk cimnastikçilerinin ilk uluslar arası teması 1906 yılında Atina’ da yapılan ara olimpiyatları ile olmuş, Selim Sırrı Tarcan’ ın sınıf arkadaşı Yorgo Albirantis iki elle 10 m’ lik ipe tırmanma yarısında dünya rekorunu  kırarak altın madalya kazanmıştır.

Arka arkaya gelen Balkan ve Kurtulu? Savağları nedeniyle ülkemizde gelişmekte olan öteki sporlarda olduğu gibi cimnastikte de bir duraklama görülmüştür.

Türkiye Jimnastik Federasyonu 1957 yılında kurulmuş, 1960 yılında FIG “Federation Intermationale Gymnastiq” in üyelişine kabul edilmiştir. 1957 yılından itibaren ülkeler arası yarışmalar organize edilmiş, 1960 yılından itibaren cimnastiklerimiz uluslar arası yarışmalara katılmıştır. 1993 yılında İsviçre’ de düzenlenen Avrupa Gençler Şampiyonası’ nda atlama beygirinden Murat Canba?’ ın, paralelde de Suat Çelen’ in altın madalya almaları, cimnastik sporu ile ilgili umutları arttırmış aynı yıl Akdeniz Oyunları’ nda Murat Canbağ atlama beygirindeki başarısın? tekrarlamış ve birinci gelmiştir.

1994′ ün sevindirici gelişmesi ise 1970 yılından beri katılmadığımız Dünya Jimnastik Şampiyonası’ na Murat Canbağ, Bahadır Altay ve Hakan Ünal’ dan kurulu bir ekiple katılığımız olmuştur. Avustralya’ da düzenlenen bu Şampiyonada Murat Canbağ atlama beygirinde dünya yedincilişini elde etmiştir.

Bolu’ da yapılan Balkan Büyükler Artistik ve Ritmik Jimnastik Şampiyonası’ nda sporcularımız 1 altın 2 gümüş 7 bronz madalya almış ritmik cimnastikte Aslı Sade Balkanlardaki ilk bronz madalyamız? kazanmış 1995 uluslar arası Boğaziçi Jimnastik Turnuvasında sporcularımız 1 altın (Suat Çelen-yer minderi), 2 gümüş, 2 bronz madalya kazanmışlardır.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir