Kültür Terimleri Sözlüğü – C
Kültür Terimleri Sözlüğü
[a] [b] [c] [ç][d] [e] [f] [g] [h] [i] [ı] [j] [k] [l] [m] [n] [o] [ö] [p] [q] [r] [s] [ş] [t] [u] [v] [w] [y] [z] [x]
caize
ar. 1 Şairlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafından kendilerine verilen bahşiş 2 Yazıda bir sözün olduğu gibi tekrarlandığını göstermek için alt hizasına konulan tırnak biçimindeki noktalama işareti “Belki bu ihsan veya caizelerin miktarlarında bazı tadilat yapıldığı kabul edilebilir.” -A. H. Çelebi
camedan
Eskiden giyilen kısa ve kolsuz, ön tarafı çapraz kavuşur bir yelek “Bilhassa ayak takımı, avam, esnaf camedan giyerdi.”
cami müziği
Türk dinsel müziğinin bir dalı. İslamiyetin ses güzelliğine verdiği önem, cami içinde özel bir müzik türü yaratmıştır. Batı’nın kilise müziğinde olduğu gibi, cami müziğinde çalgı eşliği yoktur. “Başlıca cami müziği türleri dua, ezan, salat, Cuma salatı, bayram salatı, tespih, miraciye, mevlit’dir.”
caz
“ing. 1 Başlangıçta Kuzey Amerika zencilerine aitken sonraları bütün dünyada benimsenen bir müzik türü 2 Bu müziği çalan orkestra ” “Onlar alaturka dinlemek istiyor, siz caz dinlemek istiyormuşsunuz.” -Ç. Altan. “Bunun lüks bir lokantası olacak hatta ileride bir caz bile temin edilecekti.” -R. N. Güntekin.
cazgır
Güreşecek olan pehlivanları yüksek sesle izleyicilere tanıtan ve dua okuyarak onları alana süren kimse “Cazgır haykırdı: Hoş geldiniz, sefa geldiniz erler meydanına!”
cebken
Zamanımızın ceketi yerinde askere, esnafa, rencbere mahsus eski bir üstlüğün adı “Yaşlıların cebkenleri siyah veya kahverengi, gençlerin de al ve mavi renkli kumaşlardan kesilirdi.”
celi
Hat sanatında her tür yazının uzaktan kolayca okunabilecek biçimde iri ve kalın yazılmış olanını niteler. “Şemsi Efendi’den celi, sülüs, tuğra yazı üsluplarını öğrendi.”
cinas
“ar. 1 Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma 2 Çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek kötüsünü öne çıkarma ” “En çok beğendiği manzumeler hep cinas, telmih, nükte gibi söz sanatları ve oyunlarıyla dolu olanlardı.” -A. Ş. Hisar
cizvit
Katolik mezhebini yaymak için kurulan hristiyan dini tarikatı ve üyesi “Arabacı Augustin, bunun isabet olduğunu, zira bu heriflerin çocuğu “bir cizvit, bir Tartuffe” yapacaklarını ilan ediyordu.” -Sami Paşazade Sezai.
cizye
ar. Osmanlı İmparatorluğu’nda müslüman olmayanlardan askeri hizmet karşılığı olarak alınan bir tür baş vergisi “Cizye Osmanlı Devleti’nin en önemli gelir kaynaklarından birisi olmuştur.”
cumba
1 Yapıların üst katlarında, ana duvarların dışına, sokağa doğru çıkıntı yapmış balkon 2 Eski evlerde pencere hizasından sokağa doğru çıkıntısı olan kafesli bölüm “Yola uzanan cumbaların altındaki destekler büyük annelerimizin sarkık gerdanlarına benzerdi.” -A. Ş. Hisar. “Nihayet dün gece komşu kadın cumbadan seslendi.” -M. C. Kuntay.
cumhur ilahi
Türk müziğinde dinsel müzik türü. “Cumhur ilahi Ramazan aylarında, Teravih namazından sonra, birden çok müezzinin topluca okudukları ilahidir.”.
cuna
Tülbend nevinden bir ince bez “Irz ehli olan avrat bağlanmaz yaşmak cuna”
cura
bağlama türünden çalgıların en küçüğü olan, iki ya da üç telli, tezene denilen bir mızrapla çalınan bir halk sazı “Özay Gönlüm cura, bağlama ve sazı birleştirerek yeni bir enstrüman icat etmişti.”
cübbe
Hukukçuların, üniversite öğretim üyelerinin, din adamlarının, mezuniyet törenlerinde öğrencilerin elbise üstüne giydikleri uzun, yanları geniş, düğmesiz giysi “Artık cübbenin altına kolalı gömlek giyiyor.” -M. C. Kuntay.
cülus bahşişi
Osmanlı padişahlarının tahta çıktığı zaman dağıttıkları para “Osmanlı padişahları sık değiştiği için cülus bahşişi yeniçeriler için gelir kaynağı olmuştu.”
cülusiye
ar. Osmanlı döneminde ozanların, tahta çıkan padişaahlar için yazdıkları kaside “Tevfik Fikret, Abdülhamit için bir cülusiye yazmışmış.” -N. Ataç.
