Kültür Terimleri Sözlüğü – D
Kültür Terimleri Sözlüğü
[a] [b] [c] [ç][d] [e] [f] [g] [h] [i] [ı] [j] [k] [l] [m] [n] [o] [ö] [p] [q] [r] [s] [ş] [t] [u] [v] [w] [y] [z] [x]
dantel
Kafes biçiminde bezemeli olarak ince ipliklerle örülen bir tür süsleme ögesi. 16. yy’da İtalya’da ortaya çıkmıştır. “Gözlerini açıp Maviş Hanımı elinde tığ, pencerenin önüne oturmuş, sabırla dantel örüyor görmüyor mu?” -A. İlhan.
darbuka
Ortadoğu ve Afrika’da değişik biçimleri olan bir usul vurma çalgısı. “Deri gerili yanı geniş, dibi dar, silindir biçiminde olan darbukanın gövdesi alüminyumdan ya da pişmiş topraktan yapılır.
darülfünun
üniversite “Osmanlılarda medrese eğitimi yanında bir darülfünun kurulması II. Abdülhamit zamanında gerçekleşmiştir.”
darüşşifa
Sağlık yurdu, Osmanlıcada hastane karşılığı sözcük “Darüşşifalarda hastalar tedavi edilirler.”
davul
Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı “Hafif sesli bütün aletleri susturup davulu sabaha kadar vurdurmak istiyorum.” -F. R. Atay
dede
Eskiden Mevlevi tarikatında çile doldurmuş olan dervişlere verilen ünvan. “Klasik müzikde de dede ünvanıyla anılan birçok besteci vardır.”
deformasyon
fr. Sanat yapıtında yer alan figür veya figürlerin gönderme yaptıkları dış gerçeklik olarak tanınabilir kalmakla birlikte, biçimlerinin doğada rastlanmayacak nitelikte değiştirilmesi “Modigliani’nin yapıtlarındaki insan figürlerinin, gerçekteki boyutlarıyla ilişkisiz olacak oranda inceltilip uzatılmaları bir deformasyon biçimidir.”
dekadan
“fr. XIX. yüzyıl sonlarında Fransa’da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı ” “Fakat son zamanlarda zuhur eden sembolist yahut dekadan edebiyatlar terbiye noktainazarından muzır amillerdendir.” -Z. Gökalp.
deneme
Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düz yazı türü “Öykülerimde, denemelerimde beni yazmaya iten yüreğimin taşmasıdır.” -N. Cumalı.
derbent
far.1 Osmanlılarda uç boylarında bulunan küçük kale 2 Osmanlılarda dağ geçitlerinde kurulan karakol ya da karakol binası. “Yaşamı boyunca derbentlerde görevden göreve koşmuştu.”
dergâh
“far. eskiden, tarikattan olanların toplandıkları yer, tekke. Dergâhta, tarikat ilkeleri öğretildiği gibi saz, koşuk eğitimi ve öğretimi de yapılırdı. ” “Çile çeken derviş, dergâhta kendisine gösterilen vazife dışında her istediğini okumakta ve bazı meşguliyetlerde bulunmakta serbestti.” -A. H. Çelebi.
derleme
Yazılardan, şiirlerden seçilerek bir araya getirilmiş, toplanmış (kitap) “Derleme sözler”
derviş
1 Bir tarikata girmiş, onun yasa ve törelerine bağlı kimse, alperen 2 Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse 3 Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse “Dervişlerin sade bir yaşamları olur, maddiyata ve mala mülke kıymet vermezler.”
desen
fr.1 Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılan çizim 2 Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir etme 3. Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi 4 Desen yapma sanatı “O, desen öğreniyor.”
destan
“far. 1 Tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiir, epope 2 Bir kahramanlık hikâyesini veya bir olayı anlatan, koşma biçiminde, ölçüsü on bir hece olan halk şiiri 3 Çağdaş Türk edebiyatında biçim ve içerik yönünden, geleneksel destanlardan ayrılık gösteren uzun kahramanlık şiiri, Üç Şehitler Destanı. Çanakkale Destanı. ” “Manas, Şehname, İlyada, Kalevala birer destan örneğidir.”
destegül
Kollu salta ile uzun cübbeye verilen isim; Mevlevi dervişleri bunu hücrede bulundukları sırada giyerlerdi “Mevlevilerin destegülü uzun kollu, bel hizasında nihayetlenen bir giysi idi.”
devşirme
1 Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi 2 Önce başka bir yapıda kullanılmış, sonra oradan alınarak yeni bir yapıda farklı ya da benzer amaçlarla ele alınmış yapı ögelerini niteler, bunlar genellikle bezeli ya da işlenmiş yapı taşlarıdır “Devşirme yöntemiyle Osmanlıların asker ve yönetici gereksinimleri giderilmiştir.”
deyiş
1 Halk şiiri, halk koşuğu, halk türküsü 2 Deme biçimi, söyleme biçimi, anlatış, üslup, biçem “Karacaoğlan’ı okudukça deyişin önemini daha iyi anlarız.” -N. Ataç
dil
1 İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban 2 Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi 3 Belli mesleklere özgü dil, Hukuk dili. 4 Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı, Müzik dili. Yazı dili. “Dilinden Anadolulu olduğu ancak belli oluyordu.” -S. F. Abasıyanık. “Halk dilinin günebakan ismini verdiği bu çiçek, güneşe âşıktır.” -H. S. Tanrıöver. “Hiçbir zaman onların arasına katılabilecek bir dil bulamadım.” -R. Mağden.
divan
“far. 1 Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser 2 (Divan edebiyatı terimi) Divan şairlerinin, yerleşmiş bir tertip üzere şiirlerini dizerek meydana getirdikleri eser 3 (Halk edebiyatı terimi) Rintçe ve laubali yazılmış gazel 4 Eskiden yüksek aşamadaki devlet adamlarının kurdukları büyük meclis 5 Padişahın önünde davaların görüldüğü meclis” “Sadrazam divanı, Kazasker divanı vb.”
dogmatizm
fr. Düşünce ve kuralları değiştirilemez kabul eden görüş şekli, dogmacılık “Türk düşüncesinin tekâmülünde Avrupa’nın ilmî görüşünü dogmatizme kadar vardırmamak için…” -Peyami Safa
dua
ar. Ses müziğinin cami müziği, dolayısıyla dinsel müzik içindeki biçimi. İslam dini cami müziğinde çalgıya yer vermediğinden, ses müziği olarak gelişti. “Pazartesi, perşembe geceleri yatağında gizli gizli Arapça dua okurdu.” -A. Gündüz.
dülbend
Pek ince beyaz bez, sarıklık bez “Dülbendin sık ve seyrek dokunuşuna, keten ve pamuk ipliğinden oluşuna göre çeşitleri vardır.”
