Marksist Felsefe

Marksist Felsefe

Marksist felsefe bilimde farklı bir bakış açısı meydana getirmiştir. Bunu anlayabilmek için, Lenin’in tekrar tekrar gözlemlediği gibi Marksizm’in dünya  felsefi düşüncesinin aksine kendinden önceki felsefenin en iyi yönlerinden ve toplumsal bilimlerin olumlu başarılarından yararlandığını anımsamak gerekir. Marksizm toplumsal yaşamın doğa bilimlerinin ve felsefi düşüncenin birleşik gelişmelerinin zorunlu bir sonucuydu. Marksist felsefe belirli toplumsal ve ekonomik koşulların bir ürünüydü ve bazı doğal ve felsefi ön koşullara sahipti.

Toplumsal ve Ekonomik Koşullar

Marksizm 1840’larda yeni bir devrimci sınıfın proletaryanın tarih sahnesinde belirdiği zaman ortaya çıktı. Proletaryanın doğuşu elbette daha öncelere rastlar. Ancak o devirde İngiltere, Almanya ve Fransa’daki devrimci eylemlerinden izlenebileceği gibi proletarya 1840’larda haklarını almaya hazır kuvvetli bir devrimci güç olarak ortaya çıkmaya başladı.

Mark’ın ve Engel’in büyük başarıları proletaryayı yeni bir devrimci sosyalist teori ile silahlandırmalarıyla oluşmuştur. Bu nedenle de sosyalizm belirli toplumsal koşulların doğrudan ürünüdür. Kapitalizmin gelişmesiyle birlikte işçilerin devrimci hareketi de hız kazandı. İşçi hareketi için devrimci bir teori hayati bir gereksinme olarak ortaya çıktı. İnsanların yaşam koşullarının bizzat kendisi Marksizm’in yaratılmasını gündeme getirdi.

Doğa-Bilimsel Önkoşullar

Doğa bilimlerinin 19. Yüzyılın ortalarındaki durumu da yeni bir dünya görüşüne duyulan gereksinmeyi açığa çıkarmıştır. Bilim ilerledikçe kendisinin dünyanın özünde durağan ve değiştirilemez olduğu yolundaki metafizik görüşle giderek daha büyük bir çelişkiye düştüğünü farketmiştir. Birleşik bir bütün olarak dünya kavramı özellikle “üç büyük bilimsel buluştan” güçlü destek gördü. İngiliz doğa bilimcisi Charles Darwin görülen hayvan ve bitki türlerinin herzaman şimdiki biçimlerinde var olmadıklarını tersine bunların çok uzun bir gelişme sürecinin sonuçları olduklarını kanıtladı. Bunun ötesinde hayvan ve bitki organizmalarının içerisinde en karmaşık yaşama ait süreçlerin yer aldığı, küçük hücrelerden oluştuğu da ortaya çıkarıldı. Bu buluş organik gelişmeyi doğru olarak anlayabilmenin temelini oluşturdu. Bu arada enerjinin korunumu ve dönüşümü yasası da bulundu. Artık anlaşıldı ki hareket yoktan var olmadığı gibi hiçbir iz bırakmadan da yok olamaz. Çeşitli hareket türleri birbirlerine dönüştürülür. Bu diyalektik gelişme teorisinin büyük bir zaferiydi.

Bilimsel gelişme özellikle doğal bilimlere ait bu üç büyük buluş Marksın ve Engelin geliştirdiği yeni diyalektik materyalist dünya görüşünün yayılmasını ve kabul görmesini hazırladı.

Marksizm’in militan, devrimci karakteri onun en önemli yanıdır. O herşeyden önce eylem için bir kılavuz; devrimci teori ile silahlanarak Marksist ülkülerin, tüm ilerici insanlığın ülkülerinin gerçekleşmesi uğruna korkusuzca savaşan işçi sınıfı ve tüm emekçi halk için bir mücadele silahıdır. İşte bunun içindir ki Marksizm’in ortaya çıkışıyla birlikte tarih insanlığa, sosyalist teoriyi proletarya hareketi ile bütünleştirmek: sosyalizmin manevi teorik silahı ile bu silahın tek kullanıcısı olabilecek maddi gücü, proletaryayı, halkı birleştirmek gibi hayati bir görev vermiştir.

Lenin’in Marksist Felsefeyi Geliştirmesi

Vladimir İlyiç Lenin (1870-1924) tüm yaşamını sosyalist teori ile işçi sınıfı hareketini birleştirme davasına adamıştır. Bu elbette kolay bir iş değildi. Marks ve Engel’in ölümünden sonra batıdaki bazı işçi partilerindeki revizyonistlerin Marksizm’in devrimci ruhunu unutturmaya çalışmaları bu güçlüğü daha da arttırmıştı. Fakat Lenin Marksizm’in bayrağını yeniden yukarı kaldırdı ve birçok güçlüğe rağmen onu zafere ulaştırdı.

Lenin yalnız Marksizm’i savunmakla yetinmedi onun belli başlı düşüncelerinin yaşadığı yeni tarihi –emperyalizm- dönemde daha da geliştirdi. Bu yeni dönemde toplum yaşamında ortaya çıkan değişikliklere ayak uydurabilmek için Marksizm’in özüne dokunmadan temel konuları geliştirmek gerekiyordu.

Lenin bu görevi yerine getirdi. Emperyalist dönemin, proletarya devrimlerinin, kapitalizmden sosyalizme geçiş ve sosyalizmin kurulması döneminin Marksizm’i olan Leninzm’in öğretisini oluşturdu. Sosyalist devrimin ve yeni bir toplumun inşa edilmesinin birçok belli başlı sorunlarının teorik ve pratik çözümlerine eşsiz modeller getirdi. Bunun sonucu olarak fikirleri, planları ve öğretileri günlük toplumsal, politik ve ekonomik yaşama çok esaslı etkilerde bulunmaya devam etti. (Spirkin-Yakhot, 21-28)

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir