Siangyang: Moğollara Beş Yıl Direnen Kale
Bazı kalelerin ünü, onları kimin inşa ettiğinden değil, onları kimin, ne kadar zaman boyunca ve nasıl kuşattığından gelir. Siangyang da böyle bir kale. 13. yüzyılın ikinci yarısında, Moğol orduları bu şehri tam beş yıl boyunca kuşattı. Çin’in güneyini yöneten Song hanedanının en güçlü kalesi olan Siangyang, sonunda düştüğünde, Song’un da sonu gelmiş oldu. Ve bu kuşatmayı sona erdiren şey, Orta Doğu’dan getirilen iki Müslüman mühendisin inşa ettiği dev mancınıklardı. Bu mühendislerden birinin adı ise İsmail’di.
Çin kaleleri serimizin on sekizinci durağında, Han Irmağı’nın kıyısındaki bu efsanevi kaleye gidiyoruz. Çin’in en geniş hendeğine sahip olduğu söylenen surları, Üç Krallık döneminin bilge stratejisti Zhuge Liang’ın yaşadığı köy ve Moğol-Song savaşının en dramatik sahnesi, Siangyang’ı serimizin en ilginç duraklarından biri yapıyor. Her zamanki gibi, kesin bilinenlerle efsaneleri ayırmaya özen gösterdik.

İçindekiler
- Siangyang Nerede?
- İkiz Şehirler: Siangyang ve Fancheng
- Zhuge Liang ve Longzhong
- Guan Yu’nun Fancheng Seferi
- Song Hanedanı’nın Kalkanı
- Beş Yıllık Kuşatma
- İsmail ve Alaeddin: Müslüman Mancınıkları
- Marco Polo’nun İddiası
- Siangyang’ın Düşüşü ve Song’un Sonu
- Song Hanedanı’nın Mirası
- Ming Surları
- Çin’in En Geniş Hendeği
- Romanlarda Siangyang
- Kuşatma Altında Hayat
- Çocuklarla Siangyang
- Siangyang’da Bir Gün
- Video
- İlhanlılar ve Doğu-Batı Bağlantısı
- Karşı Ağırlıklı Mancınık Nasıl Çalışır?
- Han Irmağı ve Çin Kültürü
- Siangyang Sofrası
- Ulaşım ve Pratik Bilgiler
- Hangi Mevsimde Gitmeli?
- Ziyaret İpuçları
- Fotoğraf İçin Öneriler
- Sık Sorulan Sorular
- Son Söz
- Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler
Siangyang Nerede?
Siangyang, Çin’in orta kesimindeki Hubei eyaletinin kuzeybatısında, Han Irmağı’nın kıyısında yer alıyor. Şehir, bir önceki yazımızda anlattığımız Cingcou’nun yaklaşık 150-200 kilometre kuzeyinde, eyaletin başkenti Vuhan’ın ise yaklaşık 300 kilometre kuzeybatısında bulunuyor. Han Irmağı, Yangtze’nin en büyük kollarından biri; kuzeybatıdaki Qinling Dağları’ndan doğarak Vuhan’da Yangtze’ye karışıyor.
Koordinatlar: yaklaşık 32°02′ K, 112°08′ D. Google Haritalar’da konumu açın.
Siangyang’ın konumu, Çin tarihinde son derece stratejik oldu. Şehir, kuzeydeki Çin ovalarını güneydeki Yangtze havzasına bağlayan yolların kavşağında bulunuyor. Kuzeyden güneye ilerlemek isteyen bir ordu, Han Irmağı vadisini takip ederek Siangyang’a ulaşır, buradan da Yangtze’ye ve güney Çin’e açılırdı. Bu yüzden Siangyang, tarih boyunca “güneyin kapısı” ya da “Çin’in beli” olarak anıldı. Bu kapıyı kim tutarsa, güneyin kaderini o belirliyordu.
İkiz Şehirler: Siangyang ve Fancheng
Siangyang aslında tek bir şehir değil, Han Irmağı’nın iki yakasında karşılıklı duran iki şehirden oluşuyor. Irmağın güney kıyısında Siangyang, kuzey kıyısında ise Fancheng bulunuyor. Bu iki şehir, tarih boyunca birbirini tamamlayan bir savunma sistemi oluşturdu. Fancheng, kuzeyden gelen bir saldırıyı karşılayan ilk hat; Siangyang ise, ırmağın arkasında, daha güçlü bir ikinci hat.
İki şehir arasında, ırmağın üzerinden geçen köprüler ve tekne bağlantıları vardı. Savaş zamanında, bu bağlantılar sayesinde iki şehir birbirine asker, erzak ve silah gönderebiliyordu. Bu yüzden bir saldırganın Siangyang’ı ele geçirmesi için, iki şehri birden kuşatması ve aralarındaki bağlantıyı kesmesi gerekiyordu. Bu ikiz yapı, Siangyang’ın tarih boyunca bu kadar zor ele geçirilmesinin en önemli nedenlerinden biri. Bugün iki şehir, Siangyang adı altında tek bir büyük şehirde birleşmiş durumda.

Zhuge Liang ve Longzhong
Siangyang’ın batısında, birkaç kilometre uzaklıkta, Longzhong adlı yeşil bir vadi bulunuyor. Bu vadi, Çin tarihinin en ünlü stratejistlerinden biri olan Zhuge Liang’ın gençliğini geçirdiği yer olarak biliniyor. Zhuge Liang, Üç Krallık döneminde Liu Bei’nin baş danışmanı ve Shu krallığının başbakanı oldu. Bilgeliği, zekâsı ve stratejik dehası nedeniyle Çin kültüründe bilgeliğin sembolü hâline geldi.
Kaynaklara göre, Zhuge Liang gençliğinde Longzhong’da, sade bir hayat sürüyor, kitap okuyor ve çiftçilik yapıyordu. O dönemde Liu Bei, kendisine danışmanlık yapacak yetenekli birini arıyordu. Liu Bei, Zhuge Liang’ı ziyaret etmek için Longzhong’a üç kez gitti; ilk iki ziyaretinde onu evde bulamadı, ancak üçüncüsünde görüşebildi. Bu olay, Çin’de “üç kez sazdan kulübeyi ziyaret etmek” deyimiyle anılıyor ve yetenekli insanlara gösterilen saygının sembolü olarak kabul ediliyor.
Bu görüşmede Zhuge Liang, Liu Bei’ye, Çin’in geleceğine dair bir strateji sundu. “Longzhong Planı” olarak bilinen bu stratejiye göre, Liu Bei önce Cingcou’yu ve ardından Sichuan’ı ele geçirmeli, Sun Quan ile ittifak kurmalı ve sonra kuzeydeki Cao Cao’ya karşı mücadele etmeliydi. Bu plan, Üç Krallık döneminin seyrini belirleyen en önemli stratejilerden biri oldu. Bir önceki yazımızda anlattığımız Cingcou’nun önemi de, bu planın bir parçasıydı.
Bugün Longzhong, Zhuge Liang’ın anısına düzenlenmiş bir tarihî park. Parkta, onun yaşadığı kulübenin canlandırması, tapınaklar, köşkler ve yürüyüş yolları bulunuyor. Yeşil tepelerin ve bambu ormanlarının arasında, Zhuge Liang’ın sakin hayatını hayal etmek mümkün.
Guan Yu’nun Fancheng Seferi
Cingcou yazımızda, Guan Yu’nun 219 yılında kuzeydeki Wei kuvvetlerine karşı büyük bir sefer başlattığını anlatmıştık. Bu seferin hedefi, işte Fancheng’di. Guan Yu, Fancheng’i kuşattı ve Wei’nin yardıma gönderdiği büyük bir orduyla karşılaştı.
Kaynaklara göre, o sonbaharda, Han Irmağı büyük bir taşkın yaşadı. Yağmurlar nedeniyle yükselen sular, Wei ordusunun konaklandığı alçak alanları bastı. Guan Yu, bu fırsatı değerlendirerek, teknelerle Wei ordusuna saldırdı ve onları büyük bir yenilgiye uğrattı. Wei’nin komutanlarından biri teslim oldu, diğeri ise esir alınarak idam edildi. Bu zafer, “yedi orduyu suda boğmak” olarak Çin tarihine geçti ve Guan Yu’nun ününü doruğa çıkardı.
Ancak, Cingcou yazımızda anlattığımız gibi, Guan Yu Fancheng’i kuşatırken, arkasındaki Cingcou, Wu kuvvetlerinin eline geçti. Fancheng, kuşatmaya direndi ve Guan Yu, sonunda geri çekilmek zorunda kaldı. Yani Siangyang ve Fancheng, Guan Yu’nun en büyük zaferinin de, en büyük trajedisinin de sahnesi oldu.
Song Hanedanı’nın Kalkanı
Siangyang’ın en önemli tarihî rolü, 13. yüzyılda ortaya çıktı. Bu dönemde Çin, iki büyük güç arasında bölünmüştü: kuzeyde, önce Cürçenlerin Cin hanedanı, sonra da Moğol İmparatorluğu; güneyde ise Güney Song hanedanı. Güney Song, Yangtze Irmağı’nın güneyini yönetiyordu ve başkenti Hangzhou’daydı.
Moğollar, 1234’te Cin hanedanını yıkarak kuzey Çin’in tamamını ele geçirdi. Bu noktadan sonra, Moğollar ile Güney Song arasında uzun ve kanlı bir savaş başladı. Bu savaşta Siangyang, Güney Song’un en kritik savunma noktası hâline geldi. Eğer Siangyang düşerse, Moğol orduları Han Irmağı’ndan Yangtze’ye inerek Güney Song’un kalbine ulaşabilirdi.
Güney Song, Siangyang’ı güçlendirmek için büyük çaba harcadı. Şehrin surları onarıldı ve güçlendirildi, hendeği genişletildi, büyük miktarda erzak ve silah depolandı. Siangyang ve Fancheng’de güçlü garnizonlar konuşlandırıldı. Siangyang, Güney Song’un adeta kalkanıydı.

Beş Yıllık Kuşatma
1260’ta Kubilay Han, Moğol İmparatorluğu’nun büyük hanı oldu ve Güney Song’u fethetmeyi en önemli hedeflerinden biri olarak belirledi. Kubilay’ın komutanları, Güney Song’u yıkmak için önce Siangyang’ı ele geçirmenin şart olduğunu düşünüyordu. Bu strateji, Song’dan Moğollara geçen bir komutan tarafından Kubilay’a önerilmişti.
1268’de, Moğol orduları Siangyang ve Fancheng’i kuşatmaya başladı. Bu kuşatma, tarihin en uzun kuşatmalarından biri olacaktı. Moğollar, iki şehrin etrafında bir dizi kale ve karakol inşa ederek, şehirleri dış dünyadan tamamen koparmaya çalıştı. Han Irmağı üzerinde de bir donanma kurarak, Song’un ırmak yoluyla yardım göndermesini engellemeye çalıştılar.
Ancak Siangyang ve Fancheng’in garnizonları, inanılmaz bir direnç gösterdi. Şehirlerin içinde yıllarca yetecek erzak depolanmıştı ve surlar son derece güçlüydü. Song hanedanı, kuşatmayı kırmak için birkaç kez yardım ordusu gönderdi; bunların bazıları, Moğol hatlarını yararak şehre erzak ulaştırmayı başardı. Kaynaklarda, bu yardım seferlerinden birinde, Song askerlerinin teknelerle Han Irmağı’nı aşarak şehre ulaştığı, ancak liderlerinin bu sırada hayatını kaybettiği anlatılıyor.
Kuşatma yıllarca sürdü. Moğolların geleneksel kuşatma silahları, Siangyang’ın kalın surlarına ve geniş hendeğine karşı yetersiz kaldı. Kubilay Han, bu durumu değiştirmek için yeni bir çözüm aradı. Ve bu çözüm, binlerce kilometre batıdan, İlhanlıların topraklarından geldi.
İsmail ve Alaeddin: Müslüman Mancınıkları
Kubilay Han, kuşatmayı kırmak için, kardeşi Hülagü’nün kurduğu İlhanlı Devleti’nden yardım istedi. İlhanlılar, o dönemde İran ve Orta Doğu’yu yönetiyordu ve Müslüman dünyasının gelişmiş kuşatma teknolojisine sahipti. Kaynaklara göre, İlhanlı hükümdarı Abaka Han, Kubilay’ın isteği üzerine iki Müslüman mühendisi Çin’e gönderdi. Bu mühendislerin adları, Çin kaynaklarında İsmail ve Alaeddin olarak geçiyor.
İsmail ve Alaeddin, Siangyang’a vardıklarında, Çin’de daha önce görülmemiş büyüklükte, karşı ağırlıklı mancınıklar inşa ettiler. Bu mancınıklar, büyük bir ağırlığın düşmesiyle elde edilen enerjiyi kullanarak, devasa taşları uzak mesafelere fırlatabiliyordu. Çin’de bu mancınıklar, “Müslüman mancınıkları” ya da “Huihui mancınıkları” olarak anıldı. Kaynaklarda, bu mancınıkların fırlattığı taşların yüzlerce kilogram ağırlığında olduğu ve isabet ettiği yerde büyük bir yıkıma yol açtığı anlatılıyor.
1273’ün başında, bu mancınıklar önce Fancheng’e yöneltildi. Mancınıkların taşları, Fancheng’in surlarında büyük gedikler açtı ve şehir kısa süre sonra düştü. Moğollar, Fancheng’in halkına ve garnizonuna karşı sert davrandı. Ardından mancınıklar, Han Irmağı’nın karşı kıyısındaki Siangyang’a çevrildi. Kaynaklara göre, mancınıkların fırlattığı bir taş, Siangyang’ın surlarındaki bir kuleye isabet ederek büyük bir gürültüyle yıkılmasına neden oldu. Bu olay, şehrin savunucularının moralini büyük ölçüde çökertti.
Bu hikâye, bizim için ayrı bir anlam taşıyor. İlhanlı Devleti, Moğol, Türk ve Fars unsurlarının bir arada bulunduğu bir devletti ve Orta Doğu’nun bilimsel ve teknik birikimini temsil ediyordu. Bu iki mühendisin tam kökeni hakkında kaynaklarda farklı bilgiler bulunuyor; bazı kaynaklar onların Musul ya da Şam gibi şehirlerden geldiğini belirtiyor. Ama ne olursa olsun, Siangyang kuşatması, İslam dünyasının bilim ve tekniğinin, Moğol İmparatorluğu aracılığıyla Doğu Asya’ya nasıl ulaştığının en çarpıcı örneklerinden biri.

Marco Polo’nun İddiası
Siangyang kuşatmasının hikâyesinde ilginç bir dipnot da var. Venedikli gezgin Marco Polo, seyahatnamesinde, Siangyang’ın düşüşünde kendisinin ve babasıyla amcasının rol oynadığını iddia eder. Marco Polo’ya göre, Kubilay Han’a mancınık yapmayı öneren ve bu mancınıkları inşa eden onlardı.
Ancak tarihçiler, bu iddianın doğru olmadığı konusunda büyük ölçüde hemfikir. Çin kaynakları, mancınıkları İsmail ve Alaeddin’in inşa ettiğini açıkça belirtiyor. Ayrıca, kuşatmanın sona erdiği 1273 yılında, Marco Polo’nun henüz Çin’e ulaşmadığı düşünülüyor; kaynaklara göre Marco Polo, Kubilay’ın sarayına 1275 civarında ulaştı. Bu nedenle, Marco Polo’nun iddiası, ya bir yanlış anlamaya, ya bir abartıya ya da seyahatnameyi yazan kişinin bir eklemesine dayanıyor olabilir.
Bu küçük tartışma, Marco Polo’nun seyahatnamesinin güvenilirliği konusundaki daha geniş tartışmanın bir parçası. Bazı araştırmacılar, Marco Polo’nun Çin’e hiç gitmediğini bile ileri sürüyor; ama çoğu araştırmacı, onun Çin’e gittiğini, ama anlattıklarının bir kısmını abarttığını ya da başkalarından duyduklarını kendi deneyimiymiş gibi anlattığını düşünüyor.
Siangyang’ın Düşüşü ve Song’un Sonu
Fancheng’in düşüşünden ve mancınıkların Siangyang’ı dövmeye başlamasından sonra, şehrin komutanı Lü Wenhuan, büyük bir ikilemle karşı karşıya kaldı. Beş yıl boyunca direnmiş, ama artık yardım gelme umudu kalmamıştı. Şehrin halkı ve garnizonu tükenmişti. Fancheng’in akıbetini gören Lü Wenhuan, 1273’ün başında, Siangyang’ı Moğollara teslim etti.
Siangyang’ın düşüşü, Güney Song için bir felaket oldu. Moğol orduları, Han Irmağı’ndan aşağı inerek Yangtze’ye ulaştı ve Güney Song’un topraklarına doğru hızla ilerledi. Lü Wenhuan ise, Moğollara katılarak onlara Güney Song’un savunma sistemi hakkında bilgi verdi. 1276’da Moğollar, Güney Song’un başkenti Hangzhou’yu ele geçirdi. 1279’da ise, Güney Song’un son direnişi de deniz savaşında kırıldı ve Song hanedanı sona erdi. Kubilay Han, Çin’in tamamını yöneten Yuan hanedanının ilk imparatoru oldu.
Yani Siangyang’ın düşüşü, Çin tarihinin en büyük dönüşümlerinden birinin başlangıcıydı. Bu dönüşüm, Çin’i Moğol İmparatorluğu’nun bir parçası yaptı ve Çin’i, Avrasya’nın geri kalanıyla daha önce hiç olmadığı kadar yoğun bir şekilde bağladı. Serimizin Cüyongguan yazısında anlattığımız Bulut Platformu’ndaki altı dilli yazılar, bu yeni dönemin çok kültürlü yapısının bir yansıması.
Song Hanedanı’nın Mirası
Siangyang’ın düşüşüyle sonu hızlanan Song hanedanı, Çin tarihinin en parlak dönemlerinden birini temsil ediyordu. Song döneminde, Çin’de matbaacılık, pusula ve barut gibi buluşlar geliştirildi ya da yaygınlaştı. Şehirler büyüdü, ticaret gelişti, kâğıt para kullanılmaya başlandı. Song dönemi resim sanatı, porselen sanatı ve şiiri, Çin kültürünün en yüksek noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
Song hanedanının yıkılması, bu parlak kültürün sona erdiği anlamına gelmiyordu. Moğol Yuan hanedanı, Song’un pek çok kurumunu, bilim insanını ve sanatçısını devraldı. Ancak Song’un düşüşü, Çin’in ilk kez tamamen yabancı bir hanedan tarafından yönetilmesi anlamına geliyordu ve bu durum, Çin’in kolektif hafızasında derin bir iz bıraktı. Siangyang, bu büyük kaybın sembolü olarak hatırlanıyor.
Bugün Siangyang’ın surlarında yürürken, bu büyük medeniyetin son kalesinin önünde durduğunuzu düşünmek, gezinize derin bir anlam katacak. Ve aynı zamanda, bu kaleyi düşüren gücün, Orta Asya bozkırlarından, Türk ve Moğol dünyasından gelen bir imparatorluk olduğunu hatırlamak, serimizin bütün hikâyesini birbirine bağlıyor.
Ming Surları
Siangyang’ın bugün gördüğümüz surları, büyük ölçüde Ming dönemine ait. Kaynaklara göre, Ming hanedanının ilk yıllarında, eski surların temelleri üzerine yeni ve güçlü surlar inşa edildi. Sonraki yüzyıllarda, surlar defalarca onarıldı ve güçlendirildi.
Siangyang surları, yaklaşık 7 kilometre uzunluğunda. Kaynaklarda surların çevresinin 7,3 kilometre civarında olduğu, yüksekliğinin ise 8-10 metre arasında olduğu belirtiliyor. Surlar, dikdörtgene yakın bir planı takip ediyor ve şehrin kuzey tarafında, Han Irmağı’na paralel olarak uzanıyor. Surların altı ana kapısı bulunuyor ve her kapının önünde, serimizde sık sık bahsettiğimiz türden kapı avluları var.
Surların kapılarından biri, Han Irmağı’na bakan kuzey kapısı, Linhan Kapısı olarak biliniyor; adı “ırmağa bakan” anlamına geliyor. Bu kapının önünden, ırmağın karşı kıyısındaki Fancheng’i görmek mümkün. Eski şehrin içinde ise, Zhaoming Kulesi adlı, yeniden inşa edilmiş görkemli bir kule bulunuyor; bu kule, eski şehrin ortasında yükselerek şehrin silüetine hâkim oluyor.

Çin’in En Geniş Hendeği
Siangyang’ın surlarını diğer pek çok Çin şehrinin surlarından ayıran en önemli özellik, hendeği. Siangyang’ın hendeği, kaynaklarda Çin’in en geniş şehir hendeği olarak tanımlanıyor. Hendeğin ortalama genişliğinin 180 metre civarında, en geniş yerinde ise 250 metreyi aştığı belirtiliyor. Bu, hendekten çok bir göl gibi görünüyor.
Bu devasa hendek, Siangyang’ın tarih boyunca bu kadar zor ele geçirilmesinin en önemli nedenlerinden biri. Kuzeyde Han Irmağı, diğer üç tarafta ise bu geniş hendek, şehri tamamen suyla çevreliyordu. Bir saldırgan, surlara ulaşmak için önce bu geniş su engelini aşmak zorundaydı. Moğolların beş yıl boyunca Siangyang’ı ele geçirememesinin bir nedeni de, işte bu hendekti. Ancak İsmail ve Alaeddin’in mancınıkları, bu su engelini aşarak surlara ulaşabilecek kadar uzun menzilliydi.
Bugün Siangyang’ın hendeği, şehrin en güzel yerlerinden biri. Hendeğin kenarları, ağaçlarla ve yürüyüş yollarıyla çevrili parklara dönüştürülmüş. Hendeğin sularına yansıyan surlar, özellikle sabah ve akşam saatlerinde muhteşem bir manzara oluşturuyor. Hendeğin üzerinde tekne gezileri de yapılabiliyor. Siangyang’ın halkı, sabahları hendeğin kenarında spor yapıyor, akşamları ise yürüyüşe çıkıyor.
Romanlarda Siangyang
Siangyang, Çin edebiyatında da önemli bir yere sahip. Üç Krallık Romansı’nda, Zhuge Liang’ın Longzhong’daki hayatı ve Guan Yu’nun Fancheng seferi, romanın en sevilen bölümleri arasında. Ama Siangyang’ı modern Çin’de bu kadar ünlü yapan şey, 20. yüzyılın ünlü yazarı Jin Yong’un dövüş sanatları romanları.
Jin Yong’un “Kondor Kahramanları” üçlemesi, Çin’in en çok okunan romanları arasında. Bu romanlarda, kahramanlardan Guo Jing ve eşi Huang Rong, Moğol kuşatmasına karşı Siangyang’ı savunuyor. Elbette bu karakterler kurgusal; ama romanlar, Siangyang kuşatmasını Çin’de milyonlarca insana tanıttı. Bu romanlar, defalarca televizyon dizisi ve film olarak da uyarlandı. Bugün Siangyang’ı ziyaret eden pek çok Çinli turist, bu romanların kahramanlarının izini sürüyor.
Edebiyatın tarihle bu şekilde iç içe geçmesi, Siangyang’ı bir şehirden çok bir sembole dönüştürmüş. Siangyang, Çin kültüründe kahramanca direnişin, sadakatin ve fedakârlığın sembolü. Surlarında yürürken, hem gerçek tarihin hem de edebiyatın kahramanlarını bir arada hissedebilirsiniz.
Kuşatma Altında Hayat
Beş yıl süren bir kuşatma altında yaşamak nasıl bir şeydi? Kaynaklar, bu konuda bize sınırlı ama etkileyici bilgiler veriyor. Kuşatmanın ilk yıllarında, Siangyang’ın içinde yeterli tahıl bulunuyordu; çünkü Song yönetimi, şehrin uzun bir kuşatmaya dayanabilmesi için büyük miktarda erzak depolamıştı. Ancak yıllar geçtikçe, bazı temel ihtiyaçlar azalmaya başladı. Kaynaklarda, özellikle tuz, kumaş ve yakacak gibi malzemelerin kıtlaştığı, şehir halkının giyecek bulmakta zorlandığı anlatılıyor.
Şehrin içinde, askerler ve siviller birlikte yaşıyordu. Askerler surlarda nöbet tutuyor, siviller ise şehrin günlük hayatını sürdürmeye çalışıyordu. Her gün, surların dışındaki Moğol kamplarından gelen sesler, savaş davulları ve zaman zaman yapılan saldırılar, şehrin gerginliğini artırıyordu. Song yönetiminden gelen yardım haberleri ise, halkın umudunu canlı tutuyordu.
Fancheng’in düşüşü ve mancınıkların Siangyang’ı dövmeye başlaması, bu umudu büyük ölçüde söndürdü. Kaynaklara göre, mancınıkların taşları şehre düştüğünde, yer sarsılıyor ve büyük bir gürültü kopuyordu. Bu korku ortamında, şehrin komutanının teslim olma kararı, belki de daha fazla can kaybını önlemek için alınmış zor bir karardı. Tarihçiler, Lü Wenhuan’ın kararını farklı şekillerde değerlendiriyor: bazıları onu bir hain, bazıları ise halkını korumaya çalışan bir komutan olarak görüyor.
Çocuklarla Siangyang
Siangyang, çocuklu aileler için de keyifli bir gezi noktası. Hendeğin kenarındaki parklar, çocukların koşup oynayabileceği geniş alanlar sunuyor. Surların üzerinde yürümek ve mancınık hikâyesini anlatmak, çocukların ilgisini çekecek deneyimler. Longzhong’daki yeşil vadi ve bambu ormanları da, çocuklar için huzurlu bir doğa gezisi olabilir. Gitmeden önce, Zhuge Liang’ın ve Guan Yu’nun hikâyelerini çocuklara anlatırsanız, onlar da bu kahramanların izini sürmekten büyük keyif alacaklardır.
Siangyang’da Bir Gün
Siangyang’ı gezmeye, hendeğin kenarında bir yürüyüşle başlamanızı öneririz. Hendeğin geniş sularına yansıyan surları görmek, Siangyang’ın neden bu kadar zor ele geçirildiğini hemen anlamanızı sağlayacak. Ardından, surların üzerine çıkarak şehrin çevresinde bir yürüyüş yapabilirsiniz. Linhan Kapısı’ndan Han Irmağı’na ve karşı kıyıdaki Fancheng’e bakmayı unutmayın.
Öğle yemeğinden sonra, eski şehrin içindeki sokaklarda dolaşabilir, Zhaoming Kulesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Öğleden sonra ise, Longzhong’a giderek Zhuge Liang’ın yaşadığı vadiyi gezebilirsiniz. Longzhong, şehir merkezinden kısa bir yolculukla ulaşılabiliyor ve gezmek için birkaç saat gerekiyor. Akşam, Han Irmağı’nın kıyısında, ışıklandırılmış köprüleri ve surları izleyerek günü tamamlayabilirsiniz.
Video
Siangyang’ın surlarını ve hendeğini gitmeden önce biraz görmek isterseniz, aşağıdaki video eski şehri güzel bir şekilde gösteriyor.
İlhanlılar ve Doğu-Batı Bağlantısı
Siangyang kuşatmasındaki Müslüman mancınıklarının hikâyesi, 13. yüzyılda Avrasya’nın ne kadar birbirine bağlı hâle geldiğini gösteriyor. Moğol İmparatorluğu, Cengiz Han’ın torunları arasında birkaç büyük devlete bölünmüştü: Çin’de Kubilay’ın Yuan hanedanı, İran’da Hülagü’nün kurduğu İlhanlılar, Orta Asya’da Çağatay Hanlığı ve Rus bozkırlarında Altın Orda. Bu devletler arasında zaman zaman çatışmalar olsa da, Yuan ile İlhanlılar arasında yakın ilişkiler vardı.
Bu yakın ilişkiler sayesinde, İlhanlılar ile Yuan arasında insanlar, bilgi ve teknoloji sürekli olarak gidip geliyordu. İranlı astronomlar Çin’e gelerek gözlemevleri kurdu; Çinli hekimler İran’a giderek tıp bilgilerini paylaştı. Müslüman tüccarlar, Yuan İmparatorluğu’nda önemli bir yer edindi. Kubilay’ın sarayında, Orta Asya’dan ve Orta Doğu’dan gelen pek çok Müslüman, Türk ve İranlı danışman, yönetici ve uzman görev yapıyordu.
İsmail ve Alaeddin’in Siangyang’daki rolü, bu büyük alışverişin en dramatik örneklerinden biri. Kaynaklara göre, Siangyang’ın düşüşünden sonra, bu mühendisler ve onların yetiştirdiği ustalar, Moğolların Güney Song’a karşı yürüttüğü seferlerde de görev aldı. Hatta Yuan döneminde, bu mancınıkları üreten ve kullanan özel bir askerî birim kuruldu. Bu birimde, Müslüman ustalar ve onların torunları nesiller boyu görev yaptı.
Bu hikâye, serimizin Türk ve İslam dünyasıyla Çin arasındaki bağları anlatan diğer yazılarıyla da güzel bir şekilde örtüşüyor. Cüyongguan’daki Uygurca yazı, Şian’daki Büyük Cami ve Nankin’den yola çıkan Müslüman denizci Zheng He gibi, Siangyang’ın mancınıkları da, bu bağların tarihteki somut izlerinden biri.
Karşı Ağırlıklı Mancınık Nasıl Çalışır?
İsmail ve Alaeddin’in Siangyang’da inşa ettiği mancınıkların neden bu kadar etkili olduğunu anlamak için, karşı ağırlıklı mancınığın nasıl çalıştığına kısaca bakalım. Daha önce Çin’de kullanılan mancınıkların çoğu, insan gücüyle çalışıyordu: bir grup asker, mancınığın kolunun bir ucuna bağlı ipleri aynı anda çekerek, öbür uçtaki taşı fırlatıyordu. Bu yöntemle fırlatılabilen taşların ağırlığı ve menzili sınırlıydı.
Karşı ağırlıklı mancınıkta ise, kolun kısa ucuna çok ağır bir ağırlık, örneğin taş ya da toprakla dolu büyük bir kasa bağlanıyor. Kolun uzun ucu ise aşağıya çekilerek sabitleniyor ve fırlatılacak taş bu uca yerleştiriliyor. Sabitleme serbest bırakıldığında, ağır karşı ağırlık aşağıya düşüyor, kolun uzun ucu hızla yukarıya kalkıyor ve taşı büyük bir güçle fırlatıyor. Bu sistem sayesinde, insan gücüyle çalışan mancınıklara göre çok daha ağır taşlar, çok daha uzak mesafelere fırlatılabiliyordu.
Karşı ağırlıklı mancınık, İslam dünyasında ve Avrupa’da 12. ve 13. yüzyıllarda yaygın olarak kullanılıyordu. Haçlı Seferleri sırasında, hem Müslüman hem de Hristiyan ordular bu silahları kullanmıştı. Ancak Çin’de bu tür büyük mancınıklar, Siangyang kuşatmasına kadar yaygın değildi. İsmail ve Alaeddin’in getirdiği bu teknoloji, Çin’deki kuşatma savaşlarının seyrini değiştirdi.
Han Irmağı ve Çin Kültürü
Siangyang’ın kıyısında aktığı Han Irmağı, Çin kültüründe özel bir yere sahip. Çin’in en uzun süre hüküm süren hanedanlarından biri olan Han hanedanı, adını bu ırmağın yukarı kesimindeki Hanzhong bölgesinden alıyor. Han hanedanının kurucusu Liu Bang, bu bölgede “Han Kralı” unvanını almıştı. Daha sonra, Han hanedanının adı, Çin halkının çoğunluğunu oluşturan “Han Çinlileri”nin adına da dönüştü. Yani bu ırmağın adı, bir bakıma Çin halkının kendi adının da kaynağı.
Han Irmağı, aynı zamanda Çin’in kuzeyi ile güneyi arasında önemli bir ulaşım yoluydu. Irmak boyunca tekneler, tahıl, tuz, ipek ve diğer malları taşıyordu. Siangyang, bu ırmak ticaretinin en önemli duraklarından biriydi. Bugün de Han Irmağı, Siangyang’ın en güzel manzaralarından birini oluşturuyor; ırmağın kıyısındaki parklar, akşamları yürüyüş yapan, balık tutan ve dans eden insanlarla doluyor.
Siangyang Sofrası
Siangyang’ın en ünlü yerel lezzeti, sabah kahvaltısında yenen sığır etli erişte. Bu erişte, baharatlı, yağlı bir et suyunda servis ediliyor ve genellikle yerel bir pirinç şarabıyla birlikte içiliyor. Sabahın erken saatlerinde, Siangyang’ın sokaklarındaki küçük lokantalarda bu erişteyi yiyen kalabalıkları görebilirsiniz. Ayrıca, Han Irmağı’ndan tutulan balıklarla yapılan yemekler de, Siangyang mutfağının önemli bir parçası.
Ulaşım ve Pratik Bilgiler
Siangyang’a ulaşmanın en kolay yolu, tren. Siangyang, Çin’in kuzeyini güneyine bağlayan önemli demiryolu hatlarının üzerinde bulunuyor; Vuhan, Şian ve Pekin gibi şehirlerden hızlı trenle ulaşmak mümkün. Ayrıca, Siangyang’ın bir havalimanı da var ve Çin’in bazı büyük şehirlerinden uçuşlar yapılıyor.
Şehir içinde, surlar, hendek ve eski şehir, taksiyle ya da yerel otobüslerle kolayca ulaşılabilir durumda. Longzhong’a gitmek için taksi ya da otobüs kullanabilirsiniz. Giriş ücretleri ve açılış saatleri değişebildiği için, güncel bilgileri önceden kontrol etmenizi öneririz.
Hangi Mevsimde Gitmeli?
Siangyang, Çin’in orta kesiminde, dört mevsimin belirgin olarak yaşandığı bir iklime sahip. Yazlar sıcak ve nemli, kışlar ise serin. En rahat ziyaret dönemleri, ilkbahar (mart-mayıs) ve sonbahar (eylül-kasım). İlkbaharda, hendeğin kenarındaki ağaçlar çiçek açıyor; sonbaharda ise hava serin ve gökyüzü berrak. Kış aylarında, nadiren de olsa kar yağdığında, surlar ve hendek çok güzel bir görünüme bürünüyor.
Ziyaret İpuçları
- Hendeğin kenarında yürüyün: Siangyang’ın en etkileyici özelliği hendeği. Hendeğin kenarındaki parklarda yürümeyi unutmayın.
- Longzhong’u ziyaret edin: Zhuge Liang’ın yaşadığı vadi, Siangyang gezisinin önemli bir parçası.
- Tarih okuyun: Üç Krallık dönemi ve Moğol-Song savaşı hakkında biraz okumak, gezinizi çok daha anlamlı kılacak.
- Cingcou ile birleştirin: Siangyang ve Cingcou, aynı eyalette ve aynı tarihin parçaları. İkisini birlikte gezmek güzel bir seçenek.
- Han Irmağı manzarasını kaçırmayın: Linhan Kapısı’ndan ve ırmak kenarından, karşı kıyıdaki Fancheng’i izleyin.

Siangyang’dan ayrılırken, hendeğin kenarında son bir kez durun ve surların suya yansıyan görüntüsüne bakın. Bu sular, iki bin yıl boyunca nice orduyu durdurdu; nice kuşatmaya, nice taşkına ve nice savaşa tanıklık etti. Zhuge Liang’ın Longzhong’dan çıkıp dünyaya açıldığı, Guan Yu’nun yedi orduyu suda boğduğu, Song askerlerinin beş yıl boyunca direndiği ve İsmail ile Alaeddin’in mancınıklarının sonunda bu direnişi kırdığı yer burası. Bu kadar çok hikâyeyi tek bir yerde bulmak, gerçekten nadir rastlanan bir şey. Siangyang, Çin’in tarih kitaplarının sayfalarından çıkıp karşınıza dikilen bir kale gibi.
Siangyang gezinizi, Cingcou ve Vuhan ile birleştirerek Hubei eyaletinde birkaç günlük bir rota oluşturabilirsiniz. Bu rota, Üç Krallık döneminin en önemli sahnelerini, Moğol-Song savaşının dönüm noktasını ve Yangtze ile Han ırmaklarının buluştuğu toprakları bir arada görmenizi sağlayacak. Çin’in kalbinde, tarihin en yoğun yaşandığı bölgelerden birinde yapılacak bu yolculuk, serimizin şehir surları bölümünü güzel bir şekilde tamamlıyor.
Fotoğraf İçin Öneriler
Siangyang’da en güzel fotoğraflar, genellikle hendeğin kenarından çekiliyor. Sabahın erken saatlerinde, su yüzeyi sakinken, surların ve kulelerin hendeğe yansıyan görüntüsü adeta bir ayna gibi. Akşamüstü ise, güneş batarken surlar sıcak tonlara bürünüyor ve hendeğin suları altın rengine dönüyor. Gece, surlar ve kapılar ışıklandırıldığında, hendeğin kenarından çekilen uzun pozlamalı fotoğraflar da çok etkileyici olabiliyor. Han Irmağı’nın kıyısından, karşı kıyıdaki Fancheng’i ve ırmağın üzerindeki köprüleri gösteren geniş açılı kareler de, Siangyang’ın ikiz şehir yapısını güzel bir şekilde anlatıyor.
Siangyang’ın hikâyesi, bize tarihin büyük olaylarının çoğu zaman küçük ayrıntılara bağlı olduğunu hatırlatıyor: bir ırmağın taşkını, bir komutanın kararı, iki mühendisin bilgisi. Bu şehirde dolaşırken, tarihin bu küçük ama belirleyici anlarını düşünmek, Siangyang’ı sıradan bir gezi noktasından çok daha fazlası yapıyor. Surların taşlarına dokunurken, bu taşların gördüğü bütün o kararları, umutları ve kayıpları hayal edin.
Ve belki de, bu taşların bize hâlâ anlatmak istediği çok şey olduğunu, onları dinlemek için sadece biraz zamana ve sabra ihtiyacımız olduğunu fark edeceksiniz. Siangyang, acele etmeden, sindire sindire gezilmeyi hak eden bir şehir.
Şimdiden hepinize iyi yolculuklar dileriz.
Sık Sorulan Sorular
Siangyang kuşatması ne kadar sürdü? Kaynaklara göre, 1268’den 1273’e kadar, yaklaşık beş yıl sürdü.
İsmail ve Alaeddin kimdi? İlhanlı hükümdarı Abaka Han tarafından Kubilay Han’a gönderilen iki Müslüman mühendis. Karşı ağırlıklı mancınıklar inşa ederek kuşatmanın sona ermesinde önemli bir rol oynadılar.
Marco Polo’nun iddiası doğru mu? Tarihçilerin büyük çoğunluğuna göre hayır. Çin kaynakları mancınıkları İsmail ve Alaeddin’in yaptığını belirtiyor ve Marco Polo’nun kuşatma sırasında Çin’de olmadığı düşünülüyor.
Siangyang’ın hendeği gerçekten Çin’in en genişi mi? Kaynaklarda bu şekilde tanımlanıyor; ortalama genişliğinin 180 metre civarında olduğu belirtiliyor.
Ne kadar zaman ayırmalıyım? Surlar, hendek ve Longzhong için bir tam gün yeterli.
Son Söz
Siangyang, Çin tarihinin dönüm noktalarından birine tanıklık etmiş bir kale. Zhuge Liang’ın bilgeliği, Guan Yu’nun cesareti ve trajedisi, Song garnizonunun beş yıllık direnişi ve İsmail ile Alaeddin’in mancınıkları, bu şehrin hikâyesini eşsiz kılıyor. Göl gibi geniş hendeğinin kenarında durup surlara baktığınızda, bu surların neden beş yıl boyunca Moğol ordularına direndiğini anlayacaksınız. Ve belki de, binlerce kilometre batıdan gelen iki Müslüman mühendisin, Çin tarihinin seyrini nasıl değiştirdiğini düşünerek, tarihin ne kadar birbirine bağlı olduğuna bir kez daha şaşıracaksınız.

Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler
Cingcou: Siangyang’ın güneyinde, Guan Yu’nun kaybettiği, Üç Krallık efsanelerinin kalesi.
Nankin Sur Kalesi: Moğolların yıktığı Song’dan sonra kurulan Ming hanedanının ilk başkenti.
Cüyongguan: Yuan döneminin çok kültürlü mirasını taşıyan Bulut Platformu’yla ünlü geçit.
Şian Sur Kalesi: Siangyang’ın kuzeybatısında, İpek Yolu’nun başlangıç noktası olan büyük şehrin surları.


Kuzeydoğuda Singçeng Antik Şehri serinin bir sonraki durağı.
