Kültür Terimleri Sözlüğü – i – j
Kültür terimleri sözlüğü ve diğer tüm terim sözlükleri için aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz.
a – b – c – ç –d – e – f – g – h – i – ı – j – k – l – m – n – o – ö – p – q – r – s – ş – t – u – v – w – y – z – x
iaşe
Yedirip içirme, besleme, bakma “İaşe son derece fena idi, açıkçası kıtlık vardı.” -R. H. Karay.
ibrişim
Kumaş üzerine işleme yapmak için kullanılan özel ipek iplik “Yay ipi koyun bağırsağından olabileceği gibi ibrişimden de imal edilebilir.”
icazet
1 İzin 2 Onay, onaylama 3 Diploma “İcazet Osmanlı döneminde ustalık kazananlara verilen onaydır.”
içerik
1 Bir şeyin içinde bulunanların bütünü, muhteva, mazruf 2 Sözlü veya yazılı anlatımda verilmek istenen öz, düşünce, duygu ve imgelerin bütünü. 3. Bir kelimenin veya kavramın anlamı “Eğitimin yalnız yöntemlerini değil, içeriğini de gözden geçirmek, düzeltmek gerekmektedir.”
ideoloji
Kabaca, kesin doğrular biçiminde formülleştirilmiş aforizmalarla temellendirilen bir düşünce, duygu, inanç ve eylem sistemleri bütünü olarak tanımlanan ideoloji, sanat alanındaki her tür yaratmayı belirleyen bir etmen olarak ele alınabilir. Gerek dinler, gerekse de, siyasal ideolojiler (ulusçuluk, marksizm vs.) dönemlerinin sanatsal yaratması üzerinde büyük ölçülerde etkili olmuşlardır. “Homeros’un, ortaçağda kendi kralının ideolojisine uygun olarak tarih yazan bir tarihçiden tek farkı, şair olmasıdır.” -Buket Uzuner, Uzun Beyaz Bulut
idol
fr. 1 Çok tanrılı dinlerde tapınılacak nesne 2 Örnek alınan, en çok hayranlık duyulan kimse “Semahat’in nazarında evvelden ben bir idol idim. Her şeyi benim için feda ediyordu.” -H. R. Gürpınar
ikon
fr. 1 Ortodokslarda İsa, Meryem veya ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış dinî içerikli resimleri 2 Bir kişi, düşünce, akım veya herhangi bir şeyi tek başına simgeleyen ve anlatan şekil veya resim “Fransız ikonlarından eski yazı levhalarına kadar bir yığın sanat eseri işlemeler, süsler onu saatlerce tutabilirdi.” -Ahmet Hamdi Tanpınar
ilahi
ar. Tanrı’yı övmek, ona dua etmek için yazılıp makamla okunan nazım “Bütün gün genç kızlar ilahiler söylemişlerdi.” -Ç. Altan
illüstrasyon
“fr. 1 Resimleme, tasvir 2 Kitap içindeki bir yazıyı açıklayan veya süsleyen resim ” “İllüstrasyonlarına en çok rastlanan kişi, ressam Münif Fehim” -Adalet Ağaoğlu “Bir Hüseyin Rahmi romanının illüstrasyonuna benzeyen moda şarkılardan ayrı şeylerdi.” -Ahmet Hamdi Tanpınar
iltizam
Hazine malı bir gelir kaynağının belli bir ücret karşılığında kişilere satılması yöntemi İltizam yönteminde vergi toplayanlar halka büyük eziyetler yapardı.”
imar
Bir kentsel alandaki yapılanma ve donatım etkinliklerinin tümü “Tarlası imar geçtiği anda çok değerlenecekti.”
imaret
ar. Eskiden yoksullara ve medrese öğrencilerine yiyecek dağıtmak amacıyla kurulmuş hayır kurumu “İmaret aşyeri anlamına kullanılmış olmakla birlikte, başlangıçta, herhangi bir dinsel yapıyı belirtmek için kullanılmıştır.”
imge
1 Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal, hülya 2 Genel görünüş, izlenim, imaj 3 Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri, hayal, imaj 4 Duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar, hayal, imaj “Efsanevi asi kız imgesine, bu imgenin kararlı ödünsüzlüğüne kavuşabilirdi.” -M. Mungan.
imgelem
1 Geçmiş yaşantılara özgü öğelerle şimdiki yaşantılar arasında bağ kurma gücü 2 Nesnelerin biçimlerini zihinde tasarımlayabilme yetisi, muhayyile “İmgelemimde bir sahne uyduruyorum. Deniz kenarında oturuluyor.” -N. Meriç.
ironi
fr. 1 Gülmece 2 Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme, alaysama “Bundan bir ironi yakaladıysanız itiraz etmem” -Adalet Ağaoğlu
iskarpin
“fr. Fransızca eskarpin’den ökçeli, konçsuz, zarif ayakkabı ” “Bu arada iskarpininin teki kuyuya düşer.” -A. Ağaoğlu.
işaret
Müzik yazısında kullanılan tüm öğeler topluca bu adla anılır. Dizek, anahtarlar, notalar, ivme belirten biçimler, değişik sürelerdeki es’ler, ölçü rakamları, bağ, sesin alçaltılacağını ya da yükseltileceğini belirten biçimler, vb. hepsi birer işarettir. “Müzik işaretlerini bilmediği halde eserleri hatasız çalıyordu.”
izlenimcilik
1 Doğayı, gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan, doğrudan doğruya gerçeği, nesneyi değil de onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı, empresyonizm 2 Sanat eserlerinin dış etkilerin içe yansıması, içte izler bırakması ve bu izlere dayanılarak yaratılması. “İzlenimcilik tabiatı gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ancak ondan edinilen izlenimin ölçüsünde ve niteliğinde anlatma yolunu tutan çığır, ki ondokuzuncu yüzyıl sonlarında meydana çıkmıştır.”
jingle
ing. cingıl 1 Ölçüsüz, kısa, eğlenceli şiirler, bir tür tekerleme 2 Bu şiirlerden ya da sözlerden bestelenen küçük şarkılar. Daha çok, reklam mesajlarının iletilmesinde kullanılan bir yöntem “Reklam mesajı ileten iyi bir cingıl’ın özgün, kısa, çarpıcı, akılda kalıcı ve etkileyici olması gerekir.”
jüri
Bir sanat yarışmasında eserleri değerlendirip bir sıralamaya sokan seçiciler kurulu “Ama bütün bu hizmetlerin görülmesinde, yönetim komiteleri bir jürinin tavsiyelerine uyacaktı.” -Yavuz Bülent Bakiler
