Başkirler

Başkirlerde Kıyafet ve Giyinme

Başkurt Ulusal Kıyafeti

Uzun zaman boyunca yarı göçebe hayatını yaşayan Başkurtların giyim için sık sık kullandıkları malzemeler deri, kürk ve yündü. İç çamaşır ve elbiseler Orta Asya ya da Rusya’dan getirilen fabrika kumaşlarından dikilirdi. Eskiden yerleşik hayatı sürdürenlerin giyimi genellikle ısırgan, kenevir, keten kumaştan idi.

Geleneksel erkek kıyafeti yakalı gömlek ve geniş (bol) pantalondan ibarettir. Gömlek üstüne kısa yelek, dışarı çıkıldığında dik yakalı kaftan ya da koyu kumaştan uzun düz elbise giyilirdi. Zengin beyler ve mollalar renkli Orta Asya ipeğinden kaftanlar giyerlerdi. Soğuk mevsimde Başkurtlar geniş çuha cüppe ya da koyun derisinden yapılan paltoya giyinirlerdi.

Yaşlı erkekler günlük başlık olarak koyu kadifeden gençler ise renkli ipler desenli rengarenk tekkeler takarlardı. Soğuk havada tekkeler üzerine keçeden ya da kürk şapkalar takılırdı. Bozkırlarda fırtınalar sırasında ense ve kulakları koruyan kalın kürk malahay tipli şapkalar insanı soğukluk ve rüzgardan kurtarırdı.

Başkurtların en yaygın ayakkabı çizmeydi, tabanı deriden, yanları yünlü kumaştan yapılırdı. Bayramlarda yerine deri çizme giyilirdi. Başkurtlarda lapti denilen huş kabuğundan, ipten örülmüş pabuçlara rastlanırdı.

Kadın kıyafeti elbise, şalvar ve yelekten ibaretti. Geniş etekli elbiseler desenli, kurdeleler ile süslüydü. Elbise üzerine desenli, sikkeler ve broşlar ile süslenmiş kısa yelek giyilirdi. Önce iş giyimi olarak kullanılan önlük sonra bayram kıyafetinin parçası oldu.

Kadınların çok çeşitli başlıkları vardı. Her yaştan kadınların başları eşarp ile örtülüydü. Bazı genç Başkurt kadınları başörtüsü altına mercan, ince, boncuklarla süslü küçük kadife takke, yaşlı kadınlar ise küçük kapitone pamuk şapka takarlardı. Bazen evli Başkurt kadınları başörtüsü üzerine yüksek kürk şapkalar da takarlardı.

Başkırt Şalı

Başkırtların gelenekleri, daha doğrusu Başkırt halk kıyafetinin unsurlarından bahsedeceğiz.

Bu unsurlardan biri – tüylü şaldır. İlk tüylü şalın üretildiği yerin Başkırtların oturdukları Güney Uralların step bölgeleri olduğu sanılıyor. Buralarda bugün de İmparatoriçe Yekaterina’nın köylerden birine gelişi ile ilgili hikaye anlatılıyor. Yerel sakinler değerli hediye olarak ona dantel gibi tüylü şal vermişler, ve gözünün önünde onu altın halkadan çekmişler. Başkurdistan sakinleri bu şalları yapan kadınların ustalığı ve şalın yüksek kalitesini şöyle değerlendiriyorlar: ‘bizim ‘bürümcüğümüz’ (yani şallar) Orenburg şehrinde yapılanlardan hiç te kötü değil. Onlar ince, hafif, ama kabarık değil, bizimkiler ise yumuşacık ve ipeksi’.

Keçi ve koyun yetiştirilmesi eskiden Başkırtlar arasında çok yaygındı. Höyükler kazıları sırasında taştan ve kemikten yapılan iğler bulundu. Son yıllarda ise Cumhuriyet’te çiftliklerin yaygın hale gelmesiyle keçi yetiştirilmesi hızlı gelişmeye başladı. Özel keçi cinsinin (yabay yalan tokomo) tüyü kaliteli iplik dokumacılığı için gereken niteliklere sahip, ince ve ayni zamanda sağlamdır.

Bu yerlerin sert iklimi, daima esen şiddetli rüzgar sakinlere tüyden yapılan kalın eşarpları (tavıt yaylık) taktırıyor. Bu beyaz eşarbın kenarında dört çizgiyle ve gri renginde iplerle süslenmiş. Başkırt kadının böyle eşarpı yapması için yaklaşık bir buçuk ay gerekiyor.

El orgüsü düşük verimliliğiyle çok zaman aldığı için geçen yüzyılın 60’lı yıllarından itibaren bazı süreçler mekanileştirilmiştir. Fabrikanın özel makinesi vasıtasıyla eşarbın ortası yapılır, evlerde çalışanlar ise onun süslemelerini örüyorlar. Hazır eşarplar bundan sonra fabrikanın boyama atölyesinde istenilen renge boyanıyor.

Başkırt tüylü eşarp ve şalları tüm Rusya’da ve ülke dışında tanınmış. Moskova, St Petersburg, Chicago, Paris’te düzenlenen sergilerde ödüller kazanmıştır. Her yerde hızla satılmıştır. Yüzyıllar içinde sıradan bir kadın el sanatı eşsiz sanat türüne dönüşmüştür, tüm dünyada ün kazanmıştır.

Şimdi Başkırt uzmanları sadece eşarp ve salleri yapmakla kalmıyorlar, türlü şeyleri örme teknolojilerini benimsemiş oldular. Şapkalar, yelekler, kazaklar, kostümler bile yapıyorlar. Onlar ünlü eşarplar kadar kaliteli. XXI. yüzyılın başı için bu olay gerçekten olağandışı: eski el sanatı sadece güncel olmakla kalmayıp aktif şekilde gelişiyor.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir